1 MAYIS!..

A+A-
Hulki CEVİZOĞLU

Bugün 1 Mayıs.
Benim doğum günüm.
Ama asıl dünya işçileri ve emekçilerinin bayramı.
Soğuk savaştan bu yana 1 Mayıs hep sorunlu oldu.
Türkiye’de de.

TAKSİM’İN PROVOKATÖRÜ KİM?..
Bu yazıyı yazdığım saatlerde, Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu DİSK ve birkaç kuruluşun basın toplantısı yapılıyordu. Önceki gün de, hükümet yetkilileri ve İstanbul valisi açıklama yapmıştı.
Konu: İşçiler Taksim meydanına çıkabilir mi, çıkamaz mı idi.
Hükümet, 1977 1 Mayıs’ındaki gibi bir provokasyon kuşkusunu gündeme getiriyor.
Merak ediyorum, provokasyonu kim yapar?.. Ortalığı karıştıracak olan sadece Taksim Meydanı’nda mı bunu yapar?..
Provokatörleri engellemek -hangi meydanda olursa olsun- devletin görevi değil mi?
Yani devlet, kutlamalar Taksim’de olursa önleyemiyor, diğer tüm meydanlarda engelliyor, öyle mi?
Böyle devlet olur mu?
Olmaz.
Devletin -isterse- her yerde provokasyonu engelleyebileceğine inanıyorum. Demek ki mesele başka.

MEDYA PROVOKASYONU..
“Taksim’e cami” kavgası gibi Taksim’de 1 Mayıs sendromu söz konusu.
Bunu taraflar niçin çözemez, çözmek istemez, devlet önlem alamaz; anlamak mümkün değil..
İşçiler, emekçiler 1 Mayıs’ı çoluk çocuğuyla -düzenli ve denetimli biçimde- Taksim’de kutlasa ne olur!.. (DİSK’e de bir sözüm var. Taksim için bu kadar yoğun çabayı işçilerin ekonomik ve demokratik haklarında niçin göstermiyorsunuz?..)
Taksim’de hem de gündüz değil, geceleri -üstelik içkili biçimde- yılbaşı kutlamaları yapılmadı mı?
Provokasyon sadece meydanlarda mı oluyor?.. Bugün, hükümete yandaş medya provokasyon yapmıyor mu? Bir yandan, “hoşgörü, demokrasi” deyip, bunun tersini yapanlar, milyonlarca insanın katıldığı Cumhuriyet Mitingleri’ni “darbe” yanlısı ve katılanları da darbeci olarak suçlamıyor mu?
Milyonlarca (bir meydanda 4 milyon gibi) insanın katıldığı Cumhuriyet Mitingleri’nin önemi bugün daha çok ortayı çıkmıyor mu?
Çok sayıdaki Cumhuriyet Mitingi’nin hangisinde bir kişinin burnu kanadı, hangisinde birinin bir eşyası çalındı?..
Bugün Taksim’de olası bir provokasyondan ciddi ve samimi olarak endişe edenler varsa, Cumhuriyet Mitingleri’ndeki sükûneti kutlamaları gerekmez mi?

POLİS, ORDULAŞTI MI?
Geçen yıl, 1 Mayıs’ta yaşananları Ceviz Kabuğu programında tartışmıştık. Konuklar, İstanbul Ülkü Ocakları eski başkanlarından Nihat Çetinkaya ile Dev-Genç’in eski başkanlarından Atilla Sarp idi.
Nihat Çetinkaya programda, “AKP, polisle ikinci bir ordu kuruyor!” demişti. (Bakınız: Güneşi Beklerken kitabım, s.107.)
Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ, iki gün önceki (29 Nisan 2009) basın toplantısında, Ergenekon adlı soruşturma kapsamında toprak kazılarında bulunan lav silahlarıyla ilgili “Polisin elinde -en az- 3 bin lav silahı olduğunu” açıklamıştı. Bu silahlar 150 metreden bir tankın zırhını deliyormuş.(Bu ne kadar doğru bilmiyorum.)
2008 1 Mayıs’ından bu yana geçen bir yılda geldiğimiz durumun değerlendirmesini size bırakıyorum.
Huzurlu ve mutlu 1 Mayıs’lar  kutlu olsun..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları