Abdülkadir Aygan'ın "derin"leri!..

A+A-
Behiç KILIÇ

Kim olduğunu biz bilemeyiz... Bildiğimiz, PKK kurşunu ile felç olan Albay Kırca’yı kahrından intihar ettirdiğidir.
Onun sözleri ile “Kürtçü bir kan davası” sürdürülmüş ve Albay Kırca’dan PKK ile savaşının hesabı sorulmuştur...
Evet, onun sözleriyle...
Sözlerinin ne kadar kıymet-i harbiyesi vardır?.. Ondan yola çıkılarak Albay Kırca ve bazı öteki devlet görevlileri hakkında ağır mahkûmiyetler isteniyordu.
Abdülkerim Kırca’nın kimliğini, sözlerinin dirliğini test etmek mümkün. Teknoloji, iştigal seyrine ulaşılmayı sağlıyor. O zaman da görülüyor ki, bu adamın ağzından çıkan çok ilginç beyanlar var. Üzerinde nedense pek durulmayan beyanlar!..
Buna göre...
DTP Grup Başkanvekili Selahattin Demirtaş, devletle derin ilişkileri olan bir kişi!.. Hadi bakalım buna da inanın!.. Abdülkadir Aygan, bir keresinde şöyle demiş, “JİTEM şimdiki milletvekili Selahattin Demirtaş için bilgi toplayıp faili meçhul listesine koydu. Artık ‘götürülmesi’ an meselesi. Son anda MİT haber yolladı. ‘Dokunmayın. Bizim adamımızdır’ diye.”
Kendi camialarında bu durum yayılmış. Yayılınca da Demirtaş ile Aygan arasında polemik çıkmış. Abdülkadir Aygan, bu konuda yazılı açıklama yapıp şöyle demiş; “Kimseyle kişisel polemiklere girmeye de niyetim yok. Ancak bazı insanların ipliği pazara çıkınca beni ‘iftiracı’olarak ilan ediyorlar.”
Selahattin Demirtaş’a gelince; kendisi bazı tarihler veriyor. Peki ben de soruyorum; hangi tarihte evlendiniz?
Abiniz veya kardeşiniz fark etmez, evlenmenize yardım amacıyla Abdülhekim Güven’den para aldı mı, almadı mı?
Verdiğiniz tarihlere göre; 2000 yılından önce Diyarbakır’da avukatlık yapmamışsınız! Halbuki ben, sizi 1998-1999 yıllarında Diyarbakır’da gördüm. Kaldı ki bir JİTEM’ciden para yardımı almanın avukat olup olmamanızla ilgisi yoktur.
Benim ve Abdülhekim Güven’in “tetikçilik” yaptığını söylüyorsun.
Sizler her dönem işinizi yürütürsünüz, askerlikten yırttığınız gibi.
Olan garibanlara olur.
Tekrarlıyorum; sizi veya abinizi veyahut kardeşinizi Abdülhekim Güven’den para alırken görmedim. Fakat; ben, Abdülhekim ve kardeşiniz mi, abiniz mi her kimse (nüfus memuru değilim ki yaş tahlili isteyeyim) üçümüz orduevinin bitişiğindeki restoranın teras katında oturmuş rakımızı içiyorduk.
 Hekim benimle üçüncü şahsı tanıştırdıktan sonra, onun duymayacağı şekilde kulağıma; “Bu adam Selahattin Demirtaş’ın kardeşidir. Selahattin evlilik hazırlığı yapıyormuş. Maddi durumu iyi değilmiş, kendisine verilmek üzere bir miktar parayı düğün hediyesi olarak kardeşine verdim.”
Demirtaş bu açıklamaları reddediyor.. Ben niye ciddiye alıp yazıyorum.. Bu adamın sözleri Albay’a yönelik olunca, “retçilerin” linç kampanyasında gönüllü olduklarını hatırlatmak için..

 

Asıl çete...
Şu sıralar, gazete ve TV haberlerini ibretle izliyoruz...
PKK’nın taşeronu, uluslararası mafyanın tescilli uyuşturucu kaçakçıları, millete “İnfaz edilen Kürt işadamları” olarak sunuluyor, bunların kan davaları, ele geçirilen medya odaklarında da yürütülüyor!.. (Bu uyuşturucu baronlarının aile efradında mevcut nesillerin TBMM dahil, siyasetin etkin koltuklarında da oturduklarını vurgulamakta fayda vardır) Uyuşturucu ticaretinin saadet zincirinde hem devleti hem milleti satan çetelerin devlet içerisindeki ahlaksızlıkları yerden yere vurulurken, aynı çetenin içerisinde öteki kolu oluşturan, PKK adına hareket eden kaçakçı aileler “Mağdur demokrasi savaşçıları” olarak sunuluyor... Bu mafyatik ilişkilerde, paranın paylaşımından çıkan kavgalar sonucu yok edilen uyuşturucu baronları “Faili meçhul kurbanı hak arayışçıları” diye millete yutturuluyor...


Özel birim var haberi yok
Oldu mu “arkan sağlam” olacak. 2001 yılı ile ilgili üç-beş satır ok kendisini gösterince Mesut bey “yandaş” kanallarda meseleyi kendisine göre izah fırsatı buldu... Aynı kanal Tantan’a yanaşmadı (patron korkusu mu?!)
Mesut Yılmaz, “2001 sorgusu için” şöyle dedi: “Sorgulanmasıyla ilgili bana hiçbir bilgi verilmemiştir.” İddialar havalarda uçuşuyor, generaller çeteci ilan ediliyor, “özel ilgilendiği birim” Mesut Yılmaz’a olan biteni yansıtmıyor!.. Kim inanır?!!


Mustafa Özbek ve  ART
Yeniçağ dün Türkiye’nin getirildiği noktayı ne güzel anlattı... Bizim gazete, Cumhuriyet ve ART, milletin mesleğin namusu için ayaktadır...
ART de işte bu yüzden basıldı..
Oradaki meslektaşlarımız büyük bir özveri ile bayrağı dik tutmayı sürdürüyorlar, baskılara karşı direniyorlar...
Bu kalenin de Komutanı olan Mustafa Özbek’i bir kere daha saygı ile selamlıyoruz.. Malum efradın linç kampanyası, polisin baskınının çok ötesine geçti.. 70 yaşındaki bu delikanlı, dünya nimetlerini bir kenara koyarak yüreğinin sesini vatanı için siper etmesinin bedelini seve seve ödüyor...
 Kalbimiz onunla...
Adalet tecelli edecektir...

Yazarın Diğer Yazıları