5. Dünya Su Forumu:"Farklılıkların Suda Yakınlaşması"

Sadi SOMUNCUOĞLU

“5. Dünya Su Forumu”  İstanbul’da toplandı. Ana teması,  “Farklılıkların Suda Yakınlaşması” imiş. Merkezi Marsilya’da bulunan Dünya Su Konseyi tarafından düzenlenen foruma, devlet ve hükümet başkanları, ilgili bakanlar, çok sayıda yerli ve yabancı parlamenter, yerel yöneticiler, iş, bilim ve akademi dünyası ile sivil toplum örgütleri katılıyor. Uzmanlar; iklim değişikliği, nüfus artışı ve şehirleşmenin su arzına getirdiği tehlikelere işaret ediyor. Bu doğrultuda gelişmiş ülkeler ve gelişmekte olan ülkelerin altyapı tesislerinin planlanması, iklim değişikliğinin olumsuz etkileri, su kalitesi, içme suları, sulama projeleri, sel, kanalizyon sistemleri, yönetim modeli ve tüketim alışkanlıkları, suların tekrar kullanılabilmesi gibi konular üzerinde duruyor. Deniz suyunu kullanılır hale getirecek uygun teknolojilerin geliştirilmesi de önemli görülüyor. 

* * *

BM’nin Su Raporu’na gore: Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekecek. 2040 yılında sahip olduğu su rezervleri sebebiyle, savaşa sürüklenecek. 2I. yüzyılın yarısından itibaren özellikle Ortadoğu ve Arap Yarımadası’nda büyük bir sıkıntı yaşanacak. Şu anda dünya üzerindeki 188 ülkenin 50’sinde kullanma suyu sıkıntısı vardır. 
Bunun için Batılı çevreler, sık sık bölgemizde su savaşlarından söz ediyor. 20-50 sene içinde, petrolden daha önemli hale gelecek olan su yüzünden; İsrail, Ürdün, Lübnan, Filistin, Irak ve Türkiye arasında ciddi sorunlar yaşanacağını ileri sürüyor. Kasıtlı olarak hep Türkiye’nin su zengini olduğu işleniyor. Zengini olmak için  kişi başına 10 bin metreküp su düşmesi gerekir. Türkiye’de ise 1.830, Irak’ta 2.110, Suriye’de 1.420 metreküp civarındadır. Yani Irak bizden daha zengin. Ama bizden su istiyor.
Bu öngörülere ve yaşananlara karşı, üzücüdür, bizim belli bir su stratejimiz yok. Suyun devletlerarası çatışmalarda kullanılabilecek bir silah olduğu, su hakkının  “milli, stratejik bir kaynak”  sayıldığı dikkate alınmıyor. Bunun en basit örneğini de, içme sularımızın kaynağıyla birlikte yabancıların eline geçmesinde görüyoruz. Akarsularımızla ilgili tartışmalar, özelleştirme adı altında yabancılaştırmaya dönük niyetlere karşı yapılan uyarılar, yeterince önemsenmiyor.
Kasım 2004  AB Komisyonu Etki Raporu’nda ki; “Ortadoğu’da su artan biçimde stratejik bir konu haline gelecektir. Fırat ve Dicle nehir havzaları üzerindeki barajlar ve sulama sistemlerinin, İsrail ve ona komşu ülkelerin ihtiyacı açısından uluslararası bir yönetime devri önemlidir”   cümlesi, bizim için de çok önemli ve  uyarıcı, ama dikkate alan yok.
Öte yandan, hayati bir konu olan GAP ve bölgedeki, örtülü-örtüsüz toprak satışları geçiştiriliyor. Milli güvenliğimiz ve ekonomimizle bire bir ilgili olan bu konuda da siyasi irade sessiz kalıyor, kamuoyuna tatmin edici açıklamalar yapılmıyor. 

* * *


AB ülkelerine gelince, durum şöyle: Azalan nüfusuyla arz güvenliğini sağlamış, suyun miktarı açısından sıkıntı yaşamayan, bir durumdalar. AB, su konusundaki Uluslararası 3 sözleşmeye taraf olmuştur. Bunlar: Sınıraşan Suyolları ve Uluslararası Göllerin Korunması ve Kullanılması Sözleşmesi (Helsinki). -Sınıraşan Boyutta Çevresel Etki Değerlendirilmesi Sözleşmesi ( Espoo). -Çevresel Konularda Bilgiye Erişim, Karar Alma Sürecine Halkın Katılımı ve Yargıya Başvuru Sözleşmesi (Aarhus).
Türkiye bu 3 sözleşmeyi de imzalamamıştır. Ulusal Program’da,  “AB üyeliği ile birlikte değerlendirileceği”  taahhüt edilmiştir. AB’nin  su mevzuatına uymaya kalktığımızda, karşımıza çok büyük kaynak  ihtiyacı çıkıyor. AB, kendi kriterlerine aykırı olarak, tarım başta hiçbir reform alanına kaynak aktarmayacağını, 2004 zirve kararıyla kesinleştirdi. Ayrıca, etnik bölücü terör tahrik edilerek, karşımıza birtakım engeller çıkarılıyor. Bunun bir örneğini, Ilısu Barajı’na kredi   engelinde ve bölücü terörün kullanılmasında açıkça gördük. Temel atılmış beklenmektedir.
Evet forumun ana teması çok ilginç. Bir diğeri de, Talabani’nin katılması. Hazret akşam Erdoğan’la görüşmüş, sabah ne demiş?  “PKK’ya af çıkarın. Siyaset yapmasına izin verin.(2 kimlik-2 dilli olarak), Erbil’de yapılacak, 4 bölgeli ’Kürt Konferansı’na katılın.” AB-ABD ve PKK’nın şartl arını tekrarlamış.
Tam, sıra suya mı geldi diyecektik ki...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş