Abdi İpekçi'yi öldürülmesinden sonra da öldürdüler!.

A+A-
Behiç KILIÇ

Mehmet Ali Ağca’nın tahliyesinden sonra, onun hakkında yazılanları hep okuduk...
Hakim matbuatta şöyle bir ağız birliği vardı, “Bu adi katile yüz vermeyin, matah bir iş yapmış gibi ona temel oluşturmayın..”
Eyvallah!..
Doğrudur, Türkiye’nin önemli bir aydınına düzenlenen suikastin baş rol oyuncusudur... Yani matbuat, Abdi İpekçi’yi sahiplendiği için Ağca’ya ayrıca öfkelidir...
Peki bu tavır ne kadar samimidir..
Bu matbuat gerçekten İpekçi’ye sahip çıkmış mıdır?.. Yoksa her zaman ve her olayda olduğu gibi dökülen timsah gözyaşları mı?!
İpekçi Cinayeti ile ilgili iz süren Gazeteci Yazar Uğur Mumcu, toparladığı bilgilerin ardından şöyle demişti..
“Çok çaba harcadık, ancak Türk basınını da eleştiriyorum bu konuda Örsan Öymen (rahmetli) dışında kimse kılını kıpırdatmadı, başta Abdi İpekçi’nin yakın arkadaşları olmak üzere...”
Bu sözler ne kadar açıktır...
İpekçi’nin ölümü ardında daha beter infaz edildiği olaylar vardır!..
Yıllarını verdiği, gazete olmasını sağladığı “gazete”nin ondan sonraki yönetimi, İpekçi’nin içinde vurulduğu otomobile el koymuş!.. Abdi Bey o aracı alırken, gazetesinin muhasebesinden bir miktar borç çekmiş.. Öldüğünde, o otomobil için borçluymuş gazetesine...
Dahası, geride kalan ailesi de “sahipsiz” bırakılmış da Hürriyet’in patronu Erol Simavi devreye girmiş..
Bütün bunları, Abdi İpekçi’nin arkadaşı Gazeteci Leyla Umar anlatıyor...
2000 yılında o zamanki bir TV kanalı, İpekçi Cinayeti ile ilgili belgesel yapıyor.. Bu belgeselde konuşan Leyla Umar, İpekçi’nin kaldırıldığı hastaneye koştuklarında orada yaşananları anlatırken şunları söylüyor..
“...o arada Ercüment Karacan, Turhan Aytul onun en yakın çalışma arkadaşı, yardımcısı hepsi geldi. Zavallı Sibel (eşi), hiç unutmuyorum, bahçenin duvarı, bir oraya vuruyor oradan kan çıkıyor, bir bu tarafa vuruyor bir oradan, biz elimizde pamukla onun kanını siliyorduk, sonra işte Ercümen Karacan oturdu arabada, anlattı. Senin çocukların ne görürse bizim gazeteden, yani kendi çocuğumuz gibi, senin iki çocuğuna sahip çıkacağız, hiç merak etme, maalesef her ikisi de olmadı. Çocuklarına sahip çıkan biraz sonra zaten gazeteyi satmak zorunda kaldı, Abdi’siz bir gazeteyi. Ercüment Karacan çocuklarına sahip çıkmayınca ben Erol Simavi’ye rica ettim. Erol Simavi 4 sene oğluna hakikaten bütün bir samimiyetle, içtenlikle ona baktı fakat tabii Sibel çok sıkıntı çekti. Hatta vurulduğu araba, Abdi’nin borcu vardı bize diye gazete tarafından elinden alındı. Bunu hiçbir zaman unutmadım ve çok acı çektim o yüzden. Ve eskiden Abdi’nin evine girmek için büyük çaba harcayan bir sürü insan, tanınmış ve malum kişiler Abdi’nin karısını maalesef hep yalnız bıraktı.”
Uğur Mumcu ve Leyla Umar’ın sözleri arşivlerde, “gerçekler” olarak mevcut...
İpekçi Cinayeti sonrası gazetelere bakıldığında, cinayetin üzerinden birkaç gün geçmesi ile manşetlerin eridiği de görülüyordu.. Bu da “sahipsizliği” gösteren bir başka kanıt...
Bir noktayı daha dikkatinize arz edeyim..
İpekçi, Türkiye’nin en saygın gazetesini çıkaran genel yayın müdürü.. Gazetenin bir nevi patronu.. Siyasi iktidarlar gözünün içine bakıyor, bir dediği ikiletilmiyor..
Böylesi bir kişi, altına alacağı binek otomobil için borçlanıyor..
Bir de bugünün haline bakın..
Mesela şu “askerler bizim kafamızı koparacaklardı” kadrolarına.. Elleri yağ bal içinde, saraylarda oturup yatlarla geziyorlar.. Araba almak ne ki?!
Ama İpekçi’nin dili kahverengi değildi..

Yazarın Diğer Yazıları