72 milyonu salak zanneden o kafa

İsrafil K.KUMBASAR

İstesek de, istemesek de dünya değişiyor; “eski” dediklerimizin yerini ‘yeniler’ alıyor; yeniler daha yeterince olgunlaşmadan yerlerini başkalarına kaptırıyor.
Baş döndürücü bir hızla akıp gidiyor zaman; hangi konudan laf açılsa, “Ya, eskiden böyle miydi mirim?” sitayişleri sarıyor ortalığı.
Fazla değil, şöyle çocukluğunuza bir gidin ve bugünün çocuklarının durumu ile kıyaslayın; arada tam bir uçurum olduğunu göreceksiniz.
Onlar, ‘sanal’ bir dünyanın çeperleri arasında, ‘bireyselliğin’tadını çıkarıyorlar.
Tabii ki her dönemin kendine göre güzellikleri, kendine göre hüzünleri var. Bizim unutamadıklarımızı belki bugünün çocukları komedi filmi dahi kabul etmez oldular. Ya da onların büyük önem atfettiklerine biz burun kıvırıyoruz.
Fakat şu bir gerçek ki, çocukluk insanların ‘kişiliklerinin’ gelişmesinde, ‘sağlam bir karakter’edinmelerinden son derece ciddi bir yere sahip.
‘Yaşanmamış’ çocuklukların ileride insanlar için nasıl ‘tedavi edilemez’ yaralar açtığı da bir diğer gerçek.
Bütün bunları aktarmamızın nedeni TV ekranlarını işgal eden koca koca adamlar.
Üstelik devletin zirvesindeki isimler.

***

Bizdeki ilk izlenim devletlülerin çocuklarında yoğun bir şekilde ‘kulaktan kulağa’ oynadıkları yönünde.
Basit bir oyundu. Çocuklar çember şeklinde dizilir, biri hemen yanındakinin kulağına bir kelime fısıldardı. O diğerine, o da diğerine. Böylece söylenilen kelime döner dolaşır ilk söylenin kulağına kadar ulaşırdı.
Ama fısıltı halinde söylenen o kelime en başta “akım” iken, bir tur döndükten sonra “takım” şekline dönüşürdü çoğu kez.
Bugün iktidar partisi yetkililerinin durumu o çocukluk oyunundan pek de farklı değil. ‘Devlet adamlığı’ ile uzaktan yakından ilgisi olmayan, toplum nezdinde ‘itibar zedeleyici’ bir furyadır almış başını gidiyor.
Hadi geçtik 12 yılın tamamını, son bir ayın bilançosunu çıkarın, devlet adamlarının içinde bulundukları ‘komik’ durumu göreceksiniz.
Öğrenci evleri tartışmasında Erdoğan ile Arınç arasında geçen diyaloğu bir hatırlayın. Günlerce sürdü. Her ikisi de kendi zaviyesinden olayı anlatmaya çalıştı. Köprüler atıldı; küskünlükler, kırgınlıklar, kafa tutmalar.
Sahi, sonra ne oldu?

***

Bir başka örnek de Diyarbakır’daki gösteriden.
Bizzat Sultan hazretleri, “Kürdistan” ibaresini telaffuz ettikten sonra, ertesi gün bölücü parti temsilcisinin ‘aynı ifadeyi’ kullanmasına sert çıktı.
Kendisi kullanabilirmiş ama başkalarının başka başka amaçları varmış; geçelim.
Aynı gösteride bir de ‘genel af’ imasında bulundu hazret; ‘cezaevlerinin boşalmasından’söz etti.
Öyle ki, kendisine göbekten bağlı, ‘basın bülteni’ acziyeti içindeki bir takım matbuat da o sözleri manşete taşıyıp, eşkıyaya ‘moral’ pompaladı:
- “Genel af kapıda.”
Ama hazret ertesi gün çıkıp “Biz hayallerimizi dillendirdik, af filan yok” demez mi?
72 milyon insana düpedüz ‘kulaktan kulağa’ oynatıyor.
‘Canlı yayında’ söylenen ve ‘nereye gittiği’ bilinen bir lafı ertesi gün ‘tashih etmenin’ nasıl bir mantığı vardır, anlayan beri gelsin.


Ama millet olarak alıştırıldık buna; sindire sindire yememizi istediler bizler de yiyoruz. Hani şu meşhur “Eşkıya ile görüşen şerefsizdir” lafını artık hatırlayanınız var mı?
Şimdi mümtaz medya mensuplarının malum eşkıya ile görüştürülmesi gündemde.
Şartların olgunlaşması bekleniyor.

***

Nihayet ‘Harun’ çıkışı ile hafızalarda yer eden Numan Kurtulmuş’un bedelli müjdesine, bir Bakan’dan düzeltme geldi:
 - “Öyle bir çalışma yok, Numan bey temennisini dile getirmiş olmalı.”
Nasıl, güzel taktik değil mi? Önce bir yoklama çek, baktın ki kamuoyundan tepki var, hemen durumu kurtarma çabasına giriş:
- “Ben hayalimi dillendirdim, o kanaatini söyledi, öbürü rüyasını yordu.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş