Abesle iştigal...

Ahmet SEVGİ

Çoluk çocuk birlikte sabah kahvaltısı yapıyoruz. Sunucu kız televizyonda köşe yazılarını okuyor. Derken kulağıma  “fışkı, dışkı, abesle iştigal” gibi kelimeler çarptı. Baktım, ekranda Mehmet Barlas’ın bir yazısı... Merak edip gazeteyi aldım, okudum. M. Barlas diyor ki:
“Yersiz, yararsız, içi boş ve anlamsız şeylere kafayı takıp, bunları tartışarak yaşamını geçirenlere ‘Abesle iştigal ediyorsun’ denir ya...
Eğer konuştuğunuz dilin özüne inmeye ilgi duyuyorsanız sözlüğü açarsınız ve ‘Abes’ kelimesinin kökenini anlamak istersiniz. Osmanlıca sözlüklere göre Arapça’dan (Abe) türemiş ‘Abes’ kelimesi “Davarın kuyruğunda kuruyup kalan dışkı ve ters’ anlamına geliyormuş. Günümüz Türkçesinde ise ‘saçma, absürt, gereksiz, yersiz, lüzumsuz’ gibi anlamlar taşıyor ‘Abes’ kelimesi.” (Sabah, 15/11/2013)
Konuşup yazdığım dilin özüne inmeye çalışan birisi olarak “abesle iştigal etmek” deyiminde geçen “abes” (ayın+be+peltek se) kelimesinin “dışkı”yla ne ilgisi varmış diye sözlüğe bakma ihtiyacı duydum.
Yanlış hatırlamıyorsam Mehmet Barlas Antepli olacak. O zaman büyük dilci Antepli Mütercim Âsım’ın “Kâmûs Tercümesi”ne bakalım:
Abes: Lu’b u lehv eylemek mânâsınadır ki bî-fâide amelden ibarettir. (Mütercim Âsım: Kâmûs Tercümesi, Matbaa-i Osmâniye, C. 1, İst. 1305, s. 356)
Gördüğünüz gibi burada “dışkı, fışkı” diye bir şey yok.
Sakın, Mehmet Barlas yanlışlıkla “peltek se” ile değil de “sin”le yazılan “abes” (ayın+be+sin) kelimesine bakmış olmasın... İşte buldum... “Abes: Devenin kuyruğuna yapışıp kalan fışkı kurusuna denir. (Age., C.2, s. 258)
Korktuğumuz başımıza geldi. Mehmet Barlas farklı bir kelimeye bakmış. Yani Sayın Barlas’ın söz konusu ettiği “abesle iştigal etmek” deyiminde geçen “abes”in dışkıyla mışkıyla bir ilgisi yok.
Mesele biraz 19. yüzyılın sonlarında edebiyatçılar arasında cereyan eden “abes-muktebes” tartışmalarına benzedi. Hani 1895’te Hasan Âsaf, ” Mâlûmât “ dergisinde ” Burhân-ı Kudret “ başlıklı bir şiir neşretmiş ve bu şiirdeki:
“Zerre-i nûrundan iken muktebes//Mihr ü mehe etmek işâret abes” beytinde geçen “abes“le “muktebes” kafiye olur mu, olmaz mı konusu yıllarca tartışılmış, Latin alfabesine geçilip “sin, sad, se” tek harf haline gelince tartışma da bitmişti ya. O hesap, korkarım bu gidişle kelimeler de birbirine karışacak yahut en azından kelimeler arasındaki nüanslar unutulacak...
Latîfe bir yana ben Mehmet Barlas’ın yerinde olsam hiç de konuşup yazdığım dilin özüne inmeye, Osmanlıca sözlüklerde kelime aramaya gitmem. Osmanlıca sözlüklerde kelime bulmak bir merasim... Oturur, önce “Yeni Türkiye”nin özelliklerini yazarım, sonra Erdoğan’ı överim ve konuyu “barış süreci”yle tamamlarım, kimse de beni eleştiremez, eleştirseler bile “Barışa karşılar, kan dökülsün istiyorlar” diye bir yazı döşenir, rakiplerimi sustururum. Lakin işin içine sözlük mözlük girdi mi olmuyor işte...
Son söz:
“Mehmet bu sözü fışkılı dışkılı söyleme// Seni sîgaya çeken bir Molla Ahmet çıkar.”

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş