2B tezgahı, yeni bir Sulukule modeli mi?

İsrafil K.KUMBASAR

Başkalarının “Bahar rüzgarı” palavrasına güzelleme yapanlar, kendi vatandaşlarına “Yalan rüzgarını” reva görmeyi sürdürüyor.
Vatandaş ‘sütten’midesi bulanmış, ‘2B tezgahı’ ile yer kapatma, kapattıkları yerleri ‘aklama’ coşkusu içindeki dünyalık güruhunun atacağı adımlara dikkat kesilmiş.
Bir yandan da eskiden “Baba” diye eteğini öptükleri Süleyman Demirel’in infazına yönelik sürecin nasıl işleyeceğine kulak kabartmış, fısıltıları duymaya çalışıyorlar.
Yıkım ekibinin ‘medya ayağı’ gelişmeleri hasarlı bir şekilde götürmeye çabalıyor. Sadece ve sadece ‘geçmişe dönük’ hıncın etrafında kenetlenmiş olmanın, ‘yarınları’ kurmada pek de bir anlam ifade etmediğini görmeye başlayanlar, ‘gemiyi’ birer birer terk ediyor.
Gemide kalanlar ise zaten ‘sonucunu’ böyle öngördükleri gelişmelerden hayli memnun.
Köprüyü aşarken ‘sırtlarına bindikleri’ eşeklerin tek tek devre dışı kalması, kiminin küsüp; kiminin nedamet göstermesi beklenmedik bir şey değildi.
Kamuya çökmenin, çöreklenmenin ilk evresinde ‘hediyeler’ ile kafakola alınan zatlara artık ihtiyaç duyulmadığı ortada.
İşin daha kritik yanı ‘paylaşılacak’ olan artı değerin giderek azalması ve ‘herkesi hoşnut edecek’ miktardan uzak olması.

***


İşte tam da bu bu noktada ‘yeni kaynaklar’ devreye girdi bile.
‘Orman’ vasfını kaybetmiş arazilerin şu anda ‘kullanım hakkına’ sahip kişilere devlet tarafından satılmasını öngören ‘2B Yasası’ bu yeni kaynaklardan biridir.
Şöyle bir kulak kabarttığınızda duyacağınız ‘homurtular’, tablonun vahametini net bir şekilde ortaya koyacaktır.
Mesela Boğaz sırtlarına kondurulan tripleks villalar ile Sultanbeyli’deki gecekondular arasındaki ‘fiyat farkına’ bir göz atıldığında durum kendini ele verecektir.
Boğaz’dan artık ‘ekmek’ beklemek nafile. Dolayısıyla gözü daha çok ‘3. köprü güzergahı’ üzerinde bulunan, ‘garip gurebanın’ elindeki gecekondulara çevirmek gerek.
‘Gecekondu’ dediysek, buralar, o dönem de ‘cinliğin’ şahikasına ulaşmış ve hazretlerin de yakından tanıdığı belli bir bölgenin insanı tarafından vatandaşa ‘köy senetleri’ ile satılmıştır.
Satanlar, daha sonra ‘kentin mutena semtlerinde’ kendilerini ihya edecek mal ve mülkler satın almışlardır.
Tongaya getirilen garibanlar ise onlara verdikleri paranın yanı sıra bir de belediyeye ‘emlak vergisi’ ödeyerek, vatandaşlık görevini yerine getirmişlerdir.

***


Şimdi yapılmak istenen Sulukule’deki operasyonun benzeridir.
Oradaki Romanlar nasıl TOKİ’nin sadece ‘en alttakilere’ layık gördüğü dairelere yerleştirilip, malları ellerinden alındıysa, aynısı Sancaktepe, Sultanbeyli, Arnavutköy, Boğazköy gibi yerleşim birimlerinde sahneye konulacak.
Vatandaştan ‘ödeyemeyeceği’ bir meblağ talep edilip, aksi durumda malı elinden alınacak. Adalet bu ya. Yıllar önce o arazileri ‘satanların’ peşine asla düşülmeyecek.
Yine adaletten söz edeceğiz ya, belediyelerin yıllardır hangi ad altında ‘emlak vergisi’ topladıklarını sorgulamayacağız. Sadece ve sadece ‘yeni kaynaklar’ oluşturma adına ‘en alttakilerin’ çanına ot tıkacağız.
Aslında bu da bir yerde ‘adalet’ adı altında yıllardır kendine zulmedenlere ‘kucak açanlar’ için unutulmaması gereken bir ders.
“2B” dedikleri, bir rant dönüşümünün, “Hazine arazisine sahip çıkıyorum” palavrasının altında yürütülmesinden ibarettir ve ‘çok ocakların’ tarumar olacağına dair işaretler taşımaktadır.

***


Gelelim ‘orman’ ile Demirel ilişkisine.
Onun palazlandırdığı bir takım cemaat ağalarının adamları, bugün Çoban Sülü’nün paçasını fena halde dişlemiş durumda. ‘Siyasetin’ kurdu, ‘ilm-i siyasetin’kurtçukları ile niye böyle karşı karşıya geldi dersiniz?
‘Türkiye gerçeği’ işte o soruda yatıyor.
Tıpkı bugün ‘orman alanlarının talanı’ gibi, vaktinde bunlar devleti ‘Özal üzerinden’ sömürmeyi yeğlemiş, Demirel’i devre dışı bırakmışlardı.
Gün geldi Demirel yapılanları yüzlerine çarptı. Şimdi sıra ‘her devrin borusunu’ öttürenlerde.
Bakalım ‘orman kanunu’ kimin lehine işleyecek?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş