1 Kasım senaryoları

A+A-
Servet AVCI

Tek başına AKP iktidarı: 1 Kasım'da böyle bir sonuç çıkarsa sürpriz sayılmamalı... Sadece iki puanlık artış ülkeyi yönetme yetkisini 4 yıl daha AKP'ye verebilir... 7 Haziran öncesinden beri tutturdukları "Biz tek başımıza iktidardan gidersek bunun karşılığı kaostur, krizdir, gerilimdir" korkutmacasının hayata geçtiğini veya geçirildiğini, bunun da bir kısım seçmen nezdinde karşılık bulduğunu görebiliyoruz... Ülkenin geçirdiği son 4 yıla bakarak, önümüzdeki 4 yılla ilgili neleri yaşayabileceğimizi düşününce nasıl bir risk altında olduğumuz çok açık ortaya çıkıyor... Fakat 'Gönülsüz oy veren seçmenler' ayrı sayılmayacağına göre böyle bir ihtimalin varlığını hiç de göz ardı etmemek gerekiyor...

AKP kaybettiği 'mutlak iktidar'ı yeniden ele geçirmek için çok ince çalışıyor... Hem toplam oy oranını yükseltmek için kitlelere "Burnunuz sürtüldü mü?" sorusunu daha kibar bir şekilde sürekli hatırlatıyor, hem de az oyla milletvekili kaybedilen illerde kamu ve özel imkânların seferber edildiği nokta çalışmalar yapıyor...

AKP-CHP koalisyonu: 2 parti için de, ülke için de büyük risk... Kutuplaşmanın bu denli yükseldiği bir dönemde, 2 parti de seçmeninin bir kısmını bu koalisyona ikna etmekte zorlanacaktır... Ülke açısından risk ise 'çözüm süreci'nin yeniden, üstelik eskisinden daha radikal biçimde hayata geçirilmesinde... Çünkü iki partinin bugüne kadar en az ayrılığa düştükleri konu bu... CHP'yle koalisyonda süreç buzdolabından çok daha seri bir şekilde çıkarılır ve bu koalisyon HDP'nin 'gözlemci' olduğu bir nitelik kazanabilir...

Bu koalisyonun süresini 'CHP'nin yolsuzluklarla mücadele kararlılığı' ve 'AKP'nin direnme potansiyeli' belirler... 'Çözüm süreci'yle ilgili özel durumlar gelişmez ve CHP'yi hükûmette her şartta kalmaya zorlayacak hem 'dış'tan hem de 'sermaye çevreleri'nden baskı sarmalı oluşmazsa, bu koalisyonun çok uzun ömürlü olamayacağını tahmin etmek zor değil...

AKP-MHP koalisyonu: Erdoğan ülkeyi üçüncü defa seçime götürmenin kendisine artık fatura çıkaracağını bileceğine göre, ara formüller üzerinde durmak zorunda... Dolayısıyla önceki gibi suçu MHP'ye yıkmak yerine MHP'li koalisyona rıza göstermek durumunda kalabilir... 'Çözüm süreci'yle ilgili aradaki uçurum, komplikasyonlara sebep olacağından ve şartlar esnetilse bile yolsuzluklar meselesi mutlaka gündeme geleceğinden bu koalisyon da bir sonraki normal seçim tarihini göremeyecektir...

Peki MHP böyle bir koalisyonu kabul eder mi? Bu tamamen partinin alacağı oyla ilişkili... Ülkenin içinde bulunduğu şartlar dolayısıyla normal olarak MHP oylarının artması beklenebilir... Artarsa, Devlet Bey, bunu önceki politikanın doğruluğunun delili sayıp, yine önceliği AKP-CHP koalisyonuna verebilir, halkın kendilerine muhalefet görevi verdiğini tekrarlayabilir... 

Buna kimsenin tahammülü yok ama eğer en kötü senaryo hayata geçer ve oy kaybı yaşanırsa, üstelik Meclis'te dördüncü parti durumuna düşülürse parti içinde çok büyük tartışma doğabilecektir... Bu durumda belki de tek çıkış yolu 'koalisyona girmek' olarak görülebilecektir... Böylece yeni bir gündem oluşturulabilecek ve bir anlamda 'sunî teneffüs' olarak değerlendirilebilecektir...

Tıpkı AKP'nin yeniden tek başına iktidara gelmesi gibi MHP'nin nispeten oy kaybetmesi de sürpriz sayılmamalıdır... Zira oyun MHP üzerine kurulmuştur... Çok orantısız güçle ve çok başarılı bir operasyonla MHP 'her şeye olmaz diyen', 'amacı bilinmeyen', 'iktidar olmak istemeyen' parti imajına sıkıştırılmıştır... Aylardır süren bu propagandanın etkisini kırmakta çok aciz kalındığı gibi Ankara patlamasından sonra gelen görüşme tekliflerine de 'hayır' denmesi bu imajı biraz daha pekiştirmiştir... MHP'nin duruşunu kitlelere kabul ettirmekteki yetersizliği sandığa olumsuz yansıyabilir... Bu da kalan kısa süre içerisinde üzerine tedbir geliştirilmesi gereken bir ihtimal...

CHP-MHP koalisyonu: Şu şartlarda bunun aritmetik anlamda hiçbir karşılığı yok... Veriler zaten yetersiz... HDP'nin desteği zaten peşinen haklı biçimde reddedildiğine göre bu ihtimali değerlendirmek israftan başka bir şey değil...

Sonuçlar ne olursa olsun, çok çalkantılı bir döneme giriyoruz... Bunu 7 Haziran'dan çok önce 'seçimler zinciri' diye ifade etmiştik... AKP az bir farkla tek başına iktidara gelse bile 'siyasî stabilizasyon'un sağlanması kolay görünmüyor... Çünkü sistem tıkanmış hâlde... Siyasette ve her alanda en hazırlıklı ve en diri olanların, ya yol bulmaları ya da yol açmaları gereken bir dönemin eşiğindeyiz..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları