A ile B’nin kaderi

A+A-
Savaş SÜZAL

Burada uzun süre yaşayınca, Washington’daki havadan, önümüzdeki dönem, ABD’nin nereye çörekleneceğini anlar hale geldik. Mesela, Soğuk Savaş zamanı piyasa, Rus ve komünizm uzmanları kaynardı. Doğu Bloku çökünce, ’Huntington Teorisi’ icat oldu, ortaya İslam uzmanları çıktı. Devlet dairelerine, Arapça, Kürtçe bilen kişiler alındı. Graham Fuller gibi. Irak savaşı öncesi ortam hazırlandı. Türkiye konusunda işlerin karışacağını, Türkçe dersi almaya başlayan Amerikalı sayısındaki artıştan anlardım. 
Benzer durum, Türkiye’de, aniden popülerleşen, daha önce adı sanı hiç duyulmamış, cemaatçı, şeriatçı din uzmanı veya dinci gazeteci sayısının yükselmesi ile görüldü. Çoğu, adam gibi eğitimi olmamasına rağmen, astronomik ücretlere çalıştı. Şimdilerde bu uzmanlar, ne halt edeceğini şaşırmış, kime yamanacaklarını, hangi taraftan görüneceklerini araştırıyor. Ben geçmişten bir örnek vererek, durum hakkında kendilerine yardımcı olayım. 
Türk siyasetinde, lider çocuklarının kaderi, birbirine benzer. İki erkek çocuktan söz edeceğim. İsim vermiyorum, kim olduklarını yazının sonunda anlarsınız. Kaderleri sanki aynı. Birinin adı A. Ötekinin ki B. A’nın başına gelenler B’ye ders olur, diyeceğim ama A’nın ve babasının başına gelenler, hiç ders olmadı. B, biraz incelemiş olsa, A’nın başına gelenler, B için diploma tezi olabilir. Türk siyasetinde yaşananlar, bundan 30 yıl önce yaşananlarla neredeyse aynı. Türk siyasi tarihi, tekrar zaten. 
A’nın babası, askeri darbe ardından, aniden Amerika projesi olarak Türkiye’nin başına getirildi. A’nın babasının partisi, B’nin babasının partisini de kuran amca tarafından kuruldu. A’nın babası Irak savaşı başlamadan, Amerika’ya yağdanlık için, petrol boru hattını, Birleşmiş Milletler kararı olmadan kapadı. Sonra, iş bitince bir kalemde, kapı önüne konuluş, terk ediliş, ABD Başkanlarının randevu bile vermemeleri, görüşmek istememeleri.
İki çocuğun bir başka benzerliği, babalarının tek parti iktidarı lideri olması. İkisinin babası da siyasi geçmişi olmadan, aniden sivrilmiş ve aynı yabancı başkent tarafından atanmış, aynı ortak değerleri kullanmıştı. Kirli işlerini de yapan çocukları. İkisi de babalarının topladığı yasa dışı paraları taşımak zorunda kaldı.  
A ve B’nin babaları, her Amerikan projesi gibi, vatansever askerlere düşmandı. A’nın babası askerleri şortla denetlerken, B’nin babası düzme delillerle karargâhın yarısını hapsetti. A’nın babası, annesinin kurduğu  çiçek teşkilatı aracılığıyla, aileye para, rüşvet ve hediye akıttı. Türk Hava Kuvvetleri’ne alınacak savaş uçaklarından bile A’nın babası komisyon aldı. Bankaların devri, dışarıdan gelen ucuz krediler ve aklınıza gelen her şeyden nemalandı. B’nin babası memlekette satmadık devlet malı bırakmadı. Serbest piyasa ekonomisi, memurum ne alacağını bilir mantığı. İlk kez bu dönemde, rüşvetin belgesinin olamayacağı adli kayıtlara geçti. 
A’nın babası sık sık sağlık kontrolü için ABD’ye gitti. Para özel uçakla ABD’ye getirildi. Büyük oğlan A, Houston’da kiraladığı pervaneli özel uçakla, Karayipler’deki gizli hesap cenneti adaya, oradaki bankada açılan hesaba taşıdı. Hesapta bir milyar dolara yakın para biriktiği tespit edildi. Daha sonra baba, zamansız öldü. Aile parasız kalınca, parayı almak istedi, ancak bankanın bağlı olduğu İngiliz Bankacılık Sistemi, paranın üzerine yattı. Baş çiçek anne, sağlık nedenlerini bahane edip ABD’ye gitti ve üç ay kalıp parayı kurtarmak istedi, beceremedi. 
Bu olayı izlemiş, ancak bankadaki yetkililerin, belge için istedikleri rüşvet miktarı yüksek olduğu için denkleyememiş, alamamıştım. Ama ellerindeki para transferleri ve bankadaki hesaba ait kâğıtları görmüştüm. 
Son günlerde, internette gezinen “tapeleri”  dinlerken bunlar aklıma geldi. Nedense, güven mi yoksa eğitim mi, kanun dışı paralar, oğullara taşıtılıyor. Oysa Ukrayna’da veya başka ülkelerde, liderler yasadışı paraları, kendileri taşır. 
Baştan, devletin askerleri, hâkim ve savcıları için düzmece deliller hazırlanırken düşünmek gerekir. Şimdi kalk devletin başbakanı olduğunu hatırla. Peki, vatan evlatlarının kafasına torba geçirilirken, acaba misafir sanatçı mıydınız? Askerî gizli noktalara, kozmik odalara girilirken, bahçıvan olarak mı hizmet ediyordunuz. Nedir sizi ve sırlarınızı, devlet sırlarından daha üstün kılan? İşte A ile B’nin hikâyesi. 

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları