9 Işık Doktrini'nde şahsiyet ve ahlak

İsrafil K.KUMBASAR

Şahsiyet ve ahlâk. Türk milletinin ‘milli karakterinin’ temelini oluşturan iki önemli unsur.
Türk milliyetçiliği hareketinin öncü isimlerinden Hüseyin Nihâl Atsız, 20 Eylül 1941 tarihinde Çınaraltı dergisinde yayınlanan bir makalesinde aynen şöyle diyor:
- “Türkler hem ahlâklı, hem de şahsiyetli bir millettir. Yaşayıp yükselmek, ahlâklı ve şahsiyetli milletlerin hakkıdır. Biz Türk ahlâkına tam sahip olduğumuz zamanlarda yükseldik. Yabancıların ahlâkını alarak bozulduğumuz zaman düşüp geriledik. Yükseldiğimiz zamanlar bu toprak, büyük milli davalar için kendilerini feda eden; yalan, iki yüzlülük bilmeyen, dalkavukluktan anlamayan, sözünün eri, vicdani kanaatlerini hiç çekinmeden söyleyen insanlarla dolu idi. Ahlâk ve şahsiyet, Türk milletinin temelidir. Onlar olmadan hiçbir şey olmaz.”
Türk milletini dışarıdan asla çökertemeyeceklerini anlayan emperyalistler, içerideki işbirlikçileri aracılığı ile onun ‘karakteristik yapısını’ hedef aldılar.
‘Şahsiyette’ ve ‘ahlâkta’ baş gösteren bozulma, ne yazık ki son zamanlarda ‘Türk milletini aslına döndürmeyi’gaye edinmiş olan ülkücülere de sirayet etti.
Oysa, Alparslan Türkeş’in ülkücülere rehber olarak sunduğu ‘9 Işık Doktrini’nin olmazsa olmaz iki ana umdesinden biri ‘şahsiyetçilik’ ise, diğeri de ‘ahlâkçılık’tır.

 

***

 


Kaliteli milletler, kaliteli bireylerden oluşur; bireyin kaliteli olması ise onun şahsiyetli olmasına bağlıdır.
Dokuz Işık Doktrini, ‘şahsiyetçilik’ ilkesini özetle şöyle tarif eder:
“İnsanlığı aşağılatan en tiksindirici hal, insanların köle olmaları, köle yapılmalarıdır. Biz ne başkalarını uşak olarak kullanmayı, ne de başkalarına uşak olmayı kabul eden bir görüşü esas almış bulunmaktayız. Türk milletinin, bireylerin her manada özgür olmasıyla mutlu olacağına, yükselebileceğine inanmaktayız. Bu bakımdan her ne bahane ile olursa olsun, her ne isim altında olursa olsun insanları hürriyetsizliğe sürükleyen her çeşit davranışa karşıyız. İnsanlar şahıslarına karşılıklı saygı ve karşılıklı teminat içinde bulunmalıdırlar. İnsanlar her zaman hakarete uğrarlarsa, her zaman haklarından emin durumda bulunmazlarsa, o insanların o memleket içinde faydalı olmalarına, huzur içinde olmalarına ve mesut olmalarına imkan yoktur.”

 

***

 


Ahlâktan yoksun bir kalkınma ve gelişmenin hem ömrü kısa olur, hem de insanları huzurlu ve mutlu kılması mümkün değildir.
Dokuz Işık Doktrini, ‘ahlâkçılık’ ilkesini ise şu cümleler ile açıklar:
 “Ahlâkçılık, her şeyden önce kişilerin ve toplumun millî ahlak kurallarına bağlı olarak yetiştirilmesi ve millî ahlâk kurallarına bağlı olarak yaşaması ilkesidir. Biz, Türk toplumunun dünya görüşünün, yaşama felsefesinin İslamiyet’ten, Türk töresinden ve millî tarihten kökünü aldığını görmekteyiz. Bunlara ilave olarak, milletimizin geçirdiği tecrübeler ve yurdumuzun içinde bulunduğu şartlar da toplumumuzun düşünce ve inançlarında tesirli faktörlerdir. Türk milletinin devamlılığını sağlamak için Türk millî ahlâkına önem vermek zorundayız. Ahlâk, her şeyin esasıdır. Ahlâksız kişi, ahlâksız toplum mutlu olamaz. Böyle bir toplum kalkınamaz, böyle bir toplum yüksek düşünceler, kutsal inançları uğruna fedakârlık ve feragat gösteremez.”

 

***

 


Ülkücü hareketi, diğer ideolojik hareketlerden ayıran temel faktör, “Türklük gurur ve şuuru, İslam ahlâk ve fazileti” felsefesini benimsemiş olmasıdır.
Sakın ola ki kimse kimseye ‘ülkücülüğün ne olduğunu’  kendi kafasına göre tarif etmeye kalkışmasın.
Ülkücünün doktrindeki tarifi bellidir.
O tarife uyan ülkücüdür, uymayan ise kendisini ne kadar ‘ülkücü’ olarak tanımlarsa tanımlasın, mutlaka ‘başka’ bir şeydir.
Temel kriter 9 Işık ise madem:
1-) Kendi ‘bilgisi’, ‘birikimi’, ‘tecrübesi’ile bir yerlere gelmek yerine, başkalarına ‘dalkavukluk’ yaparak, ‘mektuplar’ yazarak ikbal arayan; sırf birilerine yaranmak için ‘en yakın arkadaşlarını’ dahi hedef alan, her kim olursa olsun şahsiyetsizdir.
2-) ‘Daha iyisini’yapmak için ortaya çıkanları ‘iftira’ ve ‘karalama’ kampanyaları ile ‘linç etmeye’ kalkışan; eleştirenleri ‘baskı’, ‘tehdit’, ‘şantaj’ ile susturmaya çalışan; oturduğu makamları ‘kendi nefsi’ için alet eden, her kim olursa olsun ahlaksızdır.

 

***

 

‘Şahsiyetsiz’ ve ‘ahlâksız’ bir kişi, belki ‘Mason’olabilir, ‘Siyonist’ olabilir, ‘bölücü’ olabilir, ‘liboş’ olabilir, ‘dalkavuk’ olabilir, ‘tombalacı’ olabilir, hatta ve hatta çok iyi bir ‘ABD/AB mücahidi’ olabilir.
Ama asla ve asla ‘ülkücü’olamaz.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş