AB’den destek mi?

A+A-
Rauf DENKTAŞ

Kıbrıs meselesinin 47 yıldır halledilememesinin başlıca nedeni, hep söylüyorum, ABD ile Garantör İngiltere’nin bu konuda suçlu, eli kanlı Rum idaresini, yasaya, anayasaya, 1960 Antlaşmalarına ve Rum’un yaptıklarına bakmadan “meşru Kıbrıs Hükümeti” olarak tanımalarından ve Makarios’u kendi çıkarları için kullanarak iki NATO üyesinin savaşmasını isteyen Sovyetlerin katkısı ile bu haksızlığı 47 yıl perçinlemiş olmalarından kaynaklanmaktadır.
AB, bu haksızlığa, bu adaletsizliğe, şampiyonluğunu yaptığı tüm ilkeleri ayaklar altına alarak destek vermiş AB üyesi olsaydı bile, yaptıkları nedeniyle bu üyelikten atılması gereken Rum idaresini üye yaparak ve Türkiye ile Kıbrıs Türk halkından, bu “AB üyesi Kıbrıs” idaresinin tanınmasını isteyerek görüşme yolu ile Kıbrıs meselesinin hallini büsbütün imkansız hale getirmiştir.
Bu gerçeklere rağmen, bazı makamların Hükümet adına, Kıbrıs meselesinin halledilebilmesi için ABD’den ve garantörlüğüne 47 yıldır tükürüp duran İngiltere ile göz göre göre, AB ilkelerinin tümünü Kıbrıs’ta kirletmiş olan Rum tarafını üye yapmış olan AB’den, yardım ve destek talebinde bulunmalarını hayretle karşılamaktayız. Meselenin 47 yıldır halledilmemesinin sorumlusu bunlar!
Bunlardan talep edilecek şey sadece “Rum tarafına baskı” olduğu sürece, bunlar, “meşru Kıbrıs Hükümeti” olarak algıladıkları Rum idaresi karşısında sus-pus kalmak zorundadırlar. Hristofyas ile garantör İngiltere’nin “muhabbetini” unutmayalım. Bunlara yapılacak çağrı, Rum idaresine, hiçbir zaman Kıbrıs’ın tümünü temsil edemeyeceklerini, hiçbir zaman Kıbrıs Türklerinin hükümeti olamayacaklarını devamlı surette duyurmaları yönünde olmalıdır. Kıbrıs Türk tarafına KKTC olarak eşit muamele yapmağa başlamaları çağrısı yapılmalıdır. Rum’u etkileyecek, onları yola getirecek en büyük, en etkili şey budur. Gerekirse bu konu (Rum idaresinin Türk halkının da hükümeti addedilip edilemeyeceği) Adalet Divanına kadar götürülmelidir çünkü “Kıbrıs meselesi” diye bilinen mesele Rum-Yunan ikilisinin iki milletten oluşan Kıbrıs’ı (Ellino-Kipriyo) Yunan yapmak eyleminden başka bir şey değildir.
AB’nin, Türkiye’nin garantör olarak garantilediği ortaklık devletini toplu öldürmelerle, soykırıma varan vahşetle yıkan Rum idaresini Türkiye’ye meşru hükümet olarak kabul ettirmek girişimi insanlık açısından, hak-hukuk ve BM’de kayıtlı 1960 Antlaşmaları açısından utanç verici bir olaydır, kabul edilmez bir haksızlık ve tarafgirliktir.
Kıbrıs Rum’unu meşru hükümet olarak tanıyan ve KKTC makamlarını “Türkiye’nin alt kuruluşu” olarak tanımlayan AB’den “Kıbrıs meselesine müdahale etmemesini” isteyeceğimize daha da müdahil olmasını istememiz, AB tarafından nasıl karşılanmaktadır, bilemeyiz. Ancak, bu talepler nedeniyle, Türk tarafının er geç, hizaya gelerek Rum idaresini meşru hükümet olarak tanıyacağı beklentileri, herhalde güçlenmektedir.
Unutmayalım: BM Barış Gücü 47 yıldır, suçlu, eli kanlı Rum idaresini “meşru hükümet” olarak desteklemekte; bu sözde hükümetin rızası ile Kıbrıs’ta bulunmaktadır. Bunca yıldır güya Kıbrıs meselesinin halli için milyonlarca dolar harcayan BM yetkilileri bile, Rum idaresine “Kıbrıs meselesi 1974’de başlayan işgal meselesidir yalanından vazgeçiniz, biz 1964’den beri buradayız, gerçekleri biliyoruz” dememiştir, demiyor.
Başkalarından medet umarak bu meseleyi halledemeyiz. Çare, KKTC’ye ve Türkiye’nin garantörlüğüne sahip çıkmaktadır. Türk-Yunan dengesine dokundurmamakta, Lozan’ı deldirtmemektedir.
Bu zırvalıklardan kurtulmak zamanı şimdidir.

Yazarın Diğer Yazıları