10 Kasım açılımı!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Sonunda  “10 Kasım” ın da getirilmiş bulunduğu noktayı açık seçik millete göstermiş bulunuyorlar, hem de  “Bundan sonra böyle, işinize gelirse!..” edasıyla.. Bunu da şunun için yapıyorlarmış,  “Biz halktan aldığımız yetkiyle bunu yapıyoruz..” Yani halk, Türkiye’yi bunların benimsedikleri üslup içinde görmek istiyormuş!..
Öyle midir?!.
Bu 10 Kasım’da Anıtkabir’de anı defterini yazan A. Gül, Atatürk’e “Rahat uyu, izindeyiz, tıpkı senin istediğin gibi Türkiye’yi çağdaş uyuma açıyoruz. Muasır olun vasiyetine uyacağız” mealinde beyanda bulundu..
Başbakan da net söyledi..
“Atatürk ilke ve inkılaplarına bağlıyız..”
Eh o halde Allah kabul etsin..
Demek ki; “bağlılık” buymuş, biz anlama özürlü olduğumuzdan, olan biteni kavrayamıyoruz.. Yoksa yapılanlar tam Ata’nın istediği gibiymiş!..
Başbakan da  “Onun çizdiği yoldan Yurtta Barış Cihanda Barış için ve de muasırlığı elde etme peşinde”  ilerlenildiğini belirtti..
TBMM’de de aynı sözleri duyduk iktidar mensuplarından.. Mikrofonu eline alan bütün iktidar mensupları Atatürk’ü öve öve bitiremediler ve  “Barışçı ve Muasır” çabalarla ona layık olma sözleri verildi..
Şimdi bu, Atatürkçü, demokrat iktidarın, 10 Kasım 2009 günü uyguladığı muasır bir tutuma dönelim ve örnek alalım!..
Malumunuz  “O gün”  TBMM toplandı. İktidarın tüm Atatürkçülük beyanlarına karşın muhalefetin bu konuda kafasında soru işaretleri vardı..! 10 Kasım günü TBMM’ye “Açılım” meselesini taşımak Atatürk devrimlerine karşı bir rövanş olarak yorumlanıyordu.. Bu yüzden CHP, Ata’ya bağlılık pankartlarını oturuma taşımıştı..
Eşkıyanın dağdan gelerek Habur sınırında karşılanışında açılan pankartları  “Hoş manzara!” diye karşılayan Başbakan, CHP’nin pankartlarına sinirlenmiş.. Sonrasını gazete haberinden aynen okuyalım,
 “CHP’lilerin Meclis’te açtığı pankartlar Başbakan Erdoğan’ı öfkelendirdi. Erdoğan ile Meclis Başkanı Şahin arasında şu diyalog geçti...
Pankart krizinin ardından TBMM Başkanı Şahin oturuma ara verdi; o arada Başbakan Erdoğan Meclis’i terk etti.
Kulislere yansıyan bir iddiaya göre, Başbakan Erdoğan Meclis’i terk etmeden Genel Kurul salonunun arkasındaki odada grup başkanvekilleri ile yaptığı toplantı sırasında Şahin’le de görüştü ve aralarında sert bir diyalog geçti.
Erdoğan: Grup başkanvekillerini çağırdınız, ben de grup başkanı olarak toplantıya katılabilir miyim?
Şahin: Tabii ki buyurun.
Erdoğan: Bu nasıl iş kardeşim? Bu pankartları açmalarına nasıl izin verirsin. Attırsana o pankartları.
Şahin: Çıkartacağım efendim.
Erdoğan: Meclis böyle mi yönetilir? Burası miting meydanı mı?
Şahin: Gereğini yapacağım...”
Evet durum budur!..
Devlet protokolu şöyle der.. Bir Numara Cumhurbaşkanı, İki Numara TBMM Başkanı.. Bu habere göre Başbakan, tamamen tarafsızlığı namusu olan Başkan’a adeta fırça atıyor.. Meclis Başkanı boynunu bükerek dinliyor  “Sana ne, ne karışıyorsun işime”  diyemiyor.. Muasırlık budur işte!..
Başkanı koltuğa oturtan, bundan sonraki politik hayatını elinde tutan kimdir?!. Parti Genel Başkanı!.. Kim ne diyebilir..
Rahmetli Atatürk, ölümünden yetmişbir yıl sonra bile, bu millete ders alması gereken bir dolu çarpıcı örneğin vesilesi oluyor da..
Anlayan beri gelsin!..

Yazarın Diğer Yazıları