1. Abdülmecid ve anma töreni

Muhiddin NALBANTOĞLU

Sultan 1. Abdülmecid kendi adına düzenlenen bir sempozyum ile anılıyor. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’in imzasını taşıyan davetiyede, bu padişahın inşa ettirdiği Dolmabahçe Sarayı’ndaki törenin gerekçesi olarak Abdülmecid’in ölümünün 150. yıldönümü vesile gösteriliyor. Ayrıca onun bir reform padişahı, Tanzimat padişahı olduğu da vurgulanıyor. Bu tür törenler vesile kılınarak temsil edildikleri devrin yeniden yorumlanması belki yararlı olabilir. Dilerim ki, Abdülmecid ve dönemi konulu sempozyumda da Batılıların Osmanlı cihan devletini nasıl dinamitledikleri gündeme getirilerek bugün yaşanan çevremizde ve Türkiye’deki oluşumlara da değinilsin. Çünkü Abdülmecid devri Batılı emperyalistlerin müstemlekeler devrinin azgın dönemlerinde Osmanlı cihan devletinin üstünde bulunduğu hazineleri yağmalamak, Orta Doğu ve Avrupa Türkiye’sinin topraklarını paylaşmak gibi iştah kabartan girişimlerini büyük bir gizli sistem içinde ve çok sinsice, haktan görünerek yaptıkları girişimler bugün artık bütün gerçekleri ile bilinmektedir. Tanzimat reformlarının Türkiye’yi nasıl çökerttiğini tarihler büyük bir ibretle kaydetmektedirler. Bu konuyu bizden çok Batılı tarihçiler ayan-beyan yazmışlardır. Onlar “Türk imparatorluğunu reforme etmek, onu öldürmektir” diye kaydederler. Ancak Batılı ülkeler bu Tanzimat reformlarını Türkiye’ye empoze ederlerken bekledikleri Türk cihan devletinin çöküşünü yine de tam istedikleri gibi başaramamışlardır. Çünkü Türkiye’mizde Batı’nın gizli emellerinin farkında olan aklı başında devlet adamlarımız da vardı. Ancak bununla birlikte yöneticiler içinde yüksek dereceli masonlar da olduğu gibi daha o zamanlar Orta Doğu coğrafyasında vâsi (geniş) emelleri olan muhterisler de mevcuttu.
Tanzimat devlet adamları devrin padişahı Abdülmecid’i bir kuşatma altına almışlardı. Bazıları bu reformları eğer başarı ile uygulamazsak Orta Asya’ya sürüleceğimizi telkin ediyorlardı. Daha 17 yaşında padişah olan Abdülmecid, pek çok devlet adamına danıştıktan sonra Gülhane Hatt-ı Hümayunu’nu ilan etti. Bunu pek çok karar takip etti.
Türkiye’mizde pek çok Batılı ülkenin sahip olduğu müesseseler kuruldu.
Eğitim sistemine kadar uzanan pek çok reformlar yapıldı. Bunların müspet yönleri abartılırken menfî taraflarının üzerinde pek durulmadı. İlber Ortaylı Hoca’nın deyimi ile “İmparatorluğun En Uzun Yüzyılı”nın üzerinden bugün 150 yıl geçti. Bugün ise başta BOP olmak üzere etrafımızda yine iki Batı’nın (bunlar AB ve ABD’dir) korkunç üstü korkunç ihtirasları kabarmış taşmaktadır.
Remzi Oğuz Arık’ın dediği gibi “bir kahpelikler coğrafyası”nın tam merkezinde bulunuyoruz. Her an için Türkiye’mizi de bir savaşın içine çekmek ve tüketmek çalışmaları bütün korkunçluğu ve acımasızlığı ile sürmektedir. Churchill, “Ne kadar geriye bakarsanız o kadar ileriyi görürsünüz” der. Abdülmecid Han, devrinin girift ve acımasız entrikaları arasında ve çok genç yaşında veremden ölmüştür. Yerine, Sultan Abdülaziz’in İngiliz entrikaları ile hal’inden sonra mason padişah 5. Murad getirilmiştir.
Daha sonra onu takip eden üst üste süren ihtilâl hareketleri ile Osmanlı Cihan Devleti yok olmanın eşiğine getirilmiş ve bunda da başarılı olunmuştur.
Tam son dakikada ortaya çıkan bir Mustafa Kemal, onların bütün oyunlarını bozarak dipdiri çağdaş ve bütün müesseseleri ile modern bir Türkiye kurmayı başardı. Bugünkü Türkiye’ye baktığımızda Fuat Paşa’nın vaktiyle Fransa İmparatoru 3. Napoleon’a dediği gibi, “Biz içeriden Batılılar dışarıdan yıkmaya çalıştığı” halde ayaktayız.
Tanrı Türk’ü korusun ve yüceltsin.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş