|
|
 |
|
Sabahattin ÖNKİBAR
|
|
sonkibar@gmail.com
|
| Yazy Tarihi: 28/11/2007 |
|
|
 |
|
|
| |
|
Barzani'nin paket pazarlığı?
|
|
Barzani Wanted. (Aranıyor.) Kimilerine göre Murat Karayılan’la Cemil Bayık’ı İtalya’daki NATO üssüne götürmüş. Kimilerine göre, suikaste uğramış da tedavi görüyormuş. Kimilerine göre, Avusturya’da bir hastanede. Kimilerine göre, İsviçre’de. Kimileri, Milano’da 30 bin dolara elbise aldı diyor. Kimileri de o şimdi ABD yolunda açıklamasını yapıyor. Evet, Barzani birkaç gündür aranıyor. Peki ama bu arayış ya da iz sürmek niye? Türkiye’nin bekası sanki bu aşiret reisinin elinde. Vay efendim, adam niye kaybolmuşmuş! Vay efendim adam kiminle hangi gizli görüşmeleri yapıyormuş! Vay efendim, adam paket pazarlığına mı (Karayılan’la Bayık) gitmişmiş. Size ne.. Evet size ne? Ne halt ederse etsin peşmerge... Hem bu Mesut Barzani’nin babası, Molla Mustafa Barzani değil miydi? Babası nasıl idi ise o da aynı olacak. Babası Kürt milliyetçisi ve Türk düşmanıydı. Haliyle oğlu da öyle olacak. Siz Barzani’yi bırakın, ona bu konumu bahşedenlere bakın! Daha düne kadar sınırdaki karakol komutanı gedikli başçavuş ile muhatap olan bu aşiret önderi, şimdi nasıl oldu da Avrupalarda ABD’lerde paket (PKK’lılar) pazarlığı yapar hale geldi? Bakın Dışişleri Bakanı Ali Babacan ne diyor, kulak verin: “K.Irak yönetimi PKK konusunda yanımızda.” Şimdi soruyorum bu beyana sevinmeli mi, kederlenmeli mi? Yahu anlaştık dediğin Peşmergenin zümrüd-ü ankası Bağımsız Kürdistan. Yoksa sizin anlaşmanız bunun için mi? Değilse nedir, bu açıklanmalı. Sorarım size 5 Kasım Beyaz Saray görüşmesinden önce Türkiye’ye her gün söven Barzani ne oldu da çark etti birden? Hidayete mi erdi? Aklını mı yitirdi. Yoksa yoksa istediğini mi aldı? Adamın tek isteyeceği şey bağımsız devlet. Cevap verin ey yönetenler böyle bir taahütte mi bulundunuz? Eğer öyleyse, eğer öyleyse. Bu, Sevr’e yani bölünme sürecine ilk adım değil midir? Ey basın. Eyy ahali. Eyy Türkiye.. Barzani’yi bırak Ankara’ya bak, Ankara’ya, Ankara’ya..
ANLAYIŞ FARKI... Erdoğan ve Gül kin tutar mı? Dün, önceki dönem AKP milletvekili olan bir dostum aradı ve şöyle bir değerlendirme yaptı: ’Ertuğrul Özkök, Cumhurbaşkanı Gül’ün uçağında. Onunla beraber Paris’e gitti. Hatırlayın Cumhurbaşkanlığı seçimi sürecinde Hürriyet Gazetesi, Sayın Gül’e karşı aleyhte müthiş bir kampanya yapmıştı. Sayın Cumhurbaşkanı buna rağmen Ertuğrul Bey’i uçağına davet etti. Bu tablo Sayın Gül’ün asla kindar olmadığını gösteriyor. Abdullah Bey bu tür şeyleri medya-siyaset ilişkilerinin doğal sonucu olarak görüyor. Oysa aynı şey Sayın Başbakan’a yapılsaydı hiç kuşkunuz olmasın Özkök uçağın kapısına bile yanaştırılmazdı. Sayın Erdoğan bu gibi konularda kinci demiyeyim de müthiş takipçi ve yapılanları unutmuyor. Tayyip Bey sadece basına karşı değil, bütün ilişkilerinde öyledir. Dünü ve yapılanları pek unutamıyor...’Evet söylenen bu... Yorumumuza gelince: Başbakanların hoşgörülü olması gerekmiyor mu? Başbakanlar millet tarafından en bilgili, en yararlı, deneyimli, akıllı, erdem sahibi diye seçilmiyor mu? Öyle ise böylesi kişiliklerin geçmişe takılması doğru mudur?
GÖRÜNEN TABLO... Dağdakilere en onurlu diyen başkan ve AKP? Batman’ın DTP’li Belediye Başkanı Hüseyin Kalkan dün, “Dağdakiler (PKK’yı kast ediyor) ülkenin en onurlu insanlarıdır” dedi... Demeci okuyunca gelinen noktanın vahameti karşısında ürktüm. Bu adam kamu görevlisi, yani belediye başkanıdır. Sorarım size bu neyi gösteriyor? AKP bu tür benzer densizlikleri önceden cezalandırsaydı, bu adam bugün aynı şeyleri söyleyebilir miydi? Söyleyemezdi. Dün Diyarbakır Belediye Başkanının tehditlerine ses çıkarmayan AKP, bugün böyle bir tablonun oluşmasına zemin hazırlamıştır.. Diyeceksiniz ki adamları görevden almak çözüm değil. O zaman bırakın hukuk devleti olmayı, kanun devleti bile değilsiniz demekir. Bir ülkede kanunlar var ise, çözüm değil, şu değil, bu değil diye uygulanmamazlık edilemez. Kanunlar herkes içindir. Hiç kimsenin kanunlar karşısında ayrıcalığı yoktur. AKP madem bunları görevden almak çözüm değil görüşünde, o zaman ilgili kanun maddelerini de kaldırsın.
GAZETECİLER... AKP’den yazarlara karne? Bir gün AKP MKYK’sı bitiminde çok eski dostum olan bir üye aradı ve şunları söyledi: Sabahattinciğim ne olur bu kadar aleyhte yazma. Her toplantıda ayrıntılı verilen medya raporunda aleyhte yazanların başlarındasın.. Bu söz üzerine rapordan ayrıntıları istedim ve isimleri tek tek sayarak onay aldım. Buna göre pekiyi alanlar: Mehmet Altan, Hasan Cemal, Taha Akyol, Mehmet Barlas, İlter Türkmen, Deniz Gökçe, Hasan Celal Güzel, Ahmet Altan, Nuray Mert, Yasemin Çongar, Ergun Babahan, Emre Aköz, İsmet Berkan, Engin Ardıç.. Sınıfı geçenler: Serdar Turgut, Cüneyt Ülsever, Rauf Tamer, M.Ali Bırand,Yavuz Donat, Ahmet Hakan Coşkun... Sınıfta kalanlar: Güngör Mengi, Ruhat Mengi, Emre Kongar, Yılmaz Özdil, Oktay Ekşi, Bekir Coşkun, İlhan Selçuk, Melih Aşık, Serdar Akinan, Tufan Türenç, Can Ataklı, Mustafa Mutlu, Altemur Kılıç, Yiğit Bulut, Mustafa Balbay... Araya girip Fehmi Koru, Nazlı Ilıcak, M.Karaalioğlu, Ekrem Dumanlı gibi muhafazakar madyadakileri sordum. Cevap aynen şöyle: Onları saymıyorum. Onlar zaten bizim adamlarımız. Onları biz gazeteci olarak görmüyoruz. (Öyle mi..! Oysa onlar biz gazeteciyiz diyorlar...)
|
|
8899
defa okundu
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|