12. Türk Kurultayı geliyor

Kürşad ZORLU

Biliyorum... İçinden çıkılması zor meselelerden birisidir bu. Zira bizim düşünce coğrafyamızda bu konuya odaklanmış kırgınlıklar, zamanla örselenen sevdalar, belki de ön yargılar bulunmaktadır. Sistematik eleştirilerin de en güçlü halkası olan “Türk kurultayları” meselesi, pek çok yerde konuşulmakta, sorgulanmakta ve hatta acımasızca tartışılmaktadır. Bu süreç devam ederken dünyada ve Türkiye’de yaşanan değişimle paralel olarak dış yurtlarda da yapısal dönüşümler meydana gelmektedir. Öncelikle Türk kurultaylarının düzenlenmeye başlandığı 1993 yılındaki algı ve beklentiler büyük ölçüde farklılaşmakta, “birleşme” ve “bütünleşme” kavramlarının yerini “karşılıklı ilişkiler” yaklaşımı almaktadır. Artık Türklük zemininde bir inşa ve çatı meydana getirme düşüncesinin eskisine göre gerçekleşmesi daha zor görünmektedir. Somut olarak Özbekistan Türkiye’ye adeta ambargo uygulamakta, Türkmenistan “Bağımsızlık sözleşmesi” ile resmin dışında kalmakta ve Kırgızistan etkisizleştirilmektedir. Azerbaycan ve Kazakistan Cumhuriyetleri gerek liderlik makamının ortaya koyduğu tavır ve gerekse ortaklaşan sorunlar sebebiyle Türk dünyası kavramının nefes alabilmesine imkan tanımaktadır. Açıkça belirtmek gerekir ki geldiğimiz noktada geçmişin söylem, ilke ve kurallarıyla harekete etmek giderek güçleşmektedir.

Türkeş ve Türk dünyası
Oysa geçmişe dönüp bakıldığında Türk dünyası kavramının Türk milliyetçileri ile vücut bulduğu görülmektedir. Bu hususta söz söylemenin yasak kabul edildiği dönemlerde Türk milliyetçileri “kültürel” temelli yaklaşımlar ortaya koyarak belirli bir toplumsal hafızanın yaşamasına katkı sağlamışlardır. Bu uğurda zorluklarla mücadele edilmiş ve suçlanmışlardır. Ancak Sovyetlerin dağılmasının ardından başlayan Türk Cumhuriyetlerini “tanıma” süreci, Türkiye’de de ciddi bir kamuoyu meydana getirmiştir. MHP’nin Efsanevi Genel Başkanı Alparslan Türkeş, yılların mücadelesini taçlandırmış ve “Türk Devlet ve Toplulukları Dostluk, Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı” nı toplamıştır. Türkeş liderliğinde gerçekleştirilen dinamik faaliyetler, bir yandan Türkiye kamuoyunu bilinçlendirmiş ve bir yandan da devletlerarası ilişkilerin artarak sürdürülmesine imkan tanımıştır. Bundan dolayı, hâlâ Türk dünyasında Türkeş’e ait izler bulunmaktadır.

Farklı bir konsept
Öte yandan çeşitli nedenlerle Türk kurultayı bir süre toplanamamış ve ara verilen kurultay süreci 2006 yılında yeniden başlamıştır.10.Kurultay Antalya’da, 11. Kurultay ise Bakü’de toplanmıştır. Bugüne kadar Kurultay’ın organizasyonu TÜDEV tarafından gerçekleştirilmiş ve değişik dönemlerde devletin farklı kurumlarınca finanse edilmiştir. Şimdilerde 12. Kurultay için ön çalışmaların yapıldığı, TÜDEV’in tek belirleyici olmayabileceği, yer olarak Ankara’nın planlandığı ve hatta seçim öncesine yetiştirilmeye çalışıldığı ifade edilmektedir. Ancak Türklük kavramının yeniden tariflenmesi girişimi ve kurultayların Alparslan Türkeş ile özdeşleşmiş olması, düzenlense bile karşımıza çıkabilecek yeni organizasyonun farklı bir konseptte olacağının işaretlerini vermektedir.

Peki ne yapmalı?
Böyle bir durumda Türk dünyasına inananların geçmişten güç alarak projelerini ortaya koyma ve yeni sözler söyleme zamanının geldiği çok açıktır. Başka bir ifadeyle, Türk milliyetçileri bu konudaki “rezervlerini” harekete geçirmek mecburiyetindedir. Değilse zamana yenik düşen şey, sadece insanlar olmayacaktır. Aynı zamanda idealler, amaçlar ve büyük zorluklarla oluşturulmuş imkanlar da bilinmezliğe sürüklenebilecektir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş