Abdi İpekçili Milliyet'in olmazsa olmaz çizeri

A+A-
Şemsi SILKIM



Cocuk çizgileriyle mesleğe başladı, sonra siyasi karikatürlerin çizgilerine atladı. Siyasi liderlerin karikatürleri konusunda tartışılmaz bir imza haline geldi. Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş ve Turgut Özal’ın Milliyet Gazetesi’nin birinci sayfasından yayınlanan enfes karikatürleri onun çizgileriyle hayat buldu. Daha sonraki dönemde de usta çizgileriyle biblo gibi çizdiği kadınların fiziki güzelliklerini ön plana çıkaran karikatürleriyle ilgi odağı oldu.
Samsun’un tütün diyarı Bafra’da 1928 yılında doğan, 17 yaşında 1945 yılında Devlet Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü’nde kendini göstermeye başlayan Bedri Koraman, bir hevesle çizdiği ve arkadaşlarının da çok beğendiği bir resmini o dönemlerde yayımlanan Şaka Dergisine göndermiş. Dergi yönetimi de hemen o sayıda imzasıyla resmi yayınlayınca Bedri Koraman’ın hevesi daha da artmış. Bu kez çizgilerine özel bir ihtimam göstermeye başlamış. Ardından, bilhassa çocuklar ve genç kızlar tarafından okunan 1001 Roman ve Çocuk Sesi dergisini de Bedri Koraman’ın resimleriyle süslenir hale gelmiş. Gene hanımların itibar ettiği Ev-İş dergisinde de bir aile resmi yayımlanmış.
Haftalık yayınlanan büyük boy Hafta’da resimli roman ile karikatürleri çıkmaya başlayınca, Bab-ı Ali’de iyice tanınmaya başlayan Bedri Koraman bu kez de bir dergi çıkarmak için girişimde bulunmuş. Üslubuna müsait olan “Deve” adlı dergi, uzun süre onun ve arkadaşlarının çizgileriyle, resim ve karikatürleriyle edebiyat dünyamızda ses getirmeye, hatırı sayılır sayıda basılmaya başlamış ve uzun süre okuyucunun gözdesi olmuş. Ünlü Karikatürist Ramiz Gökçe’nin de gözüne giren Bedri Koraman’ın karikatürleri bilahahare Karikatür dergisinin de kadrosunda görüldükten sonra  şöhret basamaklarına tırmanması hızlanmış. Günlük gazetelerin de karikatürlere ilgi göstermesiyle, Bedri’nin şansı da arttı... Tasvir gazetesinin ardından Son Saat’daki karikatürleriyle beğenilen Bedri’nin yolu Milliyet ile kesişti. Milliyet’e Abdi İpekçi’nin genl yayın müdürü olyarak gelişinin ardından ve bilhassa büyük resim ile kadın karikatür modasının başlaması, Bedri Koraman için yeni bir fırsat yarattı.  Milliyet Gazetesindeki her karikatürü ilgi topluyordu. Hele “Cici Can” adlı çizgi romanı bir de 1960 yılında film olarak çekimine başlanınca, şans kapıyı bir kez daha çaldı.
Gazeteciler Cemiyeti’nden sayısız ödül sahibi olan Bedri Koraman’ın çizgileri dünyada da ilgi gördü. Brezilya Ordem İnternational Dos Journalistas adlı Basın Kuruluşu tarafından nişanla onurlandırıldı. Bedri Koraman’ın “Siyaset Arenası” adlı bir de karikatür albümü bulunuyor.


 

Simavi kardeşlerin yıldızı
1949  yılında Sabah Gazetesinin İktisat Muhabirliğine başladığının ikinci günü, Tekel Genel Müdürü Ulvi Yenal’den özel beyanat alarak sigara fiyatına zam haberiyle bu alanın en kurt muhabirlerini atlatan Necati Zincirkıran patronundan “Aferin” alarak dikkatleri çekmişti. Hürriyet Gazetesi kadrosuna alınan Necati Zincirkıran, kısa sürede burada kendisini göstererek, Orta Doğu Muhabirliğine başlatıldı. Yükselişi hızlanan Zincirkıran Ankara Temsilciliği’nde yaptığı büyük atılımlar ile şöhret oldu. Erol Simavi’nin de sempati ve takdirini kazanınca, gazetenin genel yayın müdürlüğüne getirildi. Henüz  30 yaşında bile yoktu ve burada da büyük başarı kazandı, ayrıca Haldun Simavi’nin de gözünde büyümüştü.



Erol Simavi ile patron - genel yayın müdürü ilişkisinin dışında arkadaşlığı ve aile dostluğuna rağmen, Simavi kardeşler adeta iki rakip olup da ayrılmak durumuna gelince Necati Zincirkıran bir tercih yapmak durumunda kaldı. Haldun Simavi’nin “Birlikte çalışalım” teklifi, Necati Zincirkıran’a daha cazip ve ilgi çekici geldi, 1969 yılında Günaydın Gazetesinin Genel Yayın Müdürlüğü’nü tercih ettiğinde, pek çok arkadaşı kendisi için “Maceraya atıldı” demişlerdi... Ama Necati Zincirkıran, Günaydın’da da başarılı oldu. Haldun’un fikirleri ve yol gösterisi, Necati’nin parlak fikirleriyle, Günaydın birinci gazete oldu. Bu olay 11 yıl devam etti ve her iki gazetenin sahip kardeşlerinin rekabetiyle, Bab-ı Ali bambaşka bir kaynaşma yaşadı.
Necati Zincirkıran, Günaydın’dan ayrılması üzerine Anadolu Ajansı Yönetim Kurulu Başkanlığına atanınca, bu görevini 1985 yılına kadar sürdürdü ve sonra tekrar gazeteciliğe döndü, Sabah Gazetesinde yazmaya başladı, danışman olarak fikirler verdi. Necati’nin Simavi ailesiyle ilgili “Hürriyet ve Simavi İmparatorluğu” kitabı da ses getirmişti. Necati meslek hatıralarını da 2007’de “Olaylar, Anılar ve Gerçekler” adıyla kitaplaştırdı.

Yazarın Diğer Yazıları