17 Ağustos 1999 felaketinin hatırlattığı siyaset kurbanı bakan

İsrafil K.KUMBASAR

17 Ağustos 1999...
Bu tarih, sizlere neyi çağrıştırıyor?
Tam 8 yıl önce bugün, takvimler 17 Ağustos’u, saatler 03.02’yi gösterdiğinde Türkiye’nin en önemli bölgesi, ‘7.4 büyüklüğünde’ ölçülen ve yaklaşık ‘45 saniye’ süren korkunç bir deprem ile sarsıldı.
Tam 17 bin 480 kişi hayatını kaybetti.
100 binden fazla bina yıkıldı.
675 bin kişi, evsiz kaldı.
Merkez üssü Kocaeli’nin Gölcük ilçesi olan deprem, Türk ekonomisinin hayat damarları sayılan İstanbul, Bursa, Sakarya, Bolu, Düzce, Eskişehir ve Zonguldak gibi büyük sanayi merkezlerini de vurduğu için 20’nci asrın en büyük doğal afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Depremde İstanbul’un bir ilçesi olan Avcılar’da yaklaşık 1100 kişi can verdi.
Ancak, Avcılar’a en yakın yerleşim bölgeleri olan Bakırköy ve Florya’da oturan vatandaşlar bile depremin sonuçlarını pek fazla hissetmediler.
Çünkü, hemen harekete geçen hükümet, insanları ‘korkuya’, ‘telaşa’, ‘paniğe’ sevketmeden yaraları sarmaya koyulmuştu.
Çünkü o dönemde bir ‘bakan’ vardı:
Koray Aydın.

* * *

Anında bölgeye intikal eden ve icraatları ile adeta bir ‘mucizeye’ imza atan dönemin Bayındırlık ve İskan Bakanı Koray Aydın, Türkiye’nin en başarı bakanlarından birisi olarak tarihe geçti.
Bölgede yapılan hasar tespit çalışmalarında bizzat hazır bulundu, günlerce gözlerine uyku girmedi, gün oldu ‘makam arabasının içerisinde’ sabahladı.
Vatandaşı sokakta bırakmamak için hiç vakit kaybetmeden ‘çadırkentler’ kurdu.
Ardından, insanların yaklaşan kışı hissetmemeleri için ‘prefabrik konutları’ devreye soktu.
Söz verdiği gibi, yüzbinlerce ‘kalıcı konutu’ zamanında tamamlayarak, hak sahiplerine teslim etti.
Binaların enkazları bir ay içinde kaldırıldı, yollar yapıldı, elektrik, su, kanalizasyon şebekeleri onarıldı.
Depremin açtığı yaralar kısa sürede sarıldı.
İnsanlar ‘yeni bir umut’ ile hayata tutundular.
Yeni bir ‘ekonomik seferberlik’ başlatıldı.
‘Enkaz yığını’ haline gelen bölgeler, iki yıl içerisinde ‘hiçbir şey olmamış gibi’ yeniden ayağa kalktı.
Öyle ki, depremin merkez üssü Kocaeli, 2002 tarihinde Türkiye’de ‘üretimi’ ve ‘refah düzeyi’ en yüksek olan ilk 10 il arasına girmeyi başaracaktı.

* * *

Onbinlerce kişiyi canından ve malından eden, yüzbinlerce kişiyi evsiz ve işsiz bırakan tarihi afetin üzerinden tam 8 yıl geçti.
Peki, işbaşındaki mevcut iktidar ne yaptı?
Allah korusun, meydana gelmesi muhtemel yeni bir depremin zararlarını ‘en aza indirmek’ için hangi ‘plana’ ya da ‘projeye’ imza attı?
‘Deprem mevzuatı’, fiziki organizasyon ve tedbirler için yapılan düzenlemeler yeterli mi?
Arama kurtarma ekiplerinin ‘araç, gereç, alet ve edevatları’ ihtiyacı karşılayabilecek nitelikte mi?
‘Afet yolları’ meselesi çözüldü mü?
Deprem tehdidi altındaki kentlerin ‘zemin etüdleri’ yapılarak, yeni imar planları tamamlandı mı?
‘Yapı Denetimi’ ve ‘Deprem Sigortası’ hangi aşamada?
‘Afet güvenliği’ sağlanabildi mi?
‘Ağır hasarlı’ oldukları için yıkım çalışması kapsamana alınan binaların tamamı yıkıldı mı? 
Kamu binalarının durumu nedir? İstanbul’daki okulların sadece yüzde 4’ünün, hastanelerin ise yüzde 2’sinin onarıldığı iddiaları doğru mudur?
Ne yazık ki, olumlu cevap vermek zor.

* * *

Aksine, merkez üssü Bingöl’ün Karlıova ilçesi olan ‘5.7 şiddetindeki’ depremin ardından gelişen olaylar, AKP iktidarının ‘yapacakları hakkında’ bilgi sahibi olmak için yeterlidir.
12 Mart 2005 tarihinde meydana gelen depremde, bir tek kişi dahi hayatını kaybetmedi.
Sadece bazı binalar çöktü, 16 kişi yaralandı.
‘Kış ortasındaki’ depremden günler sonra, bölgeye gönderilen çadırların ‘yazlık’ olduğu ortaya çıktı.
Hasar tespit çalışmaları, ancak ‘bir yıl içerisinde’ tamamlanabildi, toplam 6 bin küsur bina ‘ağır hasarlı’ veya ‘hasarlı’ bulundu.
Hükümet, ağır hasarlı beyan edilen ‘4.500 binanın’ yıkılıp yeniden yapılması için Toplu Konut İdaresi’ni görevlendirdi.
Ancak dönemin Karlıova Kaymakamı, olup bitenlere şöyle isyan edecekti:
- “Buradaki toplam nüfus 6 bin. 6 bin tane konutu acaba kimin için yapacaklar?”
Tartışmalar bir yıl boyunca devam etti.
Neticede TOKİ’nin önderliğinde yapılan binalar, aradan tam 3 yıl geçtikten sonra ancak tamamlanabildi ve hak sahiplerine teslim edilebildi.

* * *

Bir tarafta ‘onbinlerce insanın’ hayatını kaybettiği, ‘sanayi tesislerinin’ çöktüğü, sosyal hayatının altüst olduğu bir bölgeyi, iki yıl içerisinde ‘yeniden ayağa kaldıran’ bir hükümet ortağı, ‘başarısız’ bulunarak sandığa gömülüyor.
Öbür tarafta bir tek insanın bile ölmediği mini bir depremde bile ‘hasar tespiti’ dahi yapamayan, ‘kişilerin yalan beyanına’ boyun eğmek zorunda kalan bir hükümet, ‘başarılı’ bulunarak seçimlerde oylarını iki katına çıkarıyor.
Ve ‘mucizevi’ icraatları ile tarihe geçen Koray Aydın, hâlâ suçlanıyor.
Hey gidi kahpe dünya hey!
Adaletin var mı senin?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş