10 Kasım'da açılım

A+A-
Altemur KILIÇ

Reha Muhtar arkadaşımız, “Kürt açılımı” nın TBMM’de görüşülmesinin, tartışılmasının 10 Kasım’a -Atatürk’ün Ölüm Yıldönümüne- denk düşürülmesini eleştirenleri “eleştiriyor”!
Ben, bu “tesadüfü” kınayanlardan biriyim. Ya “duyarsızlık”, ya “münasebetsizlik”, en kötüsü Atatürk’ü “Kürt açılımına” alet etmek gibi bir art hesap olduğuna inanıyorum... Reha Muhtar’ın Atatürkçülüğünden şüphe etmiyorum. AKP’ye, ilke olarak, karşı olduğunu da o söylüyor...

Zamanlama
Muhtar;  “Ya ne zaman başlatılacaktı” diye soruyor. Atatürk’e yakışan, henüz içeriği açıklanmayan bu “açılımdır” demek istiyorsa, bu kökünden yanlış...
Evet, Atatürk bugün yaşasaydı, yarattığı bu milletin bağrından çıkan evlatların 25 yıldır halen savaştıklarını görseydi, her halde “Ey millet ben sizin birbirinizle savaşmanız için mi savaştım?” derdi. Ama Erdoğan’ın, ucu nereye varacağı malum olmayan, daha doğrusu malûm olan  “açılımını” kesinlikle tasvip etmezdi... Zira o çok önce böyle bir açılımın sonucunun, Türkiye’nin bölünmesi ve “Büyük Kürdistan” olacağını görmüştü... Bu açılımda, O’nun “Ne mutlu Türküm diyene” ilkesinden söz ediliyor mu? Aksine; eğer sezilerimiz doğruysa, “Erdoğan açılımının” temellerinden biri bu sözleri dağlardan, taşlardan silmek ve “Kürtlerin kimlik-kültür hakları” diyerek, Atatürk’ün üzerinde titrediği, “dil ve kültür” birliğini bozmak; “Kürt hakları” derken, Türklerin “haklarını” göz ardı etmek ve sonunda, üniter ulus devleti yok etmek.
Kısacası; Atatürk’ü zerre kadar sevmeyen, özümsememiş, fakat O’na, zoraki söz rüşveti veren AKP iktidarı, riyakârlıkla, O’nu amaçlarına “alet etmek” istiyor!

Atatürk’ü özümsemek
Eğer AKP’nin, açılımı 10 Kasım’a denk düşüyorsa bu, gerçekte Muhtar’ın dediği gibi, ülkeyi bu hallere -Türkiye’yi bölünmenin eşiğine- getirenleri kınamanın hatta tel’in etmenin zamanıdır.
Mustafa Kemal yaşasaydı, ülkeyi bu hallere, bu “açılımlara” kesinlikle  getirmezdi ve bazıları, böyle “açılmaya”  cesaret etseler onlara, “haydi oradan maskaralar”  diye hadlerini bildirirdi!
 Nereden mi biliyorum, biliyoruz? Çünkü bizler, O’nun düşüncelerini iliklerimize kadar özümsemiş ve sadece bu konuda değil, her olayda  “Atatürk olsaydı ne yapardı?”  diye soran Atatürkçüleriz.. Ve bunun için de, iktidarın “açılım” tartışmalarını O’nun ölüm yıldönümüne denk düşürmesini yadırgadık. Ancak iyi de oldu; bu vesileyle “açılımın” foyasını ortaya çıkarmak fırsatını bulduk.
Ben, genel görüşmenin 10 Kasım’da başlayacağını daha duymadan önce ölüm yıldönümünde, aynen bunları yazmayı tasarlıyordum...  
Özetle, Atatürk’ün topraklarımızı içine alacak “Büyük Kürdistan”la, sonuçlanacak bir harekete destek olması bir tarafa, topunu huzurundan kovardı, ama O sağ olsaydı bu gibiler iktidar olmak bir yana, ortaya bile çıkamazlardı ve bütün bu  “olanlar” olmazdı...
Reha Muhtar soruyor; “Mustafa Kemal gibi, geleceği gören, pragmatist, reel politiği dibine kadar hatmetmiş ve bir millet yaratmış lider ‘Hayır, hiçbir şey yapmayın... Yerinizde oturun, 30 yıl daha aynı terörle mücadele ediyoruz diye oturduğunuz yerde sayın’ mı derdi acaba?”
Hayır, kardeşim Reha; O, Cumhuriyetini korumak için gerekenleri, çelik iradesiyle hemen yapar ve herhalde gözü gibi sevdiği Ordusunun  komutanlarının böyle “harcanmasına” asla müsaade etmezdi...

NOT: Sevgili arkadaşım Bülent Ecevit’i ölümünün 3. yıldönümünde sevgi ve rahmetle anıyorum.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları