Açılımların bedeli ve iktidar

A+A-
Özcan YENİÇERİ

“Kürt/Demokratik Açılım”ı ile  “Ermenistan Açılımı” konusunda yaşanan somut vakalar milleti fena halde rahatsız eder boyutlara gelmiştir. Özellikle “Demokratik Açılım” ile ilgili olarak iktidar yetkililerinin söylemlerinin eyleme geçmesi vatandaşın sabrını taşırmıştır. Çünkü bu kez durum çok somut ve farklıdır. Her şey de milletin gözü önünde gerçekleşiyor. İşin şakaya gelir yanı olmadığını vatandaşın anlamadığını sanmak, fena halde yanılmak demektir. Vatandaşın  “balık hafızalı” olduğu ve zaman içinde olanı biteni unutacağını uman iktidar bu kez sert kayaya çarpmıştır. Vatandaşı “hazmettire hazmettire” vatandan taviz verilmesine rıza göstereceğini düşünenler yanılmıştır. Çünkü vatandaşın vicdanı zedelenmiştir. “Bedeli ne olursu olsun” diyenler çok kısa süre sonunda “bedelin bu kadar ağır olacağını düşünmemiştik” noktasına geleceklerdir. Nitekim “elim kırılsaydı da..” ile söze başlayanların sayısının giderek artması tam da bunun göstergesidir.


Gazileri üzenler vicdanlarda mahkûm
Hikâye şöyle başladı: AKP İktidarı, “demokratik açılım” adı altında, sözde “terörü bitirmek için” bir gurup PKK’lıyı (formaliteler hariç) sorgusuz sualsiz ülkeye kabul etti. Halk, teröristlerin nasıl kahramanlar gibi karşılandığını gördü. Aynı halk, bu ülke için hayatını veren şehit yakınlarının ve vücudunun bazı parçalarını dağlarda bırakan kahraman gazilerinin sokaklarda nasıl itilip/kakıldığını da gördü. Vatandaş, nasıl devletin teröriste müşfik ve anlayışlı, şehit ve gaziye ise ceberut olabildiğine bizzat şahit oldu. Geniş halk kesimlerinin teröriste gösterilen ihtimamı da, gaziye yapılan saygısız muameleye de vicdanında bir yer bulması mümkün değildir. Bu nedenle yaşananların sosyal olduğu kadar siyasi sonuçlarının olmayacağını sanmak da fena halde yanılmaktır. Bütün bunları  “Anaların göz yaşları akmasın”  gibi popülist,  “25 yıldır çözülmeyen terörü bitirmek için yaptık”  türünden uçuk söylemlerle cevaplamak halkın zekasıyla fena halde alay etmektir. İnsanlık tarihi terörü bitirmek için teröriste yalvaran bir iktidar mantığına ilk kez şahitlik etmektedir. Düşmanının merhametiyle var olmuş bir devlet de yeryüzünde henüz yoktur.


“Ermenistan Açılımı” facia
Diğer yandan  “Ermenistan açılımı”  adı altında Zürih’te atılan imzalar ise tam anlamıyla bir faciadır. Atılan bu imzaların tek somut sonucu Türkiye ile Azerbaycan’ın arasını açmış olmasıdır. Bu protokollerin Ermenistan’a yüklediği ciddi bir yükümlülük yoktur. Türkiye’ye ise protokoller sınırların açılması ve ilişkilerin normalleştirilmesi yükümlülüğünü yüklemiştir. Türkiye, işgal altındaki Azerbaycan topraklarına ilişkin olarak protokollerde herhangi bir atıfta bulunmamıştır. Buna rağmen iktidar yetkilileri, Karabağ sorunu çözülmeden imzanın gereğinin yapılmayacağını Azerbaycan’a ve Türk kamuoyuna defalarca açıkladılar. Ermenistan Dışişleri Bakanı Nalbantyan ise atılan imzalardan ne anlaşılması gerektiğini şöyle açıklıyor: “Karabağ sorunu Türk/Ermeni ilişkilerinden tamamen bağımız bir sorundur. Bu protokolleri onaylayıp uygulamayacaksak neden imzaladık? Eğer bir taraf protokollerin onaylanması ve uygulanmasını erteleyecek, bu konuda sorunlar çıkaracaksa ortaya çıkacak olan olumsuz sonuçların sorumluluğunu da o taraf üstlenir”. Ermenistan tarafı ne yaptığının farkında olarak atılan imzaların ne anlama geldiğini biliyor. Buna karşın Türkiye tarafının sırf açılım olsun diye açılım yaptığı anlaşılıyor.
AKP İktidarının her iki açılımı da daha şimdiden Türkiye’ye çok pahalıya mal olmuştur. Birincisi içerde, ikincisi dışarıda Türkiye’nin başını ağrıtmaya devam ediyor. Halk, iktidarın amatörce yaptığı açılımlarla ilgili kararını seçimlerde verecektir. Olan, dışarıda Türkiye’nin çıkarlarına, içeride ise ülkenin barışına olacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları