AB-Kıbrıs-Türkiye

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Avrupa Birliği’nin Kıbrıs konusunu Türkiye’nin önüne bir engel olarak koyması ve Uluslararası antlaşmaları hiçe sayarak, Rum idaresinin insanlık dışı suçlarla dolu sicilini görmezlikten gelip, Kıbrıs Türklerinin demokratik seçme ve seçilme hakları yokmuş gibi davranarak, Rumların seçtiği bir idareyi,  “Kıbrıs”  addedip AB üyesi yapması hukuki bir skandal olmanın ötesinde Rum idaresinin 1963’ten 1974’e kadar işlemiş olduğu suçları tasvip ve hatta bunlara göz yumarak, hesabını sormaktan kaçınmakla suça iştiraktır.
Şimdi, “bölünmüş, iç meselesi halledilmemiş bir Kıbrıs’ı AB üyesi yapmakla hata işlediğimizi anladık fakat yapabileceğimiz bir şey yok,” demekle bu hata telâfi edilemez. Üyeliğin Kıbrıs meselesinin halline yardımcı olacağı inancı ile hareket etmişler, aksi olmuştur. Şimdi “bu hatayı düzeltmek için gereken oy birliğini elde edemeyiz çünkü Yunanistan ile Kıbrıs buna iştirak etmeyecek, ayrıca, Türkiye’nin üyeliğine karşı olan ülkeler de Kıbrıs meselesini Türkiye aleyhine kullanmaktan vazgeçmek istemezler”  diyen AB üyesi, namuslu ve ciddi temsilciler bile Türk tarafına  “aman uysallığa devam ediniz; şu Rumlarla birleşiniz”  demektedirler.
Bu gerçekler karşısında Türk tarafına düşen görev müdafaada kalarak  “iyi, uslu çocuk” rolü oynayıp “öğretmenim suçlu taraf ben değilim”  demek değildir. Rum-Yunan silahlı saldırıları, yıllardır siyasi saldırıya, propaganda savaşına dönüşmüştür. Yunanistan suçlu Rum idaresini  “Kıbrıs”  diye AB üyesi yapmanın rahatlığı içinde Türkiye’ye utanmadan  “mükellefiyetini yerine getir-askerini çek - garantilere gerek yoktur”  diyebilmektedir. Türkiye, Annan Planına evet deyip Kıbrıs Türklerine de evet dedirtmekle Kıbrıs meselesini Rum-Yunan ikilisinin istediği ve ABD’nin onayladığı  “devlet yok - egemenlik yok”   çizgisine indirmiştir. Annan Planı öncesi TBMM’de oybirliği ile kabul edilen çizgiye dönüş şarttır.  “Limanlarımızı Kıbrıs bayrağına açmak tanınma değildir”  görüşünü Milli davaya inanmış olan halktan tek bir kişinin bile tasvip etmeyeceği bilinmelidir. ABD çizgisinden kurtulmak  “Kurucu Devlet”  deyimini  “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Kurucu  devlet olacaktır”  diye takviye etmekle  mümkün olur. İki Halk ve iki Devlet, kalıcı bir anlaşmanın temelidir. Bunu sonuna kadar savunmak gerekir.  “Kıbrıs üye olmamıştır ve  1960 Antlaşmaları taraflar arasında değiştirilmedikçe de Türkiye AB üyesi oluncaya kadar da üye olamaz”  tezimiz hukuk alanı dahil her alanda dinamik bir şekilde savunulmalıdır.

Yazarın Diğer Yazıları