AB nereye gidiyor?

Haydar ÇAKMAK

Avrupa Birliğinin kurulduğu 1957’den beri inişli çıkışlı zamanları olmuştur ama bu günkü kadar sarsılmamıştır. Sorun AB’nin varlığına yönelik ciddi tehlikeler içermektedir. Birliğin temel politikası ve felsefesinin zaafa uğrama riski vardır. Zira Avrupa Birliğinin önemli özelliklerinden refah bölgesi ve dayanışma prensipleri yara almıştır. İrlanda, Portekiz, Yunanistan, İspanya ve Avrupa’nın dördüncü büyük ekonomisi olan İtalya’nın da ciddi ekonomik krize girmesi sadece ekonomik politikalar ile Euro bölgesini değil aynı zamanda AB’nin varlığının tartışılmasına da neden olmuştur. AB krizden çıkmak ve örgüte çeki düzen vermek için 8-9 Aralık 2011 tarihinde Brüksel’de önemli bir zirve gerçekleştirmiştir. Ancak bu zirve yeni ciddi ayrışımlara ve yeni sorunların çıkmasına neden olmuştur. Öncelikle Almanya ve Fransa’nın özel işbirliği ve Avrupa politikasını yönlendirme çabaları AB üyelerini rahatsız etmektedir.
Avro bölgesi yönetiminin başarısızlığı, yeni ülkelerin bölgeye dahil edilme girişimleri ve Avrupa Birliği’nin yeniden yapılandırılmasına İngiltere’nin itirazları ciddi sorunlar yaratmıştır. Ayrıca Birliğin içine düştüğü durum nedeniyle itibar kaybetmesi ve üyeler ile üye olacakların birliğin geleceği ile ilgili şüpheye düşmesine neden olmuştur. Çek Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Vaclav Klaus toplantıdan sonra yaptığı açıklamada AB’nin durumunu net ve kısaca özetlemiştir.  “Avrupa Birliği bir borç krizine girmiştir. Artık dünya için iyi bir model değildir. Dünya değişiyor ve dinamik bir ekonomi gelişmekte, AB gelişmelerin dışında kalmıştır, yatırımdan çok tüketime yönelmiştir, bütünleşme politikası ve Avro bölgesi krizdedir ve AB bu gerçekleri de kabul etmeyi reddediyor.” Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkosy Avro bölgesinin içine düştüğü krizi iki nedene bağlamaktadır. Birincisi Avro bölgesi yaratılırken çıkabilecek muhtemel sorun ve krizler için önlemler belirlenmemiş ve ikincisi ise Avro bölgesine girecek birlik üyesi ülkelerin üyeliğin tüm kriterlerini yerine getirmeden bölgeye girmelerine izin verilmesidir. Almanya-Fransa ikilisinin birlikte çalışmasının da hem sorunların çözümü için gerekli olduğu hem de tarihte iki ülke ilişkilerinin bozulmasının Avrupa’da ve dünyada barışı tehdit ettiğini, hatta birinci ve ikinci dünya savaşlarının örnek olarak gösterilebileceğini söyleyerek diğer Avrupalı ülkelerin iki ülke ilişkisini kritik etmelerinin doğru olmadığını ifade etmektedir.
Alman Şansölyesi  Merkel, Avro bölgesinin ve Avrupa Birliğinin düşmüş olduğu durumun vahametini kabul etmekle birlikte sorunun çözülebileceğini ifade ederek moral vermeye çalışmaktadır. Fransa ile el ele çalıştıklarını, sorunları çözeceklerini, ama Avrupa Birliği organlarına daha fazla yetki verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun anlamı AB’nin yapısal değişimidir. Ancak bu değişimi İngiltere’nin başını çektiği bazı üyeler istememektedir. Bu aşamada İngiltere dışlanmış ve çaresiz gözükse de henüz işin başındalar. İngiltere bu kriz fırsatını değerlendirerek AB’ye ciddi bir darbe vurabilir. Almanya - Fransa ikilisi şimdilik Avro bölgesine dahil 17 ülkeyi ikna etmiş gözükse de henüz uygulamayla ilgili kesinleşmiş bir karar yoktur. Avro bölgesi ülkeleri kendi başlarına da gelmesinden korktukları ekonomik kriz nedeniyle Alman - Fransız dayatmasına kerhen evet deseler de onların istediği bir düzeni kabul etmeleri çok zordur.
Zira istenen karar ülkelerin ekonomik ve bütçe yapma özgürlüğünü ellerinden almaktadır. Maliye bakanları ve merkez bankaları talimatları Brüksel’de kurulan bir merkezden, başka bir ifadeyle Alman-Fransız ikilisinden alacaklardır. Mevcut AB yasa ve mevzuatı ancak kısıtlı bir yetki vermektedir. Bu yetkiye dayanarak  “Avrupa Finansal İstikrar Fonu (EFSF)” , 2013’te bunun yerine geçecek  “Avrupa İstikrar Mekanizması- ESM” nin kurulmasına karar vermişlerdir.  Ancak bu kararların ve Avrupa’nın içinde bulunduğu derin ekonomik krizlerin çaresi olması beklenmemelidir. Avrupa’nın en iyi ekonomileri olan Fransa’nın borcu milli hasılasının %85’i, Almanya’nın %82’dir. İtalya’nın ise bilindiği gibi %160’dır. Yani sorun ciddi bir şekilde Avrupa’da kısa bir gelecekte çözülemeyecektir.  Yerimizin darlığından dolayı Avrupa’nın geleceğini ve risklerini haftaya yazacağız.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş