AB süreci askıya alınacak

Kürşad ZORLU

Türkiye ilk olarak 1959 yılında başvurduğu AB “girememe” sürecinde adeta bir yol ayrımına sürükleniyor. Artık AB ile ilişkilerimizin yalnızca “din” “ırk” ya da diğer bir ötekileştirme unsuru üzerinden sorgulanması meselenin güncel yanını kavramamızı zorlaştırıyor. Ekonomik ve sosyal açıdan belli başlı parametrelere bakıldığında küresel güç merkezlerinin Türkiye’yi görmezden gelerek hareket etmesi onlar açısından proaktif bir yaklaşım olmaktan uzaklaşıyor. Eğer bugün önünde duran bölücü terör meselesini bir tarafa koyarsak Türkiye çoğu AB ülkesinden daha sağlam ve avantajlı gözüküyor. Ancak Türk dış politikasının ilerlediği istikamet 2012 yılının bir kilometre taşı olacağını işaret ediyor.
Peki neden?
Ermenistan bizzat Başbakanlarının ağzından ve dolambaçlı cümlelerle de olsa Türkiye’ye savaş ilan etmiştir. Bu sözlerden sonra her Ermeni genci bizim Doğu Anadolu’muz onların ise “Batı Ermenistan” dediği topraklar için iştahını daha da kabartacaktır. Başbakan Erdoğan ise Sarkisyan’ın açıklamalarına oldukça anlamlı bir yerden, Azerbaycan’dan mesaj göndermiş ve tıpkı İsrail’e yaptığı gibi “özür” dilemeye davet etmiştir.
Acaba Sarkisyan özür dileyecek mi?
Ermenistan’da yayınlanan Asbarezpost gazetesinin iki ayrı haberine dayanarak buna şimdiden “hayır” demek mümkün. Birincisi Sarkisyan, Aliyev-Erdoğan görüşmesinden çıkan sözleri kendi ülkesine hakaret kabul ediyor. Bu yaklaşım, tabiri caizse zeytinyağı gibi üste çıkmayı anımsatıyor. Oysa Başbakan Erdoğan’ın, Sarkisyan’ın kan ve savaş çağrısına verdiği cevap belli kesimlerce “cılız” olarak nitelendirilse de; Türkiye’nin bugün neden onlardan daha büyük olduğunu ortaya koyuyor. Tarihte olduğu gibi bugün de savaş ve kan isteyen Sarkisyan’ın temsil ettiği, ilkel, işgalci anlayıştan başkası değildir. Üstelik bu pervasızca yaklaşımdan günahsız Ermeni nesilleri zarar görmektedir.
Konuyla ilgili diğer bir haber ise ismini vermedikleri İsrail’li bir diplomatın ağzından Türkiye’ye Kıbrıs tehdidinde bulunulması. Bu diplomatın dediğine göre eğer özür dilemesi gereken birisi varsa o da Kuzey Kıbrıs topraklarını haksız yere işgal eden Türkiye’nin Başbakanıymış.
Çok açık ki Başbakan Erdoğan’ın yakın bir zaman önce Güney Kıbrıs Rum Kesiminin AB dönem başkanlığını muhatap almayabileceğine yönelik ifadeleri özür beklediğimiz Ermenistan ve İsrail tarafından kullanılmaya çalışılıyor. Zira AB’nin, Türkiye’yi ve KKTC’yi içine almasının imkansız olduğunu düşündüğümüzde bu restleşmenin varacağı sonucu kestirmek hiç de zor değil.
Şimdi sıkı durun!
Asıl önemlisi AKP’nin söylemlerle bile olsa milliyetçilik eksenine daha çok gönderme yaptığı yeni dış politika anlayışında, halkın yıllardır konuştuğu ve “kim bunu yapacak” diyerek eziklik hissettiği Avrupa Birliğine tarihi bir çıkış hedefleniyor. Üstelik kulislerde konuşulan bu iddia yeni değil. 2004 yılında bir sohbet esnasında yetkili bir AKP’li milletvekilinin ağzından “AKP’nin Türk dış politikasını 4 döneme ayırdığı ve bu son dönemde AB’ye rest çekileceği” ifade ediliyordu.
Ya Türk halkı...Evet halk ne istiyor?
Yapılan son anketlere bakarsanız AB’ye verilmesi muhtemel bu cevabın halkın çoğunluğu tarafından desteklenmesi kuvvetli ihtimal görülüyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş