Açılım, değişim ve ezber bozmak...

Ahmet SEVGİ
Son yılların en revaçta olan kelimelerinden birkaçını söyler misiniz? diye sorsam eminim hepinizin vereceği cevap aşağı yukarı aynı olacaktır: Açılım, değişim ve ezber bozmak... O zaman gelin yaklaşık on yıldır bizi peşinden sürükleyen bu sihirli kavramlar ve çağrışımları üzerinde kısaca duralım...
Önce  “açılım” ... Sözlükler “açılım” ı  “açılmak işi, açılma”  şeklinde tanımlıyor... Şöyle hafızamı bir yokluyorum. Büyüklerimiz bizlere  “Fazla açılmayın, zararınızı, kârınızı iyi hesap edin, ayağınızı yorganınıza göre uzatın, aksi halde sıkıntıya düşersiniz” diye nasihat ederlerdi. Son senelerde hep  “açılım” la yatıp  “açılım” la kalkmamız bana büyüklerimizin bu sözlerini hatırlatıyor. Büyük sıkıntılara gebe olmadığımızı bal tutup parmağını yalayanlardan başka kim söyleyebilir?
 “Değişim” e gelince... Kubbealtı Sözlüğü  “değişim” i  “Değişmek işi; canlıların, atalarından veya alışılagelmiş şekillerinden farklı özellikler kazanması, varyasyon” şeklinde açıklıyor. Demek ki  “değişim”  kuzunun kurt olması yahut gülün diken olması gibi bir şey... Son zamanlarda halkı dininden ve milliyetinden soğutma gayretlerinin temelinde yatan gerçek işte budur. Her akşam televizyon ekranlarından evimize davetsiz misafir olarak giren malum zevatın bütün gayretleri de milleti dininden ve milliyetinden uzaklaştırarak ucûbe bir topluma dönüştürmek değil midir? Onların ikide bir Kürt açılımı, Ermeni açılımı, Roman açılımı, Alevî açılımı gibi konuları ele alarak bir kısım vatandaşlarımızın bilinçaltı tepkilerinin kin ve intikama dönüşmesini doğuran konuşmalarının masumane bir görüş beyan etmekten ibaret olduğunu mu sanıyorsunuz?.. Bu milleti dün Rusya’ya peşkeş çekemeyen sözde liberaller, bugün kuzu postuna bürünerek  “açılım, değişim, ezber bozma”  lakırdılarıyla toplumu dininden ve milliyetinden uzaklaştırarak AB’nin uşağı haline getirmenin peşindeler... Türk kelimesinin telaffuz edilmez olması veya televizyonlarda eline Kurân mealini alarak -Kurân’ı doğru anlayabilmenin bir ihtisas işi olduğunu bilecek kadar bile izana sahip olmayan- bana göre bu böyledir, İmam-ı Azam yanlış anlamış gibilerden tafra satan kerameti kendinden menkul nevzuhur İlahiyat uzmanlarının (!) türemesi tesadüf müdür?
Esasen bizi üzen bu mahut kişiler değil. Onlar baştan beri din ve milliyete düşmandılar. Huylu huyundan vazgeçmez. Bizi asıl üzen bazı vatandaşlarımızın parti taassubuyla bu yıkıcı ve bölücü kalemşörlerin safında yer almasıdır.
Liberallik maskesiyle gazete köşelerinde ve televizyon ekranlarında boy gösteren malum zevatın dillerinden düşürmediği bir başka ifade de  “ezber bozmak”  tabiridir. Nedir ezber bozmak? Sözlükler onu da  “Alışılagelmişin dışına çıkmak, sıradan ayrılmak, farklı söylemler üretmek”  diye tarif ediyor.
Sizleri bilmem ama bu tanımı okuyunca benim ilk aklıma gelen Cenap Şahabettin’in şu sözü oldu:  “Eski ve yeni şeyler ne kâmilen iyi ne kâmilen kötü; gerek gençlerin ve gerek ihtiyarların en büyük hataları bunu bilmemekten neşet eder.” Maalesef, bizim yarım (yabancı desem her halde daha uygun düşerdi) aydınlar farklı şeyler söyleme illetiyle mâlûl... Söyledikleri doğru mu yanlış mı bu önemli değil. Önemli olan; bilinenin ve alışılagelmişin dışına çıkmak... Gayet tabii, o zaman birtakım doğrular yanlış, yanlışlar da doğru olarak takdim edilecek... Zaten onların ulaşmak istedikleri hedef budur. Kurt dumanlı havayı sever misali doğruyla yanlışın birbirine karıştığı bir kargaşa ortamı yaratarak halkı inançlarından ve kültüründen soğutmak ve emperyalist güçlerin uşağı hatta oyuncağı haline getirmek... İşte  “açılım, değişim ve ezber bozma”  masallarıyla sürüklenmek üzere olduğumuz gayya kuyusu...
Tehlikeyi göstermekten başka elimizden bir şey gelmiyor. Keşke gelseydi...
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş