AB muhiblerinin linç ettiği AB'ci gazeteci(!)

İsrafil K.KUMBASAR

Bir ülke üzerinde emelleri olan emperyalistler, artık o ülkeyi ele geçirmek için ‘askeri yöntemlere’ başvurmuyorlar.
Daha etkin ve kalıcı bir yöntem olan ‘psikolojik savaş’ planlarını devreye sokuyorlar.
Öncelikle kamuoyu üzerinde ‘önemli etkisi’ olduğu tespit edilen medya kuruluşlarını birer birer ele geçiriyorlar, teslim olmayıp ‘direnmeye’ kalkışanları içeriden çökertiyorlar.
Sonra devşirip, o kuruluşların ‘köşebaşlarında’ istihdam ettikleri işbirlikçilerden müteşekkil ‘öncü’ birlikler kurup cepheye sürüyorlar.
‘Özel fonlar’ ile destekleyip, ‘özel eğitimler’ ile programladıkları bu birlikler vasıtası ile insanların beyinlerini yoğun bir ‘yıkama bombardımanına’ tabi tutuyorlar.
Kendi ‘milli’ kimliklerine, kendi ‘manevi’ değerlerine yabancılaşan insanlar, zaman içerisinde, devletlerine, kurumlarına, idarecilerine birer ‘yabancı’ gözü ile bakmaya başlıyorlar.
Ve istila kendiliğinden geliyor.

* * *

Avrupa Birliği komiserleri, zaman zaman Türkiye’den devşirdikleri ‘gazeteci’ etiketine sahip bir takım kişileri, düzenledikleri açık/gizli toplantılarla sürekli ‘enforme’ edip, ‘geleceği’ şekillendirmek üzere hazırladıkları ‘planlar’ ve ‘yol haritaları’ hakkında bilgiler veriyorlar.
Planların ‘herhangi bir tepki’ görmeden uygulanabilmesi amacıyla ‘kamuoyunun yönlendirilmesi’ hususunda yapmaları gerekenleri kendilerine detaylı bir şekilde anlattıktan sonra, ellerine bir de ‘kılavuz’ tutuşturuyorlar.
İşbirlikçi sözde gazeteciler, fırsatını buldukları ilk anda, kılavuzlardaki ‘yönergelere’ uygun olarak sanki ‘ağızbirliği’ etmişlercesine, hep birden başlıyorlar yaygaraya:
- “Türkiye için tek kurtuluş yolu AB’dir, çağdaşlığa giden yol AB’den geçer.”
- “Türk halkının iyiliği için olan AB kriterleri, bir an önce yerine getirilmelidir.”
- “Aman yol haritasından ayrılmayalım, yoksa bizi bir daha AB’ye almazlar.”
- “Hükümet, AB’ye girişin önünü tıkıyor, bu kafa ile bizi AB’ye almazlar.”

* * *


Toplatılara katılan sözde gazetecilere, zaman zaman ‘of the record’ yani ‘yazılmamak’ kaydı ile önemli bazı bilgiler de verilir.
Yaptıkları işin bir ‘misyon’ olduğunu unutup ‘amatör’ bir heyecana kapılan bazı kişiler, zaman zaman diğer arkadaşlarını ‘atlatmak’ için kulaklarına üflenen bilgileri ‘kıyısından köşesinden’ çalıştıkları gazetelerin sütunlarına taşırlar.
İşte o zaman, kıyamet kopar.
‘Ağır konuk’ olarak aynı toplantılarda hazır bulunan diğerleri, ‘kardeşlerini’ yiyen leş kargaları gibi hiç tereddüt etmeden ‘sırlarını’ açığa vuran kişinin üzerine hep birlikte çullanıverirler.
Ol kişiyi hemen oracıkta ‘yalancı’ diye infaz edip, aralarından edebiyyen dışlayıverirler.
Tıpkı, “Türkiye’nin Heybeliada Ruhban Okulu’nu açması karşılığında Rumlara limanları açma konusunun erteleneceği” yönündeki bir haberi başında bulunduğu gazetenin sayfalarına taşımaya kalkışan Erdal Şafak gibi.

* * *


Hasan Cemal, Ali Bayramoğlu, Mehmet Ali Birand, Mehmet Altan, Ferai Tınç, Eyüp Can, Leyla Tavşanoğlu ile aynı yatağa girmeye kalkışan, sonucuna da katlanır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş