25. Kürt isyanı ilan edildi!

Altemur KILIÇ
Eşkıya ile pazarlık yapıldığı iddiaları tartışılırken bölücüler, “Büyük Kürdistan” gerçekleştirmek için, 25. Kürt isyanını ilan ettiler! “Pazarlıklar yapıldığını iddia edenler, şerefsizdir” diyen Başbakan Erdoğan gerçekler karşısında kıvırdı; şimdi o da, Cumhurbaşkanı gibi. O da gerekçeleri ileri sürerek; “Siyasi iktidar olarak hiçbir zaman terör örgütü ve temsilcileriyle asla masaya oturup görüşme yapmayız. Devlet (çözüm aramak için) bazı şekillerde, kurumlarıyla bazı temaslar yapar. Mesela istihbarat kurumlarıyla yapar, onların görevi zaten budur” diyor.
Çevir kazı yanmasın! Kimse  “masaya oturuldu” demedi... AKP iktidarı doğrudan temas etmedi demedi... Doğrudur;  bu temasları yapmak, bir yerde istihbarat örgütlerinin görevidir de, bu neden daha önce söylenmedi? Ortada bir gerçek var; şöyle veya böyle bu temaslar yapılmış... İstihbarat örgütleri, kimin emrinde? Erdoğan bu temaslardan haberdar değil mi?.. Maksat sadece APO’dan ve Kandil’den bilgi almak mı? Yoksa en hafif tabiriyle, uzlaşma için, zemin yoklamak mı? Terör örgütüyle “Pazarlık ve uzlaşma”, kan dökülmesini durdurmak için olsa bile, onurlu bir hükümete yaraşır mı? Hele şu “Referandum zemininde” böyle temasların ve olası uzlaşmanın, “Evet”  getirisi için olduğu anlaşılmaz mı? “Şerefsiz ve alçak olan kim şimdi?”
Bir pazarlık söz konusuysa, bölücülük harekâtında yönetimi ele geçiren, “genişletilmiş”  Demokratik Toplum Konseyi eş başkanı Ahmet (neden-nasıl) Türk, Güneydoğu’da AKP ambalajına evet dedirtmek için şartlarını ortaya koydu:  “Öcalan çözüm sürecinde rol oynasın... Yeni bir demokratik Anayasa hazırlansın... Kürt tutuklular serbest bırakılsın. Yüzde 10 seçim barajı kaldırılsınTerörle mücadele yasası değişsin”...  
Baş şart, APO’nun affedilmesi ve baş müzakereci kabul edilmesi. Hatta APO’ya af vaat edildiği söyleniyor... İlke hususunda, zımni bir anlaşma olduğu belli de şimdi şartlar üzerine pazarlık yapılmakta... Doğrudan olmasa da “kurumlar aracılığıyla”! Bu temaslar yapılırken iktidarın bilgisi içinde bazı vaatlerde bulunulduğunu tahmin etmek yanlış mı olur?
Bölücülerin “Ilımlı” lideri Ahmet efendi şartlarını ortaya koydu... “Tek anamızın nikâhını istemediği kaldı” diyecektik, ama adam bunu da açıkça istiyor! Demirtaş ve Baydemir, ’Demokratik Özerklik’bayrağını dalgalandırırlarken, Ahmet bunların üzerine tüy dikti... “Özerk Kürdistan’ı” yani “Büyük Kürdistan”  devletini ilan etti. “Bu, birlikte yaşama projesidir”. diyor... Hayır. Bu, Türk topraklarından parça kopararak, “Büyük Kürdistan’ı” gerçekleştirmek için başkaldırıdır!.. 25. Kürt isyanıdır... Öyle algılanmalıdır! Bu isyana karşı yapılacak şey, “Neden olmasın” diye tartışmaya açmak değil, “tenkil ve tediptir” ... Tabii Atatürk’ün kurduğu üniter, ulus devletin, ilelebet yaşaması isteniyorsa... 
Bu “başkaldırı”, Erdoğan ve iktidarının ateşle imtihanı olacak. Pazarlık olmayan  “pazarlık sürecinde”, bu isyanın üzerine, sadece lafla değil, bir politikacı olarak değil, Devlet adamı olarak gider, gerekeni, Mustafa Kemal ve İsmet Paşa gibi yaparsa, Güneydoğu’dan “Evet”  almaz, ama Türk halkının övgüsünü kazanır! Farzımuhal, daha doğrusu diyelim ki  “Özerk Kürdistan”, “Büyük Kürdistan”, bayrağı ve de ordusuyla, Türkiye topraklarında kuruldu. Türkiye’nin her tarafında “işleri-aşları” olan, Türkiye’den ayrılmak istemeyecek binlerce Kürt vatandaşımız var! Onlar ne olacak? “Kürdistan”a tatile, yakınlarını görmeye, pasaportla mı gidecek ve sonra vize alarak mı dönecekler? Çifte vatandaş mı, olacaklar? Bu ülkede engellenmeden para kazanan Kürt kökenli iş adamları, Boğaz’daki yalılarını bırakacaklar mı? Yoksa Musa Anter’in zamanında dediği gibi, bütün Türkiye “Kürdistan” mı olacak... Neden olmasın!?
Kürt kökenli vatandaşlarla yıllardır beraber yaşadık, savaştık umutlarda, iyi günlerde, felaketlerde, beraber olduk... Biri birimize,  yanlışlar da yaptık... Her ne olmuşsa olmuş, Kürtlerle de et tırnak gibiyiz. Soylarında çeşitli kökler olan Türkleri nasıl, nerelerinden,  böleceksiniz? Tırnağı etten nasıl ayıracaksınız? Lazlardan, Çerkezlerden, Arnavutlardan vb. da kopmamız mümkün olmadığı gibi, Kürt kardeşlerimizden de kopmamız mümkün değil... İşte, şimdi kanlar, “tırnağı” etten koparmak için akıtılıyor! Kanı durdurmak için tek çare “Özerk Kürdistan” filan değil: “Ne Mutlu ki, Türküm” demek!..
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş