Türkiye’nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı özellikle Ağustos ayında yerli ve yabancı dağcıların hücumuna uğrar. 2001 yılında Ağrı Dağı’na dağcı arkadaşlarımla tırmandığımda sadece valilikten izin almak yeterliydi. Özellikle yabancılar dağcı, küresel ısınmacı, kuşçu vs. adı altında bir takım gizli faaliyetlerde bulunmak amacıyla da Ağrı Dağı’na gelirler.
Kısa bir süre önce adını açıklamakta sakınca gördüğüm gazeteci dostum da bir grup arkadaşıyla Ağrı Dağı’na tırmandı. Döndüğünde anlattıkları çok dikkat çekiciydi. Buradan sizinle paylaşmak istiyorum.
Gazeteci dostum dağın yaklaşık 3200. metresinde her dağcının kamp yaptığı ana kampta uyudukları sırada gece yarısı birilerinin “herkes kalksın” komutuyla uyandırıldıklarını belirterek şöyle devam etti: “Etrafta üç beş çadır vardı. Hepimiz dışarı çıkıp fenerlerimizi yaktık. İkisi erkek ikisi kadın dört PKK’lı tüfeklerini bize doğrultmuştu. Hepimizi bir kenara topladılar. Etrafta bir kaç PKK’lının daha varlığını hissettik. Hepimizin kimliklerini kontrol ettiler. Karınlarının aç olduğunu söyleyip yiyeceklerimizi istediler. Herkesin kumanyasından yiyeceklerin önemli kısmına el koydular. Daha sonra bizimle sohbet etmeye başladılar.”
PKK’lılar gazeteci arkadaşımın diz üstü bilgisayarını görünce ona da el koymuşlar. Arkadaşım ani bir kıvraklıkla bilgisayarı teröristin elinden alıp gazeteci olduğunu söylemiş. Ardından da bilgisayarı açıp Kuzey Irak’ta PKK kamplarında yaptığı röportajları ve liderleri ile çekilmiş fotoğrafları gösterince yumuşamışlar. Ardından gazeteci dostum onlara sorular sormaya başlamış ve sohbet ortamı oluşmuş. Üzerlerinde dağcı montu bulunan bazı PKK’lılar şöyle bilgiler vermişler:
“ Buraya çıkan yabancı dağcıları da durdurup kontrol ediyoruz. Bazıları da bizi Türk askeri sanıyor. Bu montları ve ihtiyacımız olan malzemeleri ve yemekleri onlardan aldık. ”
O gece yarısı PKK’lılar zirvede Türk bayrağı bulunduğunu ve bayrağı gidip indireceklerini söylemişler. Sabaha karşı da bayrağı zirveden alıp parçalarını getirmişler.
Arkadaşımın anlattıklarını dinlerken, 2001 yılında, dağ dönüşü Doğu Beyazıt’ta tıraş olduğumuz berberin söyledikleri geldi aklıma. Berber “ Abi bizimkileri gördünüz mü? 4500’de jeneratörümüz var onları çıkartana kadar canımız çıkmıştı vs..” demişti. Ben de “Uyduruyordur, o yükseklikte PKK’lının ne işi var, çünkü volkanik dağ çok çıplak ve kayalık” diye düşünmüştüm. Demek ki doğruymuş.
Özellikle Ermeni yanlısı ya da İran’ı takip işi olan istihbarat teşkilatları değişik maskeler altında dağa sürekli ekip gönderiyor. Bu nedenle de bugünlerde güvenlik güçlerimiz teyakkuzda. Bu arkadaşlarım bu durumu güvenlik güçlerine anlatmamışlar. Bazıları profesyonel olarak dağcılara rehberlik yaptığından tanınmaktan korkmuş. Kısacası, PKK’lar 5165 metre yükseklikteki Ağrı Dağı’nın tepesine bile hiç kamp yapmadan çıkıp inecek kadar dağa hakimler. Yetkililer bu yazdıklarımı ihbar kabul edip gerekeni yapacaklarını düşünüyorum. Değerli okurlar, öyle stratejik yerler var ki oralarını PKK’lılar ne pahasına olursa olsun terk etmiyor ve huzur kaçırmak için gövde gösterisi yapıyor. Tendürek, Cudi, Gabar, Bagok dağları ya da Kutu Deresi, Ali Boğazı gibi su, petrol, doğal gaz ve zengin maden yataklarını tutmakta direndikleri gibi Ağrı Dağı’nı da kontrolleri altında tutmaya özen gösteriyorlar. Birilerinden öyle emir alıyorlar.