ABD'yle Rakka anlaşmazlığı

A+A-
Armağan KULOĞLU

İki haftadır, Fırat Kalkanı, Rakka ve Musul operasyonlarındaki hassasiyetleri, karşılaşılabilecek sorunları ve çözümleri ifade etmeye çalışıyorum. Şimdi Rakka konusu kapıya dayandı.

ABD, PYD'den vazgeçemiyor

Suriye'deki kontrolsüzlükten istifadeyle Kürt gruplar, PYD terör örgütü kontrolünde kuzeyde hâkimiyet kurdular. Bunda da, Irak'ın kuzeyinde olduğu gibi, ABD'nin desteğini aldılar. ABD'nin buradaki amacı, bölgede kendine müzahir bir güç oluşturmak ve Irak'ın kuzeyindeki oluşumla birlikte ittifakı büyütmektir.

Gerek ABD'nin, gerekse PYD'nin asıl hedefi IŞİD'le mücadele değil, kendi nüfuz alanlarını genişletmektir. Bu gerçek, Fırat Kalkanı operasyonunda kısa sürede alınan sonuçlardan görülmüştür. Bu nedenle ABD, yaklaşan Rakka operasyonunda vazgeçemediği PYD'yi kullanarak, hem PYD'ye ilave alan açmak, hem de Türkiye'nin bölgede daha fazla etkinlik kazanmasını engellemek istemektedir.

PYD, Türkiye'nin müdahalesi nedeniyle kuzeydeki koridoru kapatamamış, Afrin'den El-Bab'a ilerleyerek alanını genişletememiş, güneyden Menbic'le irtibat kuramamıştır. ABD, Türkiye'nin PYD'ye müdahalesinden hoşnutsuzdur. Bu kapsamda, Türkiye'nin Halep'in kuzeyinde PYD hedeflerini vurmasına ilişkin açıklama yapan ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "göz yummayacağız" ifadesiyle üstü kapalı bir şekilde Türkiye'yi bir anlamda uyarmıştır.

ABD şimdi de, esasını PYD'nin teşkil ettiği Suriye Demokratik Güçleri'nin (SDG), Rakka operasyonunda kullanılacağını açıklamıştır. Bu konuda hassasiyet gösteren Türkiye'yle görüşüleceği ifade edilmektedir.

ABD, Türkiye'nin müdahalelerinden endişeli

ABD, Türkiye'nin bölgede yarattığı etkinlikten rahatsızdır. Etkinliğin, PYD'nin zarar görmemesi ve Türkiye'nin son tahlilde Suriye konusunda söz sahibi olmaması için, belirli bir bölgeyle sınırlı kalmasından yanadır. Musul konusunda da benzer endişeyi taşıdığından, çeşitli politik manevralara başvurmaktadır.

Türkiye Rakka harekâtına katılmazsa, Rakka'nın da PYD tarafından kontrol edilmesine seyirci kalacak, bölgede var olan etkinliği azalacak, katılırsa da, PKK'nın Suriye kolu nu teşkil eden ve kendisine de tehdit olan bir terör örgütüyle birlikte hareket etme çıkmazına girecektir.

ABD'nin Türkiye'yi, Rakka'da PYD'yi kullanma konusunda ikna etmek için;

- İki hafta önce belirttiğim gibi, SDG'nin içinde PYD unsurlarının olmayacağı,

- PYD'nin Menbic'ten çekileceği, orada sadece SDG'nin diğer unsurlarının kalacağı,

- Musul harekâtına bir şekilde katılma imkânı verileceği,

- Rakka ele geçirildikten sonra PYD'nin orayı terk edeceği gibi, doğruluğu şüpheli argümanlar kullanması muhtemeldir.

Türkiye ne yapmalı?

* Türkiye'nin, ABD'nin bu oyunlarını, öngörülere dayanan politik ve askeri müdahalelerle ve diplomasiyi de sonuna kadar kullanarak bozmalıdır.

* Daha önce de söylediğim gibi Türkiye, Fırat Kalkanı harekâtını, ucundan kenarından değil, tam destek ve daha fazla kuvvet tahsisiyle süratle sonuçlandırmalı, yani Suriye cephesinde vites büyüterek emri vaki yapmalıdır. Bu konuda gecikilmektedir.

* Menbic'in temizlenmesi konusunda beklememelidir.

* 90x45 km.lik sahayı güvenli bölge ilan ederek, bir taraftan mültecilere yaşam imkânı sağlayacak tedbirler alırken, diğer taraftan da mültecileri buraya taşımaya başlamalıdır.

*10 Eylül 2016 tarihli yazımda belirttiğim gibi Afrin'e operasyon dile getirilmelidir. Bu uygulamayla, Menbic-Afrin hattının her hâlükârda birleşmesinin önüne geçilecek, hem de bölgedeki Türkmenlerin, sınırın ve bölgenin güvenliği sağlanmış olacaktır.

Güney bölgemizde oynanan oyunun esası, sözde "Büyük Kürdistan"dır. Suriye'nin ve Irak'ın siyasi bütünlük içinde toprak bütünlüğü bu tehdidi önler. Bu nedenle Türkiye, ABD'nin tutumunu da dikkate alarak, Suriye için, Rusya ve Suriye yönetimiyle iş birliğinde bulunmalı, buna İran'ı da dahil etmelidir.

Bütün bunlar için de güçlü bir TSK'ya ihtiyaç vardır. Güçlü ordu, güçlü Türkiye demektir. TSK'yla uğraşmaya son verilmeli, yapılan yanlışlıklar düzeltilmelidir.

Cumhuriyet Bayramınız kutlu olsun!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları