15 Temmuz benzeri girişimler yaşanabilir!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

ABD'de devlet cihazını elinde bulunduran klik kâh PYD/PKK, kâh İran ve Rusya üzerinden Türkiye/ABD ilişkilerini zehirlemek için elinden geleni yapmaktadır.

Son gelişmeler ve Türkiye'nin -özellikle- Kudüs bağlamında yüklendiği misyon, Suriye sorunu dolayısıyla kurduğu İran/Rusya ilişkileri ve aldığı inisiyatif Türkiye'yi hedef haline getirmiştir.

Suriye konusunda Türkiye-Rusya-İran üçlüsünün ortak irade koyması ve bunu kurumsallaştırması ABD'yi ciddi biçimde rahatsız etmiştir. Bunun üzerine ilave edilen S-400 konusu ve Zarrab Davası işin tuzu/biberi olmuştur.

Gelişen süreçte ABD'nin ortaya çıkardığı Kudüs sorunu ve Zarrab Davası Türkiye/ABD ilişkilerini iyice kötüleştirmiştir.

İslam İşbirliği Teşkilatı Olağanüstü Zirvesi'nde Türkiye'nin önderliğinde ilan edilen İstanbul Deklarasyonu'ndan yalnız ABD/İsrail ikilisi değil Suudi Arabistan, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri ciddi biçimde rahatsız olmuştur.

İstanbul'daki İİT toplantısında takınılan tavır ve BM'nin bu bağlamda koyduğu irade Arap rejimlerinin çoğunu, Körfez ülkelerini, bilhassa Suudi Arabistan'ı ciddi biçimde rahatsız etmiştir.

ABD ve İsrail'in kontrolündeki Arap ülkeleri ve Siyonist odaklar Türkiye'ye karşı 15 Temmuz benzeri askeri/siyasi girişimler başta olmak üzere akla gelmeyecek türden ekonomik provokasyonların altına imza atabilirler.

İsrail BAE üzerinden mesaj veriyor!       

Arap dünyasında Türkiye'yi hedef alan ciddi gelişmeler var. Türkiye aleyhtarlığı konusunda koçbaşı görevini de Birleşik Arap Emirlikleri yerine getiriyor. 

Başında belirtelim ki, Türkiye aleyhtarı siyasi konsept ABD/İsrail kontrolünde Suud/Mısır ekseninde Birleşik Arap Emirliği taşeronluğunda yürütülüyor.

                İsrail, Türkiye'ye mesajlarını günümüzde BAE üzerinden veriyor. Bu bağlamda Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) Dışişlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Enver Gargaş'ın "Arap dünyası Tahran ve Ankara tarafından yönetilmeyecektir" sözlerinin, kendi düşüncesi olduğunu söylemek mümkün değildir. Bu Arap dili değil İsrail dilidir. Türkiye/İran yakınlaşmasından en çok rahatsız olan ülke ABD ve İsrail'dir. İslam ülkeleri arasındaki yakınlaşmadan İslam düşmanı ülkeler rahatsız olur.

                Diğer yandan BAE'nin Dışişleri Bakanı, "Bölgedeki jeostratejik yarış Kahire ve Riyad merkezli güçlendirilmiş bir Arap birliğini gerekli kılıyor" diyor. Bu bağlamda Gargaş, Türkiye ve İran'ın bölgedeki hâkimiyetine karşı Suudi Arabistan ve Mısır'a birleşme çağrısında bulunuyor.

                Adam İsrail'i bırakıyor, Kudüs'ü unutuyor, Filistin'deki işgali görmezlikten geliyor dikkatleri İslam ülkeleri arasındaki sözde stratejik yarışa çeviriyor. Böyle bir hedef saptırması ancak İsrail, ABD ve Siyonist ihtiyaçlar için yapılabilir.

                Sudan ziyaretini çarpıtmak!

                Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Sudan ziyareti sonrası Mısır ve Suud basınında çıkan haberler, yapılmak istenilenin ne olduğunu ortaya koyar niteliktedir. Sözüm ona güdümlü basındaki malum odaklar Erdoğan'ın Sudan ziyaretini "Türkiye-Katar-Sudan ekseni" oluşturma stratejisi olarak değerlendirmişlerdir.

                Bu bağlamda Sudan Enformasyon Bakanı Ahmed Bilal Osman, "Bazıları ateşle oynamak istiyor. Biz, ekonomik ve siyasi olarak bağımsız bir devletiz. Her ne şartlarda olursa olsun Türkiye ile yakınlaşmanın faturasını ödemeye hazırız. Sudan halkının aşağılanmasını kabul etmeyeceğiz." demek zorunda kalmıştır.

                İstanbul'da yapılan Kudüs toplantısı akabinde ABD/İsrail ve Siyonist odaklar Türkiye'nin her adımını dikkatle izlemekte buna karşı güdümlerindeki odakları derhal harekete geçirmektedirler. 

                Pusudaki unsurlar hiç ummadık yerde, hiç ummadık yöntemlerle harekete geçirilebilirler.

                İktidarın bir kez daha "yanıldık" dememesi için her zamankinden çok daha fazla uyanık olma zorunluluğu vardır. İktidar medyasının pompaladığı "Dünyayı yöneten Erdoğan" böbürlenmesini bir an önce bir kenara koymak, gerçekçi ve akılcı çözümlemelerle olanı biteni anlamaya çalışmak lazımdır.

İktidar budalası yoz ve yandaş kesimin bir zamanlar "Bizden izinsiz Orta Doğu'da yaprak kıpırdamaz, biz oyun kurucu ülkeyiz" türünden söylemlerinin "değerli yalnızlıkla" sonuçlandığını hiç akıldan çıkarmamak gerekir.

  • Yorumlar 2
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları