http://www.yenicagpazarlama.com
Erciyes Zafer Kurultayi
http://www.yutes.net/

http://www.e-yenicag.com
    Giriş sayfam yap           Künye           Reklam           İletişim           Üyelik           RSS 09 Şubat 2010 Salı  
  ADALET BAKANI'NDAN GERÇEKER'E YANIT:      Norveç semalarında spiral şekilli UFO heyecanı      Nobel aldı, savaşı övdü!      Rektörler katsayıya isyan etti      Türk milleti haine karşı tek yürek      Türkiye imzaladığı protokole uysun...      Erdoğan İsrail'e sert uyarılarını sürdürdü      Şensoy'un istifası Ankara'yı karıştırdı      TAHRİP KAPSÜLÜ      Aliyev ve Sarkozy'nin Karabağ buluşması...     
Ana Sayfa
Yazarlar
Manşetler
Arsiv
Künye
Iletisim
Reklam
Üyelik
 
   Site İçi Arama
Yeniçag
Yeniçağ birinci sayfa
Günboyu
Günboyu birinci sayfa
Dokuz Sütun
Dokuzsütun birinci sayfa
RDBL BRİÇ
RDBL Briç
    Linkler
  • RDBL Briç
  • Acil Telefonlar
  • Depremler
  • Gazeteler
  • İgdaş Fatura
  • İski Fatura
  • Şans Oyunları
  • T.C. Kimlik No
  • Tel. Faturası
  • Tel. Rehberi
  • Uçak Seferleri
  • Sabahattin ÖNKİBAR
    sonkibar@gmail.com
    Yazy Tarihi: 22/09/2008
    Anasayfaya Dön Karakter boyutu : 10 Punto 12 Punto 14 Punto 16 Punto
    Jandarma İstihbarat, İhlas için harekete geçti!

    Adı: Eşref Güre.
    Edebiyat öğretmeni.
    Bir süre önce bu sütuna konuk olmuştu.
    Eşref öğretmen ulaştığı somut belge ve bilgilerle Sanayi ve Maliye Bakanlıklarına müracaat ederek İhlas için soruşturma talep etmişti.
    Eşref Güre’nin odaklandığı iki konu İhlas Finans’ın içinin boşaltılması ve İhlas Grubu tarafından yapıldığı kaydedilen hayali ihracatlar.
    Eşref Güre’ye göre iki bakanlıkta başlatılan soruşturma siyasi otoritenin emriyle patinaj sürecine girmişmiş!
    Derken kısa bir süre önce ilginç bir gelişme olmuş.
    Eşref öğretmenin bir gün telefonu çalmış.
    Arayan şunları söylemiş:
    - “Sabahattin Önkibar’ın köşe yazısına konu olan Eşref Güre bey misiniz?”
    Eşref Güre, “Evet benim” demesiyle şu karşılığı almış:
    - “Sizinle bu konuyla alakalı olarak mutlaka görüşmemiz gerekiyor.”
    Eşref Güre sormuş:
    - “Kimsiniz, nereden arıyorsunuz”
    Cevap şöyle olmuş:
    - “Pardon kendimizi tanıtmadık. Biz Jandarma’dan arıyoruz. Konu çok önemli.”
    Eşref öğretmen hayhay buluşalım deyip randevu için sözleşmişler.
    Gözden ırak bir yerde yapılan görüşmeye Güre ile beraber iki Jandarma subayı katılmış.
    Yedek subaylığını istihbarat subayı olarak yapan Eşref Güre sohbetin başlamasıyla deneyimlerinden hareketle muhataplarına  sormuş: “Siz istihbarat subayısınız değil mi?”
    Aldığı karşılık “Evet” olmuş.
    İkisi Jandarma İstihbarat subayı biri Eşref öğretmen üçlü grup saatlerce İhlas’ı konuşmuş. Subaylar sormuş, Eşref bey cevap vermiş. Ana konu İhlas Finans’ın içinin boşaltılması, İhlas’ın borsa işlemleri, hayali ihracat ve İhlas’ın yurtdışındaki varlıkları.
    Eşref Güre bir dönem çalıştığı ve iyi bildiği İhlas’la ilgili olarak bildiklerini anlatıp elindeki dokümanları verdikten sonra şöyle bir latife yapmış:
    - “Komutan, boşuna uğraşmayın, bu İhlas’la siz bile başa çıkamaz sınız?”
    Öğretmen Güre devam etmiş:
     “Hem Sanayi hem de Maliye Bakanlığı’nda gönderdiğim belgeler üzerinden bürokrat düzeyinde araştırma ve soruşturma başlatıldı, ama iş yukarıya çıktığında siyasi irade, yani bakan bekletelim demiş. Dolayısıyla siz dosyalar hazırlasanız da, bilgileri depolasanız da, belgeler tanzim etseniz de karar verici irade, yani hükümet hayır diyecek. Dolayısıyla kusura bakmayın bu çabalarınız ve zahmetleriniz boşa
    gidecek.”
    Eşref Güre’nin bu sözlerine subaylardan üst rütbeli olanı aynen şu karşılığı vermiş:
    - “Hayır emin ol bu sefer öyle olmayacak. Çünkü bu işi artık biz üstümüze aldık.”
    Eşref Güre’nin bana aktardığı bu fotoğraf gösteriyor ki İhlas Finans’taki hortumlama için artık Jandarma İstihbarat da iz sürmektedir.
    Evet hakikatte İhlas Finans’ın kollanması olayı AKP’nin hırsızlığa  bakışında suçüstü halidir ve yolsuzluklara nasıl kol-kanat gerdiğini gözler önüne sermektedir.
    Öyle, çünkü burada hortumlamanın olduğunu ben değil, Tayyip Erdoğan’ın gözbebeği olan TMSF Başkanı Ahmet Ertürk söylüyor. Dahası, Ertürk ’bu hortumlamanın üstüne gidişimi ısrarla talep etmeme rağmen izin verilmedi’diye de hicabını
    haykırıyor.
    Hal bu iken Tayyip Erdoğan’ın yakın geçmişe kadar nefret ettiği  İhlas patronuna kollarını açması zihin bulandıran bir husus değil midir?
    Ali Coşkun beyin, “Allah bunların b...... versin” dediği İhlas’ın baronlarına Erdoğan’ın şefkat göstermesi araştırma gerektiren bir konu  değil midir?
    Nitekim öyle olduğu için olsa gerek ki Jandarma İstihbaratı harekete geçmiştir.
    Dileriz Jandarma’yı da Eşref Güre’nin dediği gibi Maliye ve Sanayi Bakanlığındaki bürokratlar misali susturmazlar!



    YOKUŞ BAŞI...
    Çöküş korna protestolarıyla başlar!
    Tayyip Erdoğan artık sokaklarda bile ıslıklanıyor ya da başka bir ifadeyle, artık kornalı protestolarla bile yüz yüze geliyor. Erdoğan iki gün önce Caddebostan’da iftara giderken neredeyse bütün araçlardan yağan kornalı protesto yağmurunda ıslandı. Garip olan husus Erdoğan’ın bu durumu kabullenmek istememesi ve “Ben Başbakan’ım, ben geçerken elbette trafik kapanacak” bakışı ya da mağrurluğunda olmasıdır. Dikkat edin bu tür görüntüler iki ya da bir yıl önce yoktu. Görünüyor ki Tayyip Erdoğan’ın havası artık düşmekte ve tepki gösterenlere yapılan türlü ceberrutluklara rağmen toplumsal tepki alenen tezahür etmektedir. Ben hatırlarım 80’li yılların sonunda da Özal için tablo aynen böyle idi... Hiç kuşkunuz olmasın aşağıya doğru bir süreç başladı mı devam eder gider.. Nitekim Erdoğan da bunu görmüş olacak ki her konuşmasında yeni bir düşman yaratarak yine mağdurları oynamak istiyor ve toplumu kavramlar üzerinden cepheleştirmeye çalışıyor. Tayyip bey biliyor ki olmayan icraatıyla toplumun beğenisini alması mümkün değil, dolayısıyla sığındığı tek şey milleti cephelere ayırarak hamaset avcılığı ile bir tarafı temsil etmektir.



    SORULAR...
    Diyanet susma, zekât hırsızlığına fetva ver!
    İki gün önce Diyanet İşleri Başkanlığı’na bu sütundan Deniz Feneri’nin yaptığı zekât hırsızlığına İslam’ın bakışı ya da fetvasını sormuş ve acil cevap beklediğimizi iletmiştik. Ses seda yok. Hayır, hayır Diyanet, AKP’nin değil Türkiye’nin kurumudur. Dolayısıyla aman bundan AKP zarar görebilir diye açıklama yapmaktan imtina edemez. Evet ben bir vatandaş olarak Diyanet İşleri Başkanlığı’mıza tekrar tekrar soruyorum: 1) Zekât, İslam’ın beş şartından biridir ve türbanın aksine teferruat değil öze mahsustur. Dolayısıyla zekâtın yanlış verilmesi veya zekât dolandırıcılığının ortaya çıkması durumunda zekât verenler tıpkı namazın yanlış kılınmasında tekrar edilmesi misali zekâtlarını da tekrar  vermek zorunda mıdır? 2) Dolandırıcılık ve hırsızlık yaptığı mahkeme hükmüyle sabit olan Deniz Feneri’nin topladığı kurban paraları kurban adına geçerli midir? 3) İslam’da zekât ve kurban hırsızlığının müeyyidesi nedir? 4) Allah (cc) zekât ve kurban hırsızlarını lanetler mi?



    NİHAYET...
    Gıda bankacılığı yazımız Meclis’te!
    Deniz Feneri’ne tanınan imtiyazla ilgili olarak yazılan ilk yazı Türk medyasında bu sütunda 16 Haziran tarihinde yayımlandı. Yazının başlığı “AKP’nin gıda bankacılığı rezaleti” idi. Söz konusu yazıda AKP’nin  Deniz Feneri ve benzerlerine getirdiği ayrıcalıklar afişe edilmiş ve kamuoyunun bilgisine sunulmuştu. Deniz Feneri ve benzerlerine sağlanan vergi muafiyetinden, buralara yapılan bağışların vergiden düşülmesine kadar yapılan türlü düzenlemeler ilk kez bu sütundan duyurulmuştu.Yazımızda bu ülke için ölenlerin çatısı olan Mehmetçik Vakfı’na bile verilmeyen bu ayrıcalıkların perde arkalarına ısrarla  dikkat çekilmişti. İşte o yazımız TBMM tatilinin hemen ertesinde  Parlamento’da gündeme geliyor. CHP Bursa Milletvekili Abdullah Özer bu konuyu Başbakan’a sorulmak üzere Meclis’e taşıyor. Bakalım Tayyip Erdoğan ya da sözcüleri bu koruma, kollama ya da ayrıcalığı nasıl savunacaklar?


         
    11684 defa okundu
    Arkadaşına Gönder Yazdır Yorum Ekle Yazara Mesaj
    Yorumlar ( 0 )



     
     
    Bölücülük Yapan Vekilin Dokunulmazlığı Kaldırılsın mı?
     Evet
     Hayır