|
|
 |
|
Sabahattin ÖNKİBAR
|
|
sonkibar@gmail.com
|
| Yazy Tarihi: 24/12/2007 |
|
|
 |
|
|
| |
|
Merkez sağ'da kimin ne hesabı var?
|
|
Merkez sağ’da kimin ne hesabı var? Merkez sağ sadece dağınık değil, toparlanması bağlamında da ümit vermiyor. Bu kulvarın önemli isimleri hesapları kendi şahsi çıkarları ekseninde yapıyor. Öyle olunca da arzulanan bütünleşme bir türlü gerçekleşmiyor. Bugün merkez sağ’da adı bir şekilde öne çıkmış isimlerin amaç ve hedeflerini sorgulayacağız. MESUT YILMAZ: Rize’den bağımsız aday olup seçilmesiyle Karadeniz oylarında etkili olduğunu kanıtlamaya çalıştı. Mesut Bey’in adaylığında iki gerekçe vardı: Birincisi, üzerindeki Yüce Divan’da yargılanma şaibesini yeniden seçilerek atmak ve adını temize çıkarmak, ikincisi de uygun bir konjonktür oluştuğunda sahada var olmak... Evet Mesut Yılmaz, Meclis’e girdi ve şimdi AKP’nin vurgun yemesini bekliyor. AKP, örneğin ekonomik krizin olması halinde karışırsa Mesut Bey derhal harekete geçecek ve AKP’den ayrılacaklarla Meclis’te yeni bir grup oluşturacak. Görüldüğü gibi Yılmaz’ın stratejisi halktan oy almaktan çok, Meclis hesaplarına dayanıyor. Yılmaz her ne kadar açıktan dillendirmese de, liderliği aklından çıkarmadığı da vakıadır. Ancak, doğruya doğru Mesut Bey eğer Merkez’de gerçekten ciddi bir oluşum inşa edilirse liderlik hevesinden vaz geçebilir. Yılmaz bu açıdan Çiller’den daha gerçekçi.
TANSU ÇİLLER: Tansu Hanımın hedefi net. Yeniden lider olmak ve merkez sağ direksiyonunun başına geçmek. Bunun için Cindoruk’un adaylığına karşı çıkarak Süleyman Soylu’yu DP’ye aday yaptırdı. Planı şudur: Çiller D(Y)P’nin mahalli genel seçimlerinde mağlup olacağını biliyor. Bunun için de kendisi liderliği göze alamadı ve Soylu’yu emanetçi olarak aday yaptı.. Hesabı mahalli seçimlerden sonra D(Y)P’nin başına geçmektir. Olmaz, tutmaz, demeyin. Tutsa da tutmasa da Çiler bunu deneyecektir. Tansu Hanımın önceliği hep kendisi olduğundan, o bir bölen konumunu hep sürdürecektir. Çiller’in kendi liderliği dışında bir uzlaşmaya gitmesi şu gün için söz konusu değildir.
SÜLEYMAN SOYLU: Çiller’in emanetçisidir. Liderlik yapacak birikimi yoktur. MEHMET AĞAR: Hâlâ 22 Temmuz sonuçlarının şokunda. Liderliğinin artık imkansızlığını görüyor ancak politikaya nokta koymayı da düşünmüyor. Tansu Çiller’in D(Y)P’ye ağırlığını koymasını ve emanetçisini sahaya sürmesini onaylamıyor. Ağar, merkez bir oluşuma her türlü katkıya hazır.
ERKAN MUMCU: Birleşme fiyaskosundan sonra havasını ve zeminini kaybettiğini biliyor ancak tamamen ümitsiz değil. Yaşı, enerjisi ve seçmende misyon bağlamında algılanma biçimi en büyük sermayesi. Avantajı, Anavatan gibi bir partiyi elinde tutması. Bu avantajı ile her hal ve şartta gelecekte de var olur.
HÜSAMETTİN CİNDORUK: Cindoruk gerçekten de bütünleştirmek için geliyordu. Böyle bir potansiyeli de mevcuttu. Sonradan reddettiği bu görevi büyük baskı ve ısrarlarla kabul ettiğini biliyorum. Gerçi aynı misyon için hâlâ ikna ihtimali var da son görüntü toparlanmayı olumsuz yönde etkileyebilir.
AYDIN MENDERES: Menderes ismi merkez sağ’da adeta kutsal bir şeyi çağrıştırıyor. Lakin Aydın Bey’in RP’den mebus olması ve o dönemdeki mezara kadar söylemi bu kutsallığı zedelemiş gibidir.
KÖKSAL TOPTAN: AKP’den milletvekili olmasına rağmen verdiği tutarlı görüntüler ve TBMM Başkanlığı görevi nedeniyle AKP’nin zaafa uğraması halinde merkez sağ’ı yeniden inşa edecek isim olarak gündeme gelebilir.
İLHAN KESİCİ: CHP milletvekili olmasına karşın AKP’ye karşı merkezde inşa edilecek Cumhuriyetçi bir yapılanmaya istisnasız her kesimden oy alabilecek bir lider profili olarak gündeme gelebilir.
MELİH GÖKÇEK: Yeniden Ankara Büyükşehir Belediye Başkanlığını düşünen Gökçek’in ,böyle bir adaylığın olmaması halinde kenara çekilip emekli olmayacağı aşikârdır. Bu durumda Gökçek’in yeni bir siyasi yapılanma için harekete geçmesi güçlü ihtimaldır. Gökçek’e daha bugünden AKP’yi zaafa uğratacak bir yapılanma için mesaj gönderenler bile var. Ancak Gökçek’in şu gün için kafasında Belediye Başkanlığından başka hiç bir şey yok.
YENİ İSİMLER: Bu arada merkez ve sağında bir yapılanma için yeni yeni isimler de bir bir sorgulanıyor. Mehmet Haberal’dan Yiğit Bulut’a, Hasan Ünal’dan Emre Alkin’e, Süheyl Batum’dan Mustafa Sarıgül’e, Deniz Ülke Arıboğan’dan Abdüllatif Şener’e, Turhan Çömez’den Kemal Köprülü’ye kadar bir çok isim üzerinde değerlendirmeler yapılıyor.
VE SÜLEYMAN DEMİREL: Merkez sağ’ın tartışmasız manevi önderi bu hazin ve dramatik tabloyu üzüntüyle izliyor. Henüz hiç kimsenin lehinde ya da aleyhinde bir tavrı yok. Onun derdi ve istemi, bu sayılanların tamamının bir ve bütün olması.
+++++
İhlas yazılarım, MİT ve şantaj kasetleri? Bazı okuyucularım İhlas’la ilgili yazılarıma aile mahremiyetini ihlal yorumunu getirdi... Doğru değil. Birincisi, ben İhlas Cemaatı Ailesinin üyesi değil, medya çalışanıydım. Nasıl ki Yahudi ya da Alman firmasında çalışan biri oralara mensup olmaz, ben de sadece çalışandım.. Açıkça söylemeliyim ki İhlas’da bire bir, canlı gözle gördüklerim ve yaşadıklarım Yüce ve Mukaddes dinimiz İslam’dan bile insanı soğutan şeylerdi. Çünkü orada her şey sözde İslam adına yapılıyordu ve gerçekte İslam amaç değil araçtı.. Benim isyanım ve itirazım bunaydı.. Bir başka şey; İhlas Finans’ın kuruluş iznini aylar süren uğraşlarla ben almıştım. Dolayısı ile bir ölçüde olsa da kendimi sorumlu hissediyorum... Yazdıklarımda özel şeyler, yani aile mahremiyeti de yoktur. İhlas’da hortumlamanın olduğunu TMSF Başkanı söylüyor. 700 küsur milyon dolarlık bir borcun olduğunu da Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı söylüyor. Ben bunları yazdım. Dolayısı ile yazılanlarda özel yaşam yoktur... Diyeceksiniz ki çalıştığın dönemde niye sustun? Susmadım. Enver Bey’e defalarca yalvardım, yakardım, ikaz ettim ve sonradan Holdingin ikinci adamlığına atadığı şoförü Kamil Tekin’le kanlı-bıçaklı oldum. Sonuç alamayacağımı anladığım an da kendi isteğimle istifa ederek ayrıldım... Enver Bey’e sorun, konuyu yakından bilir. Kendisini şantaj kasetlerle rehin alan Kamil Tekin’den kurtarmaya çalıştığım dönemde, yani adeta ona fedailik yaptığım günlerde şoför Kamil beni öldürtmek için 500 bin dolara adam kiraladı mı, kiralamadı mı? Şoför Kamil, İhlas Finans’ın onlarca milyon dolarını yurt dışına kaçırdı mı kaçırmadı mı? Enver Bey, Kamil’i kafir ve mürted ilan etti mi etmedi mi? Kamil Tekin, Enver Bey tarafından verilen vakaletname ile holdingi üzerine geçiriyor muydu, geçirmiyor muydu? Bunun için dönemin Cumhurbaşkanlığı makamı ile MİT devreye girdi mi girmedi mi? (Mehmet Ali Bayar o dönem işin bu kısmının tanığıdır) İhlas için bugün yazılıp çizilenler, orada yaşananların emin olun yüzde biri bile değildir... Evet İhlas’dan kendi irademle ayrıldım ya da oradan kaçtım...
|
|
4466
defa okundu
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|