"AB medeniyet getirecek!"

Özcan YENİÇERİ

Mücadele marjinallere karşı yapılırsa başarılı olur. O bakımdan davası olan kitleler önce marjinalleştirilerek küçültülür sonra mücadeleye geçilir. Sömürgeciler hedef seçerken marjinal vurguları ön plana almalarının nedeni de budur.

 Milliyetçilik ya da ulusalcılıkla mücadele etmeyi düşünenler de aynı şeyi yapmaktadırlar. Onlar da aynı yöntemi uygulamaktadırlar. Milliciliğin ya da ulusalcılığın her türlü kötülüğün kaynağı olarak gösterme gayreti nedensiz değildir. Bakan Şimşek’in, Türkiye’deki mücadeleyi “Küreselleşmeyi anlayanlar ve buna hazırlananlar ile milliyetçiler arasında. Yani dar anlamda küreselciler ile milliyetçiler kavgası” olarak nitelendirmesi bu bakımdan oldukça anlamlıdır. İlginçtir, Sayın Bakan göreceli olarak “küreselleşmeyi anlayan” olarak en az kentleşen, demokratikleşen ya da sivilleşen kendi yabancılaşmış sınıfsal kesimini gösteriyor. Küreselleşmeye karşı olarak da millici ve milliyetçi ve milli devlet yanlısı taraftarlarını gösteriyor. Halbuki, milliciler ya da ulusalcılar dünyanın her yerinde milli çıkarların olduğu her yerde vardır ve orada olurlar. Milliyetçiler küreselleşmeye değil uşaklaşmaya, köleleşmeye, sömürgeleşmeye, mandalaştırılmaya ve ecnebilerin milli kaynaklara el koymasına karşıdırlar. Daha açıkçası onların itirazı Türkiye’nin tüketim manyağı yapılmasına, açık Pazar haline getirilmesine, edilgenleştirilmesinedir. Millicilerin önceliği “kendi uluslarını ve onun çıkarlarını savunmak” tır. Türkiye’deki mücadele bu bağlamda ulusalcı/milliyetçilerle küreselciler arasında değil, Türkiye’nin çıkarlarını savunanlarla uluslararası şirket ve kuruluşların çıkarlarını savunanlar arasındadır.

 Bakınız, Barnet ve Müler “Evrensel kâr maksimizasyonu, ulussuz bir bilincin oluşmasını gerektirmekte ve evrensel şirketler bu tür bir bilinç geliştirmenin çeşitli yollarını keşfetmiş bulunmaktadır” demektedir. Türkiye’deki kavga işte bu ulussuz bilinç yaratmaya çalışanlarla, ulusal bilinç sahipleri arasındadır. Çünkü sömürebilmek ancak sömürgeleşmeye karşı olanların etkisizleştirilmesiyle mümkündür. 

Bu gerçeğe Türkiye’nin Emniyet Genel Müdürlüğü de hazırladığı bir raporda şöyle yer vermiştir. “Ulusalcı kesimler, devlet egemenliğinin özellikle AB sürecindeki yasal değişiklikler ile zedelendiği ve ülkenin bağımsızlığını yitirdiği varsayımını temel almaktadır”. Sözü edilen rapor bu nedenle “ulusalcılık” ın terör kapsamına alınmasına gerekçe yapan bir mantık kurgusu üzerine bina edilmiştir.

O zaman soralım; acaba bu varsayım yanlış mıdır? AB’nin baskısıyla Leyla Zana ve arkadaşları yasalar değiştirilerek hapisten çıkarılmadı mı? Terörle Mücadele Yasası AB’nin baskısıyla kaldırılmadı mı? 301. Madde AB’nin arzuları istikameti doğrultusunda değiştirilmiyor mu? Aynı şeyler maden, petrol, yabancıya toprak satışı, özelleştirme gibi konularda yaşanmadı mı?
Egemen bir ülke kendi hukuk düzenini kendi çıkar ve ihtiyaçları gerektirdiğinde değiştiren ülkedir. AB ya da ABD şirketlerinin çıkarları için yasalarını ya da hukuk düzenini değiştirmek ancak müstemleke ülkelerde görülebilecek bir durumdur.

 Diğer yandan AB, Türkiye, “Alevileri ve Kürtleri azınlık kabul etmelidir” diye baskı yapmıyor mu? “Ermeni Soykırımı yaptığınızı kabul edin” demiyor mu? “Fırat ve Dicle Nehrinin sularının uluslararası bir komisyona havale” edilmesini istemiyor mu? AB’nin hiçbir ülkesine üyelikleri aşamasında uygun görülmeyen aşağılama, öteleme, iteleme Türkiye’ye karşı yapılmıyor mu?
Tek yanlı olarak gümrük birliği çerçevesinde Türkiye’yi bağlayıcı kararlar almıyor mu?
Vicdan, muhakeme ve ahlak sahibi hangi insan bu gelişmelerden kaygı duymaz?
Birileri de bir zamanlar İzmir’in Yunanlılar tarafından işgali üzerine “Niçin üzülüyorsunuz efendiler, memnun olmalısınız; Yunanlılar bizim menfaatimize çalışıyor; memleketi eşkıyalardan temizlemeye uğraşıyor. Batı medeniyetini getiriyor” demişti. O zamanlar Yunan’dan medeniyet umanlar, şimdilerde de aynı şeyi AB’den ve küresel imparatorluk sahiplerinden bekliyor! Bekleyin, AB Medeniyet Getirecek!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş