Açılımın Diyarbakır izleri

Yavuz Selim DEMİRAĞ
Diyarbakır’a yaptığım son iki seyahatte “Açılımın izlerini buldum...” ancak bulduğum izleri sürmeye başlamadan önce sadece Türkiye’mizin değil dünyanın yaşayan en büyük entelektüeli Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı hedef haline getirmeye kalkışan “Açılım muhipleri”ne bir çift sözüm olacak.
“Türkiye’de milliyetinden utanma duygusunun, anti militarist asker düşmanı bir topluma doğru gidiş körüklenmektedir. Burada Avrupa devletlerinin kışkırtmasının olmadığını söyleyemeyiz. Asker vasfını kaybetmiş Avrupa, bizde bulunan bu vasfın yok olmasını istiyor. Açılım boş laf. Bunu isteyenler gitmez de, durmaz da.
Bütçemizi 20 yıldır götüren iç çatışmanın içindeyiz. Bu tip açılım ve uzlaşma söz konusu olamaz. Öyle kesip yapıştırmayla olmaz. Açılım demekle açılmıyor insan” diyen Ortaylı hocanın lafa değil bilime dayalı sözleri fena halde batmış. AKP’nin PKK açılımına karşı çıkan herkes yandaş medyanın hedefi haline getiriliyor. Bugün Prof. Dr. İlber Ortaylı’yı hedef tahtasına koyanlar dün de Albay Cemal Temizöz’ü yargısız infaz etmeye kalkıştılar. Yarın öbür gün sıranın kime geleceğini sessiz sedasız beklemek yerine ciddi tavırlar takınılmalı, hukuki yaptırımlar uygulanmalıdır.
Evet, Diyarbakır’da “Açılımın izlerini sürmeye” başladığımı ifade ettim. Nifak değirmenine nereden su taşıdıkları bazılarına göre bilinmese de bizce son derece sarih olan malum gazetenin toplam tirajının yüzde 75 - 80’inin Güneydoğu’da olduğunu tespit ettim. Üstelik 25 kuruşa bayilerde satılan gazete sabahın erken saatlerinde otel, restoran, kahvehane, hastane, adliye, otogar vs.ye ücretsiz olarak bırakılıyor. Bu gazete ile beraber yandaş medyanın Diyarbakır’da devam etmekte olan bir davaya müdahil olmaya kalkışması, dahası yalan haberlerle davanın seyrini değiştirme çabaları adliye bahçesine kadar uzanmış durumda.
Cuma günkü duruşmanın öğle arasında ellerinde çeşitli fotoğraflar bulunan 5 - 6 kişi yakınlarının kaybolduğunu, devletin hiç olmazsa cenazelerini, kemiklerini teslim etmesini isteyen sloganlar atıyordu. Duruşmadaki avukatlara “Bunlar kim?” dedim. Ellerindeki klasörleri açıp yüzlerce sayfalık ifade ve tutanaklarda dışarıda iddia edilen isimlerin hiç birinin isimlerinin olmadığını beyan ettiler, müdahil avukatlar da sessiz kalarak ilgisi olmadığını kabullenmiş oldu. Aynı günkü gazetelerde bu kişilerle ilgili röportajlar vardı. Ertesi günkü sayfalarda “Reddi hakim talebi” haber olarak görülmezken yine hayali iddia sahiplerinin fotoğraflı haberleri yayınlandı. Sayıları altıyı geçmeyen bu kişilerin yanlarında Uluslararası Af Örgütü ve yabancı basının temsilcilerinin bulunduğunu belirtmeliyim.
Albay Temizöz, öğleden sonraki savunmasını yaparken, Cizre’de yıllarca kayıp olduğu iddia edilen Hacı Sorgül’ün Mahmur kampından gelen Cizre’li iki kişiden biri olduğunu vurgulayarak, “Hacı Sorgül kayıp, ailesi mağdur, güvenlik kuvvetleri töhmet altında. Hacı Sorgül Mahmur’dan dönüyor, yine devlet suçlanıyor. Hacı Sorgül ve ailesi yine mağdur.
Habur’dan giriş yapan dağ ve ova kamplarından gelen grup tüm ısrarlara rağmen pişman olmadıklarını ifade etmelerine rağmen basına yansıdığına göre DTP’lilerin, “Savcılık yeni bir içtihat yazarak serbest bırakma kararı alabilir” tezini haklı çıkaracak şekilde bir kısmını savcılık, bir kısmını da mahkeme serbest bırakarak “Barış sürecine katkıda bulunmaktadır” şeklinde değerlendirme yapılmıştır.
Bizlere gelince (TSK personeli, korucu, itirafçı) gerek savcılık gerekse mahkeme aşamasında savunmalarımızı verdik. PKK terör örgütü amacına ulaşmak için bizleri her zaman hedef almış, bizler gibi mücadelede öne çıkmış personele yıllar önce özel olarak yönelmiş, yayın yoluyla yıpratıcı deşifre edici çalışmalar yapılmıştır. Kandil’den ve Mahmur’dan gelenlerin ifadelerine itibar edilmiş, yasal sınırlamalara rağmen serbest bırakılmışlardır. Bizler ise 15 - 16 yıl önce meydana gelmiş olaylar için soruşturma aşamasının başından itibaren tutularak, yasaya rağmen şüpheliden delile gitme yöntemi uygulanmış, şüpheli aleyhine oluşabilecek her şey yorumlanarak da değerlendirmeye alınmıştır. Sonuçta bugüne kadarki kovuşturma aşamasında da aleyhime oluşabilecek maddi bir delile rastlanmamıştır.” Albay Temizöz’ün 13 sayfalık son savunmasından kısa bir özet sundum. Açılımın izleriyle ilgili değerlendirmelere devam edeceğim.
  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş