Abdullah Gül neden istifa etmiyor?

Arslan BULUT

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı,  “Kayıp trilyon”  davasında, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül hakkında,  “mevcut anayasal sistem gereğince, iddia olunan eylemlerin kanıt ve unsurları tartışılmaksızın, yasal imkânsızlık nedeniyle soruşturma yapılmasına gerek olmadığına”  karar verdi. Yasal imkânsızlık olarak Cumhurbaşkanı’nın ancak vatana ihanet gerekçesiyle ve Meclis kararı ile suçlanabileceği belirtildi.
Cumhurbaşkanı’nın göreve seçilmeden önce işlediği suçlardan yargılanıp yargılanamayacağı tartışılıyor. Anayasa Mahkemesi ise AKP hakkında açılan kapatma davasında Abdullah Gül’e de siyasi yasak istenmesi konusunda davanın kabulüne karar vermişti.
Şimdi parti kapatılır ve Abdullah Gül’e de beş yıl siyasi yasak gelirse, Türkiye siyasi yasaklı bir Cumhurbaşkanı tarafından yönetiliyor olacak!

* * *

Kayıp trilyon davasında birinci sanık Prof. Dr. Necmettin Erbakan hapse mahkûm oldu ve cezasını evde çekmesini karar verildi. Erbakan’ın ev hapsi cezasının infazına başlandı. Aynı suçtan sanık olan Abdullah Gül hakkında ise soruşturma açılamıyor.
Erbakan ve Gül aynı suçtan dolayı suçlandı. Birisine siyaset yasağı getirildi, seçime sokulmadı, diğeri ise Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Cumhurbaşkanı oldu!
Daha da garip olan bir durum var. Bu günlerde Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı yetkisiyle Necmettin Erbakan’ı affetmesi söz konusu!
İki kişinin aynı yüz kızartıcı suçu işlediği iddia ediliyor. Birisi yargılanıp ev hapsine mahkûm ediliyor, diğeri ise yargılanmadığı gibi Cumhurbaşkanlığına kadar yükselebiliyor, soruşturmada suç ortağı sayılan eski genel başkanını affetme yetkisine sahip olabiliyor.
Buna da hukukun üstünlüğü diyoruz  öyle mi?

* * *


Kayıp trilyon davasında şikâyetçi mevkiinde Hazine Müsteşarlığı var! Başsavcılığın verdiği,  “Cumhurbaşkanı yargılanamaz”  kararına itiraz hakkı var. İtiraz halinde dosya ile ilgili kararı mahkeme verecek. Tabii böyle bir itiraz beklenmiyor.
Konuyla ilgili olarak vatandaşın itirazları var.
Mesela diyorlar ki,  “Bu suçu herhangi bir vatandaş işleseydi, memur bile olamazdı. Abdullah Gül nasıl Cumhurbaşkanı olabildi? Savcı, ’suçsuz’ diyemiyor; ’suçu var ama ben yargılayamıyorum’ diyor. Bundan sonra gençlere, parti kasasındaki bir trilyonu zimmete geçirmenin yüz kızartıcı bir suç olduğunu nasıl anlatacağız?”
Bir başkası,  “Demokrasi ile yönetilen hangi ülkede bu suçlamalar karşısında cumhurbaşkanı koltuğunda oturabilir?”  diye soruyor.
Bir başka vatandaş da,  “İsrail’de cumhurbaşkanı, yolsuzluktan ve yanında çalışanlara sarkıntılıktan yargılanıp mahkûm edildi. Üstelik bu suçları cumhurbaşkanı iken işledi. Buna rağmen ’Ancak vatana ihanetten yargılanabilir’ demediler ve adamı yaka paça indirdiler!”  diyor.
 “Peki bu suçun vatana ihanetten farkı nedir?”  diye soranlar da var. 
Vatan gazetesine yorum gönderen okurlardan Mümtaz Güven ise  “Japonya’da bakanlar, adı yolsuzluğa karışınca intihar ediyor. Abdullah Gül de böyle yapsın demiyorum ama neden istifa etmiyor?”  diye soruyor.

* * *


Aslında Abdullah Gül’ün yüz kızartıcı bir suçtan hakkında soruşturma bulunduğu için Cumhurbaşkanı adayı olmaması, olamaması gerekirdi. Suç sabit olduğu halde  “Cumhurbaşkanı olduğu için yargılanamaz”  deniliyor.
Üzerinde böyle bir suçlama taşıyan bir kişinin, bir dakika bile Cumhurbaşkanlığı makamında oturmaması gerekir. Oturuyorsa, bu durum sadece Abdullah Gül’ün değil, bütün Türkiye’nin ayıbıdır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş