Açılım-saçılım, ayrışım!

A+A-
Altemur KILIÇ

Başbakan, AKP Genel Başkanı Erdoğan, önceki gün PKK’lıların Habur’da ve Diyarbakır’da, “zafer kahramanları”  gibi, PKK bayrakları, “Biji  Apo” avazeleriyle, coşkulu karşılanmalarından  rahatsız olmuş..  “Bu provokasyondur” demiş!...
Önce adını koymalı, menşeini saptamalı; dışardan “provokasyon”  mu?... AB, ABD projelerıyle başlatılan “açılım” büyük bir provokasyonun ta kendisi!
 Güya “Milli Birliği” sağlamak için başlatılan  “açılım”, milli birliği, Türkiye’nin “birliğini”, bölünmez bütünlüğünü sarsmakta! Türk devletinin,  TSK’nın sabrı sınanıyor! 
Başbakan, daha sonra uçağına aldığı   gazetecilere; “Bu, böyle giderse sil baştan yaparız” demiş!... Eyvah ki  eyvah!... Şair Eşref,  “Yeni bir şehzadenin doğduğunu”  ve adının  “Ertuğrul” konduğunu söylediklerınde, “Eyvah” demiş; “gine Osmanlının başına geldik” ... Erdoğan olaylar üzerine “sil baştan”, “açılımının”  başına döndü... Yenilen pehlivan güreşe doyamazmış;  Erdoğan da, bütün olanlara ve görüntülere rağmen  “açılıma”  doyamadı; haydi bir  deneme daha... Bir hüsran daha, ta ki, millet uyanana ve “artık dur durduğun yerde”  diyene kadar. ... Fakat millet uyanmakta ve de çıldırmakta! Nihayet Askerlerin de sabırları taşıyor.

Yargı

Başbakan ve Adalet Bakanı, Habur’da yaşanan hukuk ihlallerinin, PKK’lıların “anında” serbest kalmalarıyla sonuçlanan “operasyonun” tertipçileri! Yargı ve adalet hiç bu kadar pervasızca ayak altına alınmamıştı! Yüce Divanlık bir durum!
DTP’liler, Ahmet (neden- nasıl) Türk Diyarbakır ve Habur’da olanlardan dolayı “pişman” değil, dönen PKK’lılar cinayetlerinden dolayı  “pişman” değiller. Anlaşılıyor ki Erdoğan da, esasta hiç pişman değil, suç “provokatörlerde”!
Başbakan “Böyle gideceğini” ve olayın siyasi malzeme yapılacağını ön görmemişse, dirayet ve basiretinden ve de, Türkiye’yi yönetme ehliyetinden şüphe etmek gerekir!  
Ama, süreçte, “hazmettire hazmettire” devam etmekte kararlı milleti, bölücülükle mücadeleyi kabız edene kadar!

Apo tarafı
İmralı’daki Apo hiç pişman değil, iftiharla  “Baykal haklı” diyor ve benim projem artık  “devlet projesi” oldu diye şişiniyor, göbeğini kaşıyor! İftihar etmekte haklı; devleti silahla yenemedi, ama, oturduğu yerden, istediği yere, dize getirdi!

İstanbul
“Türk” (!) Avrupa’dan, “en büyük Kürt şehri” dedikleri İstanbul’a gelecek Zafer kahramanlarının da ayn hatta daha fazla coşkuyla karşılanacağını haber verdi’!.. “Organizasyon” tamam. “provokasyon”  yolda! Sözde “Türk”  itiraf ediyor; “Dönüş” TC’nin yıl dönümü olan 29 Ekim’den bir gün gün önceye özellikle, bilhassa ayarlanmış!. “... Sanki Türkiye Cumhuriyeti’nin sonu kutlanacak”!
İstanbul’da çok Kürt kökenli var.. Çoğu her Türk vatandaşı gibı serbestçe, iş- aş bulmak için bu büyük kente gelmişler! Ve sayıları milyonları bulmuş... Hoş gelmişler; kimsenin buna karşı çıkmaya hakkı yok; yıllarca çıkılmadı da, ta ki PKK ve bölücüler çıkana kadar... Ve 28 Ekim’de,   PKK yandaşı Kürtlerin İstanbul’da kontrolden çıkacakları muhakkak.. İstanbul Türk şehri. Bu şehrin asıl sahipleri Türkler var! Erdoğan, maazallah oluşacak “iç savaş” manzaralarına gene “provokasyon”  mu diyecek? Asıl sorumlu kim olacak? Her zamanki gibi olayları bastırmak için mücadele edecek. “Polisler mi?” Hayır, asıl sorumlu AKP iktidarı olacaktır! Bu da “Yüce Divanlık”!

Musibetten hayır
Bu olayların hayırlı bir tarafı var: Bu sayede yılların gerçekleri ve gafletleri ortaya çıktı; Apo’nun gerektiği gibi idam edilmemesinden, O dağda iken Cumhurbaşkanı tarafından huzuruna “barış” postacıları gönderilmesinden, Erbakan’ın Apo ile temas aramasından ve Devletin resmi kurumu MİT’in Apo ve PKKlılarla temas etmelerine kadar.
The Economist yazıyor. Beyaz Saray sözcüsü Dezimnen teyit ediyor: Meğer Türkiye hükümeti Apo ve PKK ile yıllardır görüşüyormuş! Eski MİT Müsteşarlarından Sönmez Köksal’ın “barış yolu haritası” Erdoğan ve Apo’nun yol haritalarıyla çakışıyor! Şimdi Apo’nun “Baykal haklı,  açılım benim projem” demesine neden hayret ediyoruz ki! Apo’nun yol haritası devlet projesi oldu! Bu olaylar konusunda, gazete ve televizyonlarda yorumları ve analizleri hayret ve ibretle izliyorum. Bu adamların beyitleri hep Barış ve Kürtlerin hakları ve haklılıkları üzerine... Türklerin haklarından ve bölünme tehlikesınden söz edenler azınlıkta.
Hepsi hamamda Türkü söylüyorlar. Bölücülük olayını, tarihini bilmiyorlar ve açılımlar sonunda neler olacağını, son olayların ışığı altında bile görmüyorlar! Türkiye ciddi bir yol ayrılığında, ayrışımda: Bir tarafta son olaylara rağmen ciddi tehlikeyi görmeyen “gafiller”  diğer tarafta olayları ve “açılımı” hâlâ destekleyen PKK’yı haklı gören, “Büyük Kürdistan’a” destek veren “vatan hainleri” var! En kötüsü Türk  devletine hâlâ sadık, “Ne mutlu Türküm diyene” diyen Kürt kökenli vatandaşlarımız bu zaafı görünce bu gerçekleşen “emele” kaymazlar mı? Ne füsunkar kelimedir, “Barış”. Ama ne pahasına?

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları