86 yıl önce, üç ay sonra!

A+A-
Altemur KILIÇ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan,  “Kararlıyız, bu işi (açılımı) yılbaşına kadar bitirmemiz gerek”  diyor. Yani, 86 yıllık Türkiye Cumhuriyetinin 3 ayda bitirilmesi lazım! Yalakaları da, “Bu fırsat kaçmasın, açılımın gazı kesilmesin” diye telaşlanıyorlar! Haklılar; acele edilmezse, Apo-PKK-DTP elbirliğiyle giderek azarak  “açılımın gazının” artık neden kesilmesi gerektiğini millete gösteriyorlar...

İhanet-ibret kareleri
İşte dünden kareler; PKKbaşı Karayılan, Kandil dağından meydan okuyor, devleti, gittikçe sayıları artan  “ordusuyla” tehdit ediyor... Eruh ve Şemdinli’de de azdılar. Türkler için ihanetin başlangıç noktası ve cinayet meydanları olan bu yerler, bölücüler için kutsal alanlar! Eruh- Şemdinli’de askerlerimizi şehit ettiği için iftihar eden alçak kahraman gibi alkışlanıyor! Ve terör eylemleri, kırda, kentte devam ediyor: Adana’da PKK gösterileri esnasında, gencecik bir polis memuru, bir PKK’lı tarafından, alçakça bıçaklanıyor!

Yalakaların gafleti
Ve yalaka gafletinin, ihanetinin de yeni kanıtı; Altanlar, Çandarlar, vb. bu cinayet ve ihanet olayları -sahneleri- karşısında infial gösterecekleri yerde, hâlâ eşkıyaları destekliyor ve onlara,  “şimdilik susun, dalgalandırmayın, açılımın gazını kesmeyin”  diyorlar! 
 Evet, bizler de susalım, açılım gereği genel af ilan edilsin dağdaki eşkıya, zaten içimizde yayılan eşkıyayı takviye etsin ve Türkler kendi ülkelerinde kentlerde de, kitle halinde bıçaklasınlar... Hep  “barış”  uğruna!

Şehitler
Dünden asıl ibret karesi, şehit-gazi ailelerinin, Koordinatör Bakan Beşir Atalay’a ve  “açılımına”  karşı gösterdikleri, duyarlı, duygulu tepki idi. Açıkça  “Bizler, bu PKK cinayetlerinin asıl mağdurları bu açılımı asla kabul etmeyiz, canilerle kucaklaşmayız, aynı masaya oturmayız”  dediler... Bu gerçekçi sözler, gerçek acılar karşısında, tuzları kuru, tıkırları yolunda STK’ların, TÜSİAD’ın “açılımı” desteklemeleri mi önemli, geçerli?
Atalay, dünkü tepkilerden dolayı allak bullak oldular, ama “yiğitliğe” toz kondurmadı, “açılıma” pay çıkardı. “Bu acılar, bu sorunun bitmesi gerektiğini” gösteriyor. Öyle ama nasıl? Apo formülüyle mi, anlık tedbirlerle mi, yoksa yönettikleri devletin gerçek T.C. Devleti olduğunun idraki içindeki devlet adamlarının radikal iradesiyle mi?
Fakat ne acıdır ki AKP İktidarı, yarın Apo’dan nazil olacak “yol haritasını” bekliyor... Hükümet, ne derse desin “açılım” bu yol haritasına endeksli ve referans, muhatap Apo!
Hükümet bu konuda, foyası meydana çıkacak diye kaygılı. Çünkü Apo’nun, Kürt sorununun çözümüne yönelik önerileri, Hükümetin üzerinde çalıştığı çözüm önerileriyle örtüşüyormuş... Ankara, bunun toplumda infial yaratacağından endişe ediyormuş... Endişe etmekte haklılar, endişeleri, şekil ve zamanlama hususunda. Apo’nun yol haritasıyla “demokratik açılım”  paketinin aynı olması, hükümeti aslında rahatsız etmiyor! Maksatları aynı! Yandaş medyadakiler de bunun böyle olmasını yadırgamıyorlar, aksine tasvip ediyorlar! Son tahlilde; T.C.’nin kaderi, Apo’nun elinde...
Ama bu iş burada ve böyle, bitmeyecek. Yüce Divan dosyaları kabarıyor. Erdoğan’ın “üç ayda” bitirmeyi vaat ettiği “açılımın”, 86 yıllık Atatürk Cumhuriyetini bitirmesi tehlikesi gittikçe büyüyor.
Sorun, “Güneydoğu meselesinden” ibaret değil. Aslında, altında 1919’da Sevr’de, Kürt Teali Cemiyetinin talepleriyle birlikte, Türklüğün ve değerlerinin inkâr edilmesi talepleri var. Bugün de, 1919’daki  “Kürt Nemrut Mustafa Paşa Divanı Harbi”  benzerleri ve Cumhuriyetin bütün kazanımlarının inkâr edilmesi, TÜRKLÜĞÜN yok edilmesi tehlikesi var.
Türk milleti  “Aptal”  değildir... Arkadaşlarımın beni teselli ve teskin etmek için  “Türklerin ayranı kabarmaya, çıldırmaya görsün!”  diyesiler.. Bıçak kemiğe dayanıyor; 86 yıllık T.C. Erdoğan’ın  “üç ayında”  feda edilemez. Bir şeylerin olması gerek!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları