10'ncu Yıl Marşı'nın başına gelenler...

A+A-
Mevlüt Uluğtekin YILMAZ

Sevgili okuyucum; Haber Türk'ün, Hürriyet'in ve gazetemiz Yeniçağ'ın 17.06.2016 tarihli sitesindeki habere göre, 10'uncu Yıl Marşı, Bolu İl Millî Eğitim Müdürü Yusuf Cengiz tarafından yasaklandı. Yusuf Cengiz, Millî Eğitim Müdürlüğü'nde yapılan okul müdürleri toplantısında, okullarda 10'uncu Yıl Marşı'nın çalınmaması talimatını verdi. Gazetecilerin sorusu üzerine Müdür Yusuf Cengiz, "Okullarda 10'ncu Yıl Marşı'nın çalınmamasını söyledim. Artık 10'uncu Yıl Marşı mı kaldı? 2023'de 100'üncü yıl marşını yazacağız" dedi. Bu densizliğin gazetelere 'flaş haber' olarak yansıması üzerine, Müdür Yusuf Cengiz, aynı günün akşamı Haber Türk'ün sitesine verdiği açıklamada "Ben yanlış yaptım" diyerek geri adım attı. Fakat daha sonra CHP'liler bu densizliği çok yoğun şekilde protesto ettiler.

Aslında Kültür ve Turizm Bakanlığı da 10'uncu Yıl Marşı'nı sitesinden kaldırmıştı. Ama Bolu'daki bu 'aklı evvel' müdürün kendince "10'uncu Yıl Marşı'nın çalınmasını yasakladım" demesi üzerine Kültür ve Turizm Bakanlığı, çok yerinde bir hareketle, marşı sitesine tekrar koydu. Bakanlığın bu anlamlı tavrını kutluyorum.

Evet, 'aklı evvel' Bolu Müdürü'nün dediği gibi, bu ülkenin elbette 100'üncü yıl marşı da yazılmalı; ama 10'uncu Yıl Marşı'nın kime ne zararı var ki? Acaba bu rahatsızlık, güftesindeki her kıtada Türk sözünün geçmesinden mi doğuyor? Marşın ilk kıtasını okuyalım:

"Çıktık açık alınla on yılda her savaştan.

On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan,

Başta bütün dünyanın saydığı baş kumandan!

Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan.

Türk'üz: Cumhuriyetin göğsümüz tunç siperi;

Türk'e durmak yaraşmaz, Türk önde Türk ileri!"

Andımız'dan sonra 10'uncu Yıl Marşı da, az kalsın çöpe atılacaktı... Ama merak etmeyin, bir gün onun da hakkından gelirler. Ne yapalım; 'Ümmet' sağ olsun!

Efendim; yazacağımız çok konu var. Kısa cümlelerle anlatmaya çalışacağım...

İfade edeceğim konuyu, 1970'li yıllarda TRT'nin Televizyon Dairesi Başkanı olan saygıdeğer dost Yılmaz Dağdeviren gönderdi. Okuyalım efendim:

"Sinan Şamil Sam! 'Boğaz'ın Boğası' lâkabıyla tanındı. Yaptığı 35 maçın 31'ini kazandı. Bu galibiyetlerden 16'sını nakavtla elde etti. Dünya Kıtalararası Ağır Sıklet Boks Şampiyonu olan Sinan Şamil Sam, 30 Ekim 2015'te vefat etti... Ne cenazesine geldiler; ne Kur'an okudular; ne de Kâbe örtüsünü getirdiler... Ama söz konusu Muhammed Ali olunca iş değişti... Çünkü Muhammed Ali, dünya ölçeğinde propaganda fırsatı idi; prestijdi; reytingdi! Garibim Sinan Şamil Sam ise; halis muhlis, orijinal Türk şampiyonuydu; Türk Müslümanıydı! Dünya Ağır Sıklet Boks Şampiyonluğu'na ulaşan ilk ve tek TÜRK BOKSÖRÜYDÜ! Aziz Türk milletinin duaları ile yüreğimize gömüldü. Nurlar içinde yat Büyük Şampiyon!"

Ve kitap...

Değerli okuyucum; hiçbir İslâm araştırmacısı; kurucusu Türk olan, İslâm'ın özüne aykırı mezhep veya tarikatın varlığından söz edemez! İslâm'ın bilinen temel kurallarına aykırı mezhep veya tarikat yok mudur? Elbette vardır! Hem de dünya kadar... Ama bunların hiç birisinin kurucusu Türk değildir! Çünkü Türk, hangi dinde olursa olsun; dinini korur, yüceltir. İşte İmam Mâtürîdî! İslam güzelliğini, Türk coğrafyasına, aklı rehber yaparak yayan; bilimi ibadetten üstün tutan bir yüce bilgedir. Bu yüce bilgeyi, değerli bilim insanlarından yararlanarak Türk milletine "MÂTÜRÎDÎLİK" adıyla bir güzel armağan sunan Sayın Gürbüz Mızrak'ı gönülden kutluyorum. Sevgili okuyucum; Sayın Mızrak'ın "Mâtüridîlik" adlı bu eserini özellikle okumanızı dilerim. Esere Berikan Yayınevi'nin: (0312) 232 62 18 numaralı telefonundan ulaşabilirsiniz.

Esen kalın efendim.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları