AB-ABD ortaklığı ve Türkiye

A+A-
Haydar ÇAKMAK

AB ile ABD arasında “Trans Atlantik Ortak Ticaret Alanı” kurma fikri 1963 yılında ilk defa John Kennedy tarafından gündeme getirilmiş ve 1995, 1998 ve 2007 yıllarında tekrar konuşulmuş ama başarılamamıştır. Obama, 2013 Mart ayında ulusa sesleniş konuşmasında “Trans Atlantik Ortak Ticaret Alanı” projesini gündeme getirmiştir. ABD ilk defa başkanının ağzından ve onun inisiyatifiyle güçlü bir şekilde desteğini açıklamış ve devletin ilgili organları Avrupa Birliği yetkilileriyle temasa geçerek görüşmelerin başlaması kararını almışlardır. Bu serbest ticaret alanı gerçekleşirse, dünyanın en büyük ticaret alanı niteliğini kazanacak, dünya toplam hasılasının yarısına sahip, dünya ticaretinin üçte birini gerçekleştiren, dünyanın en fazla araştırmaya para harcayan, dünyanın en büyük özgür ve demokrasi toplumu olan bir oluşumdur. Ayrıca ortak ticaret alanı gerçekleşirse bir birlerinin ekonomilerine önemli derecede katma değer yapacağı hesaplanmaktadır. Avrupa Birliği’nin ABD’ye ihracatının %28 ve diğer ülkelere %6 artacağı hesaplanmaktadır. ABD’nin genel ihracatının ise % 8 artacağı hesaplanmaktadır. Her iki tarafın da iç hasılası % 0,5 ile %1 arasında artacağı düşünülmektedir. Bugün itibariyle iki taraf arasındaki ticaret hacmi 700 milyar, yatırımlar ise 2.5 milyar euronun üzerindedir.
İki tarafın ortaklığı hep ekonomik veya politiko-ekonomik krizlerin yaşandığı dönemlerde gündeme gelmiştir. Özellikle de krizlerin çözüm çaresi, istikrarın, zenginliğin ve gücün yaratıcısı olarak düşünülmüştür, oysa ki bu düşüncenin ispatlanmış sağlam bir temeli yoktur. Yüzme bilmeyen iki devin güçlerine güvenerek denize birbirlerine sarılarak atlayıp birlikte boğulması gibi de olabilir. Fransa, maddi ve manevi kültürel değerleri, devletin fonksiyonu ve tarım gibi konularda çekincelerini ileri sürerek ortak ticaret alanına mesafeli yaklaşmaktadır. Almanya ve İngiltere hararetli bir şekilde desteklemektedir. Hatta Almanya Şansölyesi Merkel geç kalındığını ve bir an önce gerçekleşmesi gerektiğini söylemiştir. Dolaysıyla Fransa’nın çok fazla hayır deme ve engelleme şansı yoktur. Özellikle geleneksel Fransız-Alman ittifakı ve iş birliği son dönemlerde yara almış ve eski samimiyetini yitirmişken Almanların, Fransızların kaygılarını çok dikkate alması beklenemez. Ama yine de tartışma ve müzakerelerin daha ziyade rakamsal olmayan değerler konusunda olacağını söylemek yanıltıcı olmayacaktır. Dolaysıyla Fransa da muhataplarıyla, bu aşamada tereddütlerini tartışma alanı bulacaktır. Bu ortak ticaret alanı projesi gerçekleşirse eğer; siyasi, kültürel ve ekonomik olarak bir Hıristiyan blok ortaya çıkacaktır. Bu mantıktan hareket edilerek küresel İslam Birliği ve Çin, Hindistan, Japonya, Kore öncülüğünde Küresel Budistler Birliği de ortaya çıkarsa bu dinsel ve kültürel oluşumlar, dünyayı dinler bazında bölmeye itecektir. Din ve medeniyetlere bölünmüş bir dünya barışçıl olmayacağı gibi kimsenin çıkarına da değildir.
Türkiye, başta Fransa olmak üzere birçok ülke tarafından Avrupa’dan uzaklaştırılmaktadır. Avrupa ve ABD’nin sık bir şekilde ciddi ekonomik krize girmesi ve Çin başta olmak üzere Hindistan, Japonya ve Kore gibi Asyalı ülkelerin zenginleşmesi nedeniyle Türkiye, istemese de ihtiyacı olan ekonomi-politik alanı Asya’da bulursa gitmede tereddüt etmeyecektir. Zira Türkiye, 1959’dan bu tarafa AB’ye üye yapılmamıştır. Avrupa’da Müslüman olmasından dolayı hep ayrımcılığa uğramıştır. Türk kamuoyu batıya alternatif olarak artık Asya’da olmayı konuşmakta ve eskisi kadar itici görmemektedir. Atmış yıldır Batı’nın politik, ekonomik ve güvenlik konularında bir parçası olan Türklerin Batı’dan dışlanması uluslararası barış ve Batı dünyası için de iyi bir sonuç vermeyecektir. Anglo-Sakson grubu İngiltere ve ABD, bu gerçeğin farkında ve Türkiye’nin Batı içinde kalması için AB üyeliğine ciddi bir destek vermektedir. Türkiye, AB yerine ABD-AB ortak ticaret alanına katıldığı takdirde gönüllü bir şekilde AB’den vazgeçebilir. Bu durum hem Türkiye hem de Fransa ve diğer Türkiye karşıtı ülkeler için de iyi bir gelişme olabilir.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları