"Açılımda" Bilim ve Teknik!

Altemur KILIÇ

“Kürt Açılımını” koordine etmekten sorumlu İçişleri Bakanı Profesör Beşir Atalay bu konudaki, ilk “açılımı” yaptı: Uygulanacak “Bilim ve Teknik” yöntemlerini anlattı, fakat “özü”  açıklamadı! Uzun süreceği belli olan bu sürecin ana teması “Geçmişten ders alıp geleceği birlikte kurmak’!” Atalay “Hükümetin referansı ve zamanlaması Apo ve haritası değil” der. İnisiyatifin, Apo’ya bırakılmaması gerek. Ama itiraf etmeli ki, “açılım” Apo’nun inisiyatifiyle başladı... Medyadaki malum kişiler, köşeler Apo’nun -DTP/PKK’nın- muhatap sayılmasında hâlâ ısrarlılar. Apo, 15 Ağustos’ta planını açıklayınca, önleyici vuruş yapmış olacak... İnisiyatif onlarda!  Bakan, Öcalan’ın 15 Ağustosta açıklayacağı taleplerin, kendilerini bağlamayacağını söylüyor. Ancak “gerçek dünyada” bu talepler ister istemez, nazarı dikkate alınacak ve muhtemelen, bazıları kabul edilecek! Nitekim, bakanın peşinen kabul ettiği, DTP’nin sürece katkısı, aslında, Apo’nun talepleri hatta daha fazlası! Sonunda, Apo’nun talepleri, bazıları muhakkak dikkate, alınacak!  Atalay  “acelemiz yok”  diyor ama aslında,  çok acelemiz var!


Demokratik açılım
Yeni  “açılımın” adı; ‘Demokratik açılım’. Ama gerçekte gene de “Kürt açılımı” Üzerine ne kadar lavanta sürerseniz sürün, üzerine hangi etiketi koyarsanız koyun, artık bu adı değiştiremezsiniz! Beşir Atalay, “açılımla” etnik sorunlar hususunda bir “Türkiye Modeli” oluşturulacağını umuyor. Bizim sözde aydınlar, öteden beri diğer ülkelerdeki İspanya’da, İrlanda’da ayrılıkçılığa karşı, sözde çözümlerin mesela “federasyon sisteminin” örnek alınmasını isterler. Bu konuda, her ülkenin tarihi ve güncel koşulları vardır. “Model” olamaz! Hem İspanyada ETA Bask ayrılıkçılığının bitmediği, İspanya’dan, daha dün gelen terör eylemiyle belli oldu... “Verip kurtulmak” isterseniz daha fazlasını isterler!


Araştırma
Bakan, Kürt sorunu konusunda, enine, boyuna, derinlemesine ve çok boyutlu araştırmalar yapıldığını söylüyor. Doğrusu bu, zorunlu ve önemli, bir başlangıç! Politikacı olmaktan öte, bilim adamı Atalay’ın doğru yaklaşımı. Sorunun tarihi gelişmesinde ve Kürt ayrılıkçılığının geçmişinde, yabancıların tahrikleri araştırılmalı, bilinmeli ve bunlardan muhakkak  ders alınmalı ‘Mesela, Kürt bölücülerin, 1921’de  “Sevr”deki talepleriyle, Apo’nun, DTP’nin bugünkü talepleri arasındaki benzerlik ve paralellikler bilinmeli! Şeyh Sait ve dizi Kürt ayaklanmaların, Kürtlerin kimlik ve kültürel hakları, iş, aş sorunu olmadığı ve fakat bu faktörlerin “bölücülüğü tahrik etmek için kullanıldığı” gerçeği unutulmamalı! Velhasıl sorunda “tabular aza” - boş beyaz tahta yok! Sayın Bakanın, benim bu konuda yazdığım “Büyük Kürdistan-Küçük Türkiye”  kitabıma da bir göz atmasını, naçizane tavsiye ederim. Ben, Atalay’ın bilgisine ve bilimsel araştırma çabalarına karşılık, bugün iktidarda olanların, Cumhurbaşkanı Gül’ün, Başbakan Erdoğan’ın, bazı danışmanlarından, medyadaki, sözde “uzmanlardan”, kulaktan dolma aldıkları bilgiler dışında, sorunun, boyutları ve derinlikleri hakkında, fazla şey bildiklerini sanmıyorum. Bu gerçekler de onları fazla ilgilendirmiyor... Öyle olunca da, şimdiye kadarki yaklaşımları yüzeysel kaldı, politikaya, oy hesaplarına, AB isteklerine endekslendi... Daha acısı, Türklerin sadece bir “alt kimlik” olduğunu söylediler, TC’nin temel kuruluş felsefesini inkâr ettiler! 
Medyadaki bazı yazarların niyetleri, her halde halisanedir, ama çoğu, gerçek boyutları  “cin gibi-hınzır gibi” bilirler de, söylemek, yazmak işlerine gelmez!


Hangi adla olursa
Kısacası, umutlara, vaatlere rağmen “Kürt açılımı” daha doğrusu bildiğimiz anlamda, adına ne kadar güzel etiketler koyarsanız koyun, olay şimdiki süreçte devam edecek. Bir umut, Atalay’ın bilimsel araştırmalarından bu hakikatin ortaya çıkması! Kötümser olmak istemiyorum ama gerçekçiyim. Bu “demokratik açılımla” bir yerlere varılmayacağına, aksine bunların bölücüler ve destekçilerine imkan vereceğine inanıyorum.. Cehennemin  yolları iyi niyet ve gaflet taşlarıyla doludur! 
Göreceksıniz, Atalay’ın sözünü ettiği “pozitif” açılımdan, kendilerine göre, “negatif anlamlar” çıkaracaklardır!
Yaşar Kemal’in bestelediği ve medyanın çaldığı, acılı  neşeli “fon müziği” devam ederken, vizyondaki film bölücüler ve düşmanlar için “mutlu sonla”, fakat uyanmazsak, TC için sonu “mutsuz sonla” bitecek!
(Devam edecek)

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş