12 Eylül darbecilerine neden dokunulamıyor?

İsrafil K.KUMBASAR

Takvim yaprakları 12 Eylül 1980 tarihini gösterdiği gece ABD Ankara Büyükelçiliği’nden Washington’a geçilen ‘çok acil’ ibareli mesajda aynen şu ifadeler yer alıyordu:
- “Bizim çocuklar harekete geçti?”
‘Our Boys’ların harekete geçmeleri ile birlikte 11 Eylül günü ‘oluk oluk akan’ kan 13 Eylül sabahı adeta ‘bıçak gibi’ kesiliyordu.
Ama aynı gün, ‘Anayasa’ rafa kaldırılıyor, ‘TBMM’ lağvediliyor, bütün ‘partilerin’ kapısına kilit vuruluyor, bütün ‘sendikaların’ ve ‘derneklerin’ faaliyeti durduruluyordu.
Ülke çapında eşi benzeri görülmemiş bir operasyonlar zinciri başlıyor, gözaltılar ve tevkifatları, ‘zulümler’, ‘işkenceler’, ‘zindanlar’, ‘darağaçları’ takip ediyordu.
12 Eylül’de tam 650 bin kişi gözaltına alındı.
210 bin davada, 230 bin kişi yargılandı.
517 kişi idam cezasına mahkûm oldu.
30 bin kişi yurtdışına sürgün edildi.
30 binden fazla kişi işinden oldu.

***

‘Devletini’sevmekten, ‘milletinin’ yücelmesini istemekten başka suçu olmayan ‘idealist’ gençlik, süngü ve dipçik darbeleri altında ezildi.
Ülkenin kendilerine emanet edildiğinin ‘farkında’ olan gençlik pasifize edildi, ‘ülke meselelerine’ duyarsız, ‘para/eğlence/şehvet’ üçgeni arasına sıkışan yeni bir gençlik modeli yaratıldı.
Toplum ‘korku duvarları’ arasına hapsedildi.
‘Düşünmek’, ‘konuşmak’, ‘yazmak’ yasaklandı, ‘geçmişe’ ihanet erdem, ‘yılgınlık’, ‘yozlaşma’, ‘köşe dönücülük’ yükselen değerler olarak gösterildi.
‘Sorgulamayan’, ‘eleştirmeyen’, değerlerinin yok olması karşısında ‘seyirci’ kalan, yukarıdan dayatılan her şeye peşinen ‘rıza’ gösteren, ‘boyun’ eğen, ‘teslim’ olan, herşeyi ‘sineye’ çeken, ‘suskun’, ‘tepkisiz’, ‘kimliksiz’ ve ‘kişiliksiz’ bir insan yapısı ortaya çıkarıldı.
‘Haklı’ ile ‘haklının’aynı kefeye konduğu ‘çarpık’adalet terazisi, ‘milli refleksi’ ortadan kaldırma sürecini hızlandırdı.
Peki, kazananlar kimler oldu?

***

Tam 28 yıl kocaman yıl geçti üzerinden.
12 Eylül, ‘zulüm’, ‘işkence’, ‘ölüm’, ‘vahşet’, ‘yıkım’ olarak tarihteki yerini aldı.
Ama 12 Eylül darbesinin, toplum üzerinde yarattığı ‘travmanın’ etkileri halen devam ediyor.
Ama, şu çelişkiye bakar mısınız?
‘Ergenekon’ soruşturması adı altında, ‘asla gerçekleşmeyen’, yalnızca günlüklere malzeme olan söylentilerden dolayı, ‘demokrasiyi’ koruma adına bu ülkede birçok vatan evladı gece yarıları, yaka-paça evlerinden alınarak kodese tıkılıyor.
Ama ‘demokrasiyi’ katleden asıl darbeyi gerçekleştiren ‘Our Boy’ ise, ‘geçici 15’nci madde’ koruması altında Marmaris’te ‘nü’ cinsinden resimler yapmaya devam ediyor.
En azından ‘ibret olsun’ diye, bu zatı ve arkadaşlarını, ‘sembolik’ de olsa ‘sanık’ sandalyesine oturtup yargılayabilecek bir mahkeme yok mu?
Adalet hep ‘baskın çıkanlardan’ yana mı?

***

Sabah saatlerinde ‘solcu’ bir genci öldüren tabanca, nasıl olmuştur da öğleden sonra ‘ülkücü’ bir gencin katledilmesinde kullanılmıştır?
12 Eylül’ün hesabı sorulmadan, Türkiye’nin ‘darbe’ tehditlerinden kurtulması asla mümkün değildir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş