Açlık

Haydar ÇAKMAK

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin 25. Maddesi insanların sağlıklı yaşaması için yeterli gıda, ev, giysi ve sağlık hizmetlerine sahip olma hakkını tanımaktadır. Ancak son bir haftadan beri yerli ve yabancı basın Somali’deki kuraklık ve kıtlığın neden olduğu açlık sorununu dile getirmektedir. Tanıdık fotoğraflarla birlikte manzara canımızı acıtmaktadır. Özellikle çaresiz ve güçsüz olan aç çocuk resimleri vicdanımızı sızlatmaktadır.
Açlık ve kıtlık sorunu sadece bu hafta gündemde olan Somali’nin sorunu değildir. Birleşmiş Milletlerin verilerine göre açlıktan dünyada günde 24 bin kişi ölmektedir. 6 milyarlık dünya nüfusunun 1.5 milyarı yoksuldur. Dünya Bankası uzmanları günlük 1.25 doların altında gelire sahip insanları yoksul saymaktadır. Dünyada bu sınırın altında 1 milyar 375 milyon insan bulunmaktadır. Günlük geliri 1.25-2.50 dolar arası olan nüfus 1 milyar 700 milyondur.(Bu konularda daha fazla bilgi “Uluslar arası İnsani Sorunlar” adlı kitapta bulunabilir, Kripto Yayınları, Prof. Dr. Haydar Çakmak )
Açlık, düşünüldüğü gibi sadece geri kalmış ülkelerin sorunu değildir. TASAM’ın geçen hafta Türkiye ile ilgili yayınladığı bir istatistikte Türkiye’de 381 bin kişi açlık sınırının altındadır. 13 milyon 108 bin kişi yoksulluk sınırının altındadır, 10 milyon 186 bin kişi de yoksulluk sınırındadır. Bu rakamları topladığınız zaman Türkiye’nin yaklaşık dörtte biri yoksuldur. Dört mevsimin bulunduğu, geniş tarım arazilerine sahip Türkiye gibi bir ülkede bu durum sadece insani bir dram değil, aynı zamanda siyasi bir skandaldır.
Somali olaylarını yabancı basın saptırarak vermektedir. Somali’de yoksulluğun ve adaletsiz paylaşımın en yoğun olduğu Güney ve Orta Somali’nin İslamcı El-Şebab örgütünün kontrolünde bulunduğu bölgeye su taşıma yerine yağmur duası ile yağmur sağlayıp su sorununu çözmek istemekl ve bölgeye yardımların engellendiği suçlamaları yapılmaktadır. Yağmur duası şüphesiz onların anlayışında çağdaş bir yaklaşım değildir. Biz de kısmen katılıyoruz. Uluslar arası yardımların engellenmesini de gayet tabii ki anlayamayız.  Ancak 18.Yüz yılın ikinci yarısından 20. Yüz yılın ikinci yarısına kadar yaklaşık iki yüz yıl Afrika, Uzak Asya ve Latin Amerika’nın zenginliklerini sömürerek gemilerle Avrupa’ya taşıyan ve buralara bir çivi dahi çakmayan bu insancıl, demokrat ve çağdaş batılıların El-Şebab örgütüyle bir benzerlikleri yok mudur.  19. Yüz yılda size medeniyet getiriyoruz diye bu ülkelere girip, oralarda yaşayan insanları çeşitli din, mezhep, kabile ve ideolojik ayrımlar yaratarak bir birlerini boğazlatmışlardır. Yüz yıl önce ektikleri ayrılık ve kavga tohumları bu gün meyvelerini vermektedir. Bunca yoksulluk ve soruna rağmen silah bularak birbirlerini öldürmeye devam etmektedirler. Bunlara silah verip birbirlerini boğazlatan bu medeni batılılar onun yerine ekmek verselerdi bu insanlık dramı yaşanmazdı. İlgi çekicidir dün medeniyet götürüyoruz diyen emperyalist ülkeler pişkin bir şekilde bu gün de demokrasi götürdüklerini iddia ederek Arap ülkelerine girmektedirler.
25 Temmuz 2011’de Birleşmiş Milletler Roma’da bir toplantı yaparak zengin ülkeleri gıda yardımı yapmaya çağırmıştır. Bu tür toplantılara batılı sömürgeci ülkeler büyük heyetlerle katılıp önemli rakamlar sözü verip, bolca reklam yaparak vaat ettiği rakamın ancak yüzde onunu verdiği tecrübelerle varittir. Sömürülen sömürüldüğü ile ölen de öldüğü ile kalmaktadır. Batılıların kurduğu bu düzen adil ve insani değildir. Batılı ülkelerde de çok sayıda ahlaklı ve insancıl kurum ve kişiler vardır. Ancak her ne hikmetse zalim zulmünü eksik etmiyor.   

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş