ABD, gerilimden memnun!

A+A-
Özcan YENİÇERİ

İsrail bölgedeki varlığını ABD’ye borçlu olmasına karşın bu küçük ülkeye ABD söz geçirmekte dahi zorlanmaktadır. Yıllardır ABD, körü körüne İsrail’i izleyen dev bir ülke görüntüsü vermiştir. İsrail ise ABD’nin kendisine olan bağımlılığını inanılmaz bir biçimde istismar eden her anlamda sorunlu bir ülke olmuştur. İki ülkenin arasında süreç içinde ters yönlü asimetrik bir ilişki kurumsallaşmıştır.

Obama sonrası İsrail!
Obama’nın İslâm dünyasıyla ilişkileri iyileştirme girişimleri, İsrail’i zıvanadan çıkarmıştır. İsrail, Obama’nın İslâm Dünyasıyla ilgili girişimine karşın İran’ı “nükleer programı” dolaysıyla bir an önce vurulması için ABD’ye dayatmada bulunmuştur. ABD’nin sorunu diplomasi ve görüşmeler yollarıyla çözmek için sorunu zamana yayma girişimi İsrail’i iyiden iyiye çıldırtmıştır. Netanyahu/Liberman yönetimindeki İsrail, giderek ABD için kontrol edilemez, maliyeti çok yüksek bir müttefik, daha doğrusu taşınamaz bir yük halini almıştır. ABD, İsrail yüzünden bütün İslâm dünyasıyla kavgalı bir konuma düşmüştür. Küresel güç, her şart altında İsrail’in hamisi konumunda olmayı varlık sorunu olarak görse de yaşanan son gelişmelerden oldukça rahatsız olmuştur.
Bu yüzden ABD yönetimi, “One minüte”  ile zirveye çıkan Türkiye-İsrail gerilimini uzaktan izlemeyi uygun görmüştü. ABD, İsrail’i hizaya getirmek için Türkiye’nin İsrail’e yönelik sert çıkışlarını bir anlamda teşvik etmiştir. Türkiye ile ilişkilerinin gerginleşmemesinin İsrail’i bölgede yalnızlaştıracağı vurgusu ABD tarafından sürekli olarak yapılmıştır. ABD, Türkiye ile İsrail’in ilişkilerinin gerginleşmesinin ABD’nin her iki ülke üzerindeki etkisinin daha çok artıracağı hesabını yaptığı da anlaşılmaktadır.

Obama sonrası Türkiye!
İsrail’den sonra Türkiye’nin de giderek kontrol dışına çıkması ABD’yi ciddi biçimde rahatsız etmiştir. Özellikle Türkiye’nin Hamas ile ilişkileri, İran’a yönelik müeyyideler konusundaki tutumundan ABD ciddi biçimde rahatsız olmuştur. Hatta Türkiye’nin Brezilya ile “nükleer takas” anlaşmasında baş rol oynamasını ABD bir türlü kabullenememiştir. Türkiye’yi, ABD yönetimi “masada tutarak İran’a zaman kazandırmak”la suçlamıştır.
Kısacası ABD, İsrail ve Türkiye’nin hem birbirleriyle hem diğer ilişkilerinden hem ayrı ayrı hem de bir bütün olarak rahatsızdır. ABD yönetimi bu yüzden Türkiye ve İsrail arasındaki krizin her iki ülkeyi de yıpratmasından çok da rahatsız olmayacaktır. Aksine Türkiye ve İsrail’in birbirlerine karşı olan tutumlarının sertleşmesini ABD, sessiz kalarak ya da dolaylı yollarla teşvik ettiğini söylemek mümkündür.

ABD’nin oyunu!
Çünkü Türkiye’yi İsrail’e karşı; İsrail’i de Türkiye’ye karşı kullanabilmesi için her iki ülkenin de ABD’ye daha çok muhtaç olması gerekiyor. Bunu da ancak Türkiye ile İsrail arasında kontrollü bir gerilim sağlayabilir. Kuşkusuz İsrail ve Türkiye’nin ilişkilerinin kopmasını ABD istemez. Ancak her iki ülkenin de kontrollü bir gerilim içinde olması ABD’nin yararına sonuçlar doğuracağı da kesindir. Sözgelimi Türkiye’nin İsrail ile yaşadığı gerilim, İran konusunda Türkiye’nin elini daha da zayıflatmıştır. İsrail’in yardım taşıyan gemilere yaptığı vahşi saldırı sonrasında Türkiye, ABD’den yardımcı olmasını talep etmiştir. ABD’nin devreye girmesiyle İsrail, rehin alınan TC vatandaşlarını ve yaralıları serbest bırakmıştır. ABD, bunun karşılığında Türkiye’den İran konusunda ABD tezlerine yakınlaşmasını beklediği de açıktır. Ortada riskli ama aynı zamanda verimli olan bir oyun var. ABD bunu her iki müttefikine de fark ettirerek oynuyor.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları