Abdülhamit'e sığınmak

A+A-
Ergun KAFTANCI

      ADAMI ve dönemini yüceltmek için her gün bağlantılı bir konuyu gündeme taşıyorlar...

      İsmini ve 33 yıl süren iktidarını unutturmamak için devlet televizyonunda bu amaçla yeni bir dizi başlattılar. Abdülhamit'in gerçek yüzünü ve o dönemde yaşanan siyasal olayları es geçerek, ya da çarpıtarak naklediyorlar...

      * * * 

      Sözde Çanakkale Köprüsü'nün ilk projesi, Abdülhamit devrinde çizilmiş, çizen de yabancı bir mühendismiş...

      Köprü yapılabilseymiş bin 500 metre uzunluğunda olacakmış...

      O köprü bugünkü köprülere benzer bir köprü değil; Osmanlı Arşivi'nden konuyu ortaya çıkaran araştırmacıya göre iki yakayı metal bir köprünün birleştirmesi düşünülmüş. Yapılsaymış üzerinden de sadece tren hattı geçirilecekmiş...

      Hesaplamışlar, ortaya ürkütücü bir maliyet çıkmış; işin başlayıp bitirilmesi için tam 362 bin kese altın gerekecek, vazgeçmişler...

      O tarihte hazine tam takır kuru bakır...

      Memurların ve askerlerin maaşları bile düzenli ödenemiyor. Abdülhamit de ülkeyi yönetmek için sürekli borç almaya çalışıyor, dolayısıyla tefeciler saraydan eksik olmuyor, biri gidiyor, biri geliyor...

      Padişah, aldığı paraları devlete harcasa...

      Onu da yapamıyor, eline geçen parayı sarayın masrafları ve kendi güvenliği için harcıyor...

      Sonunda, tüy döküm dönemi yaşayan imparatorluk için "Köprü de neymiş, olmasa da olur" deyip emir vermiş:

      -Projeyi yapılmamış sayıyorum, tez ortadan kaldırın...

      * * *

      Çanakkale Köprüsü ya da 1915 Köprüsü adı verilecek muhayyel köprü, referandumdan EVET çıksın diye yeniden gündeme getirildi. Sadece o değil, 15 yıldır bekletilen başka konular da köprünün yanına yerleştirildi. Sonuncusu 2B arazileri için yapılacak başvuruların süresi, onu da uzattılar...

      Toplumun her katmanı evet oyu versin diye, 15 yılda yapmadıklarını "Yapacağız" diyerek bilmem kaçıncı kez vaat ediyor ve insanları kandırmaya çalışıyorlar. Kanarsak karanlığa sürükleneceğiz ve muhafazakârlık dedikleri ama gerçek yüzünü gizlemeye çalıştıkları dinciliğe iyice saplanacağız.

       Onun için HAYIR demekte hayır var! Hayır, hayır, hayır!

 

Merkel sanki dişi Hitler

------------------------------

          Kim ne derse desin sert bir dış politika izlemek ülkeye dost kazandırmaz, düşman sayısını artırır...

       Haşin ifadeler ise ülkeler arasındaki dostluk köprülerini atar, berhava eder...

       Örnek önümüzde; Almanya ile ilişkilerimiz, takındıkları son durum yüzünden giderek bozuluyor...

       * * *

       Şu sorulabilir; bir ülkenin, başka bir ülkeye karşı antidemokratik önlemler alması ve ikili ilişkide sadece kendi çıkarını ön görüp tavır takınması faşizm diye nitelenebilir mi?

       Bence nitelenebilir.

       Gözü Almanya'dan başka şey görmeyen ve kainatı ele geçirmeye kalkan Hitler'in Nazi sistemi öyle değil miydi; o sistem bugünkü Alman yönetimini de etkilemeye başladı diye düşünüyorum...

       Bayan Merkel dişi Hitler olmaya özeniyor galiba...

       * * *

       Ülkeler arası ilişkiler karşılıklı çıkara dayalı gelişir. Bu nedenle her ülke dış politikada dikkatli davranmaya özen gösterir...

       Bütün siyasetçiler bilir ki düşman edinmek kolaydır ama dost edinmek zordur.

       Biz de bu gerçeği dikkatimizde uzak tutmamalıyız...

       Hırçın bir dış politika izlemenin diplomaside yeri yoktur. İlişkileri yeniden gözden geçirmek gerektiğinde de şiddet içeren kelimeleri kullanmaktan ve kavgacı üslûptan vazgeçmek ön koşuldur.

       * * *

       Almanya bizim siyasetçilerimize kapılarını kapattı mı, biz de onların siyasetçilerine kapıları kapatabiliriz...

       Böyle güzel (!) bir diplomatik yol ve yordam varken "Eyy Almanya..." diye başlayıp "Sizin demokrasiyle yakından uzaktan alâkanız yok" diyerek devam etmek, yaşanan sürtüşmeye şifa olmaz. 

       Ya karşı taraf aynı argümanla size saldırırsa...

       Sürtüşmenin tırmanacağını ve "Ne getirip ne götüreceğini" düşünmek zorundasınız...

       * * *

       Almanya ile ipler gerilmiş olabilir ancak, "Sizleri dünyaya rezil rüsva edeceğiz" diyerek berhava etmeye girişmek de diplomatik söylem ve tavır değildir. Dediğim gibi, hırçın bir dış politika izlemek ilişkileri bitirir ve öncelikle de onu üstlenenlere zarar verir.

 

İlk kim buluşturdu

--------------------------

       Erdoğan, "Kadınları siyasette ben buluşturdum" diyerek tarihi bir gerçeği dikkatinden kaçırdığını gösterdi. 8 Mart Kadınlar Günü vesilesiyle konuşma yaparken dinleyenlere analığın ne kadar kutsal olduğunu anlattı, her insanın anasının ayağının altını öpmesi gerektiğini söyledi...

       Kadına şiddetin tırmandığı günümüzde bu hatırlatma takdir topladı...

       Yalnız bir hata yaptı, kadına seçme ve seçilme hakkını ilk Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün verdiğini unuttu, kadınları siyasette buluşturanın kendisi olduğunu söyledi...

       Buna sürç-i lisan denir...

       Geçiyorum...

       * * *

       Bilvesile bir hatırlatma yapıyorum; tarihi gerçekler unutulabilir ama silinemez!

 

ANLAMLI SÖZLER

---------------------------------------------------------------------

      Güneşin sana gelmesini istiyorsan gölgeden çık. (KONFÜÇYÜS)

  • Yorumlar 1
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yazarın Diğer Yazıları