330 zor, referandum muğlak

A+A-
Ergun KAFTANCI

      Erdoğan, Kılıçdaroğlu'nu endişelendiren rejim konusuna değinirken birkaç kez, parlamenter sistemden vazgeçme niyetinde olmadıklarını ifade etti.

      Anlaşılan bu ifade, CHP Lideri'nin yüreğine su serpmemiş ki Kemal Bey günlerden beri "Rejimi değiştirmelerine asla izin vermeyiz" diye yeri göğü inletiyor...

      Erdoğan'ın kafasındaki rejim esas itibarıyla, parlamenter sistemin dışında kalan bir sistem değil. Dolayısıyla rejimin değişeceği endişesi galiba yersiz bir telâş...

      Kılıçdaroğlu daha ziyade, başkanlık uygulamasından ve başkana tanınacak yetkilerden endişe duyuyor olmalı.

      * * *

      Evvel emirde, sistem ve rejim kavramlarına açıklık getirmek lâzım...

      Aslında her ikisi de "Düzen" anlamındadır ve ikisi arasında  anlam açısından hiçbir fark yoktur.

      Dolayısıyla kimse, insanların kafasını karıştırmak amacıyla rejim ve sistem arasında fark olduğunu iddia etmemeli, bu kelimeleri kafasına göre şekillendirip kamuoyunun da zihnini bulandırmamalı... 

      * * *

      Dönelim konuya...

      Erdoğan da, Kılıçdaroğlu da aynı şeylerden bahsediyorlar ama nedense ikisi de, kafalarındaki yönetim biçiminin ayrıntılarını

sanki gizemli bir değermiş gibi saklamaya özen gösteriyorlar...

      Aslında hepimiz için önemli olan, getirilebilirse yeni yönetim biçiminin ayrıntıları ve kriterleri.

      Onlardan bahsedilmiyor; varsa yoksa rejimin parlamenter olup olmayacağı tartışması...

      * * *

      Başka yolu yok, sistem kesinkes parlamenter olacak...

      Yalnız bazı farklar gündemde; Erdoğan'a göre başbakanlık olmayacak, keza cumhurbaşkanlığı yardımcılığı da. Bu görevi zaruret halinde eskisi gibi TBMM Başkanı üstlenecek...

      Cumhurbaşkanına başka yetkiler de veriliyor...

      * * *

      Ayrıntılara girmek istemiyorum, çünkü çalışmalar iki ayaklı...

      AKP'nin koşullarına MHP, MHP'nin koşullarına AKP itiraz ettikçe değişim yaşanıyor...

      Yanılmak istemiyorum!

      * * *

      Eski MHP'li Tuğrul Türkeş gibi rakama dayalı tahminler yapacak değilim. Yalnız içimden bir ses "MHP'li vekillerin 30'u AKP'ye koşut oy vermeyecek, yani AKP Meclis'te 330 oyu bulamayacak" diyor...

      O zaman referanduma da gidilemeyecek...

      Varsayalım ki 330 bulundu ve referanduma gidildi; o zaman seçmenin yüzde 49 kadarı başkanlığa evet, yüzde 48'i ise hayır diyebilir. Bu dengenin evet aleyhine değişmesi de söz konusu olabilir; alınacak sonuç kesinkes tarafların çalışmasına bağlı.

DP kuruldu, hedef seçimde iktidar

------------------------------------------------------------------

       Serdar Okuyucu kıdemli bir çoban; çobanlar ona "Duayen" de diyebilir. Malûm, herhangi, bir alanda biraz kaşarlanmış bir ismi gördük mü hemen bu sıfatı yapıştırıyoruz...

       AKP Gençlik kollarında siyaset yapmış, daha sonra "Harun olarak geldiler, Karun oldular" diyerek AKP'yi sert dille eleştiren, ilerleyen zamanda da AKP'ye geçip Başbakan Yardımcılığı'na kadar yükselen (!) muhteremin Has Parti'sinde bulunmuş...

       AKP'ye katılmamış, çobanlığa devam etmiş...

       * * *

       Bir gece, dolunayı görünce aklına parti kurmak gelmiş. O gece oturmuş, sabaha kadar parti tüzüğünü yazmış, gün ağırınca da kuruluş dilekçesini vermiş...

       Bugün 60 ilde örgütü var Dolunay Partisi'nin (DP). Hedef 81 ilde örgütlenip Genel Kongre yapmak, ardından da seçimlere girerek tek başına iktidar olmak...

       Partiye kayıtlar da devam ediyormuş...

       Serdar Okuyucu hem DP Genel Başkanlığı'nı, hem de kurduğu küçük çiftliğindeki hayvanlara çobanlığı birlikte sürdürüyormuş...

       Etrafındakilere "Halk beni yadırgar mı" diye soruyormuş...

       Ben söyleyim, kimse yadırgamaz. Bu toplum, kendisini çoban, ahaliyi sürü ilan eden muhtereme ne tepki gösterdi ki Serdar Bey'e göstersin!...

       * * *

       Bu vesileyle bir kez daha "Çoban Sülo" yu hatırladım. 9. Cumhurbaşkanımız Süleyman Demirel'in kabri nûr, mekânı cennet olsun; çobandı filan ama zekâ küpü büyük devlet adamıydı, hizmetleri asla yadsınamaz!

ANLAMLI SÖZLER

------------------------------

       Yoksulluğun hüküm sürdüğü yerde, ne utanma kalır, ne ahlâk, ne namus, ne de ruh.  (BALZAC)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları