30 Ağustos duyguları

Yavuz Selim DEMİRAĞ

Babası Gazi tarafından Fransa’ya gönderilip yüksek tahsil gören, Türkiye’nin yaşayan en büyük tarihçilerinden ve tartışmasız entelektüeli olan değerli Hocam Togan Saraçoğlu, Kuleli’de anlatmıştı. Saraçoğlu’ndan Atatürk’e dair yüzlerce anektod dinledim. Çeşitli kaynaklardan binlercesini okudum. Ancak günün anlamını ifade eden bir anıyı yazının gövdesine yerleştirip, tabiri caizse taşı gediğine koymakta hep güçlük çekerim.
Gazeteci-yazar olmak farklı, edebiyatçı olmak bambaşka bir şey. Haddini bilmek te öyle. Tarih Hocam, Komutanım Togan Saraçoğlu’nun Atatürk’ün güreş hikayesini kendine has uslubuyla ölümsüzleştiren Nihat Genç yıllar önce SKY Tv.’de anlatmıştı. Hem de Hırant Dink’in öldürüldüğü o kritik günlerde. Memleketi Trabzon ve Türkiye’ye tarihi mesajlar vermişti. Anlayana tabii. Hayatta hiç bir şeyin tesadüf olmadığına inanırım. Saraçoğlu ve Genç’in Kastamonu’daki güreş hikayesini sosyal paylaşım sitesinden dostlarım dün yine göndermişler. O yıllar sakalında bir tek beyaz olmayan Nihat Genç’i yeniden izledim. Özetle şöyle anlattı;
 “Mustafa Kemal Kastamonu’dan dönerken bereketli ovalarda tarlada çalışan bir genç görür. Aracını durdurup iner. “Kolay gelsin, bereketli olsun” selamı ile köylünün yanına gider. “Koca tarlada yalnız başına çalışıyorsun. Maşallah, güçlü, kuvvetlisin. Güreşmeyi de biliyor musun?” diye sorar. Bıçkın delikanlı  “Türk olup da güreşmeyen olur mu?” cevabını verince gülümser Gazi.. “Haydi o zaman güreşelim” diyerek meydana çeker delikanlıyı. İstiklal Harbi’nde en çok şehid veren ilimiz olan Kastamonulu genç tereddüt etmez, tutuşurlar. Bir kaç el ense derken Gazi gence açık verir. Paçasına dalar delikanlı. Koca Atatürk’ün zor duruma düşmesinden endişe eden yaver koşup delikanlının ayağına çelme atarak vaziyeti kurtarmaya kalkışır. Mustafa Kemal yaverini azarlayarak uzaklaşmasını emreder.
Güreş bir süre devam eder, bu esnada toz toprak arasında delikanlının gömleğinin yakası yırtılmıştır. Köylünün testisinden su içen Gazi vedalaşıp ayrılır. Arabasına bindiğinde ardından el sallayan gencin yırtılan yakasını görüp üzülür. Ne de olsa yokluk yıllarıdır. Yaverine para verip köylüye götürmesini emreder. Ancak köylü inatçıdır, parayı kabul etmez. “Biz erkekçe güreştik benim yakam yırtıldı. Onun da pantolonu yırtılabilirdi” sözleriyle iade eder parayı. Yaver zor durumda ısrar edince, “Kim bu adam?” diye sorar. “Tüccar” cevabına inanmaz. “Bir tüccar böyle güreşmez. Hiç oyun yapmadı, hileye tevessül etmedi” der. Yaver çaresizce “Çiftlik sahibi, eşraftan zengin bir adam”yalanını söyler. Ama çarıklı erkandır köylü. “Hayır inanmam adam erkekçe güreşti, hiç üstünlük taslamadı. Beni ezmeye çalışmadı. Söyle kim bu adam?” deyip arda arda gelen cevaplara da inanmaz. “Yok, bu adam başka bir adam, dürüstçe güreşmez her adam” der.
Hikayenin bundan sonrası malumunuz. Nihat Ağabey, bunu televizyonda anlatırken Hirant Dink cinayeti ve Türkiye’deki durumdan kimlerin kazançlı çıktığını sıralayıp, hileyle, istihbarat yöntemleriyle, dijital terör unsuru sahte belgeler, gizli tanıklar, emniyet muhbirleri, serseri tetikçiler, yalancı şahitlerle kurgu yapmanın ahlaki olmadığını, inanılan mücadelede hileye başvurmanın günah olduğunu, güreşin de, kavganın da bir raconu olduğunu, dürüstçe, kurallarına, yasalara göre yapılması yönünde telkinlerde bulundu. Görüntüleri defalarca izlememe rağmen keyiflendim
Bir 30 Ağustos günü bunu niye mi yazdım? Malumunuz 30 Ağustos Zafer Bayramı Türk Milletinin varoluş zaferidir. Sivillerden ziyade askerin bayramı olarak bilinir. Asker o gün terfi ettiği rütbesini takar vs. Bir nevi askerin namus günüdür..
“Bütün renkler kirlendi birinciliği beyaza verdiler..” Asker de ne yazık ki bu kirlilikten nasibini almış durumda. Önce teamüller kaldırıldı. Kıdem hiçe sayılıyor. Terfilerde bir takım ayak oyunları sergileniyor, liyakat sınıfta kalmış. Silah arkadaşlığı hukuku hak getire. Vefa İstanbul’da semt adı. İkbal hesapları, haksızlık karşısında sus pus olmuş, kaidesi kaymış heykel tabloları vs.
İçim acıdı hepsi okadar..
Not: Bugün Ankara Kızılay’dan Anıtkabir’e elimde meşale ile yürüyeceğim. Mustafa Kemal’in askerlerini bekliyorum...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş