Abdülhamit fotoğrafları sizlere neyi hatırlatıyor?

İsrafil K.KUMBASAR

Irkçı emperyalizmin Gazze'de başlattığı 'genocide' soykırım harekatının ardından, dünyanın çeşitli bölgelerinde düzenlenen gösterilerde taşınan pankart ve posterler arasında dikkat çeken bazı fotoğraflar vardı.
Fotoğraflardaki kişi Sultan 2'nci Abdülhamit idi.
O fotoğraflar, aslında bir zamanlar batı emperyalizmi tarafından 'bağımsızlık' vaadi ile kandırılarak, yüzyıllar boyunca 'barış' ve 'huzur' içerisinde yaşadıkları Osmanlı İmparatorluğu'na isyan ettirilenlerin,başladıklarına gelen "gerçeği" nasıl görmeye başladıklarının açık bir delilidir.
Filistin halkı, bir zamanlar Lawrens'in tahriklerine kapılarak Osmanlı'ya isyan eden işbirlikçilerin ihanetinin bedelini şimdi çok ağır ödüyor.
Aynı emperyalizm, Arapları "Türkler sizi sömürmüştü", Türkleri ise "Araplar sizi arkadan vurmuştu" diye yine birbirine düşürmeye çalışıyor.
Abdülhamit, bakın neden o kadar önemli?

+  +  +

Osmanlı İmparatorluğu'nun, 'dış borç' batağı içinde çırpındığı bir dönemde, Theodor Herzl denen karanlık bir adam İstanbul'a çıkageldi.
21-31 Ağustos 1897 tarihleri arasında Basel'de 1. Birinci Siyonist Kongresi'ni düzenleyen Herzl, dünyanın çeşitli bölgelerine yayılmış olan Yahudileri 'vaadedilmiş topraklarda' toplayarak bağımsız bir devlet kurmayı amaçlıyordu.
Bunun için batıdaki zengin işadamlarının desteğiyle büyük 'fonlar' oluşturmuş, son derece örgütlü bir 'lobicilik' faaliyetine başlamıştı.
Bölgedeki 'verimli' arazileri, parça parça satın alıyordu.
Bir sabah 'hatırı sayılır' bazı aracıların vasıtası ile Sultan Abdülhamit'in huzuruna çıktı.
Padişah'a aynen şu teklifi yaptı:
- "Eğer Filistin'de bir miktar toprağı, yerleşim alanı olarak bize devrederseniz, Avrupa Borsası'nı elinde tutan Yahudi bankerleri, Osmanlı'nın bütün dış borçlarını ödeyecek."

+  +  +

Siyonist faaliyetlerden haberdar olan ve 'beklemediği' bu küstahça teklif karşısında hiddetlenen Abdülhamit, hiç düşünmeden gürledi:
- "Vatanın bir karış toprağı bile satılık değildir. Zira bu vatan bana değil, Osmanlı milletine aittir. Milletim bu toprakları kanlarını dökerek kazanmıştır. Ne ile aldıysak ancak onunla geri veririz."
Neye uğradığını şaşıran Theodor Herzl, daha sonra tam dört sefer daha Saray'ın kapısını aşındırdı, ancak bir daha huzura kabul edilmedi.
Tehlikeyi gören Abdülhamit, Filistin'e gitmek isteyen 'şüpheli' Yahudilere vize verilmemesi için bütün diplomatik temsilcilikleri uyardı.
'Hacıların' dışında bütün Yahudilerin Filistin'e girişlerini yasakladı.
Yahudilere 'toprak satın alma yasağı' getirdi.
Bölgedeki 'stratejik öneme sahip' arazileri, kendi şahsî mülkiyetine alarak, siyonistlerin eline geçmesini engellemeye çalıştı.

+  +  +

Theodor Herzl, 1897'de şöyle diyordu:
- "Basel'de ben Yahudi Devleti'ni kurdum. 5 veya 50 sene sonra herkes bunu böyle bilecektir. Sınırlarımız kuzeyde Kapadokya'daki dağlara, güneyde de Süveyş kanalına kadar dayanıyor. Sloganımız Davut ve Süleyman'ın Filistini olacaktır. Siyonizmin amaçlarına ulaşabilmesi için Osmanlı'nın dağılmasını beklemeliyiz."
Abdülhamit'in tahttan indirilmesinden 50 yıl sonra, Filistin'de bir 'İsrail' devleti kuruldu.
O İsrail, şimdi 'Fırat' ve 'Dicle' arasındaki toprakları da kapsayan ''kutsal' sınırlara ulaşabilmek için Türkiye'nin parçalanmasını bekliyor.
Bugün Güneydoğu'yu Türkiye'den ayırarak, ayrı bir devlet kurmaya çalışanlar, dua etsinler de bir gün gelip kendilerini bu ülkenin asli sahibi sayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün fotoğraflarını taşımak zorunda kalmasınlar.
Tarih tekerrürden ibarettir.
*(Theodor Herzl,The Complete Diaries of Theodor Herzl)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş