"Açlıkla Mücadele" haftası’nın ardından...

Ahmet SEVGİ

Geçtiğimiz günler (30 Mayıs-5 Haziran)  “Açlıkla mücadele Haftası” idi. Basında hiç yer almadı. Bence almaması da doğaldı...  Atalarımız boşuna dememiş  “Tok, açın halinden anlamaz”  diye... Dünyada 1.5 milyar insan açlık tehdidi altında yaşıyormuş, her yıl 600 bin çocuk açlıktan ölüyormuş, kimin umurunda...
Atasözü ve deyimler bir milletin dünya görüşünü ve hayat anlayışını yansıtır. Dolayısıyla, millet olarak  “açlık”  konusuna nasıl baktığımızı en iyi ifade eden elbette atasözlerimiz olacaktır. İşte onlardan birkaçı:
1- Acından ölmüşün mezarı yok. (Acından kimse ölmemiş.)
2- Aç doymam, tok acıkmam sanır.
3- Aç gezmekten tok ölmek yeğdir.
4- Acıyan uyumuş, acıkan uyuyamamış.
5- Aç aç ile yatınca arada dilenci doğar.
6- Aç bırakma hırsız edersin, çok söyleme arsız (yüzsüz) edersin.
7- Aç köpek fırın deler.
8- Acıkan yer ayrı, acıyan yer ayrı.
9- Aç, elini kora sokar.
10- Açık boğaz aç kalmaz...
Bu sözler incelendiğinde, atalarımızın açlık sorununa kayıtsız kalmadıkları; aksine onu enine boyuna tartışarak konunun önemini ve alınması gereken tedbirleri ortaya koymuş oldukları görülecektir.
Diğer taraftan yüce dinimiz İslâm da yardımlaşmayı ve açlıkla mücadele etmeyi emreder. Hz. Peygamberin  “Komşusu açken tok yatan bizden değildir”  özünü hatırlayalım.
Mehmet Akif’in manzumeleştirdiği  “Kocakarı ile Ömer” hikâyesini duymuşsunuzdur:
Halife Ömer’le İbn-i Abbas bir gece Medine sokaklarını teftişe çıkarlar. Bir müddet dolaştıktan sonra şehrin kenar mahallelerinde bir çadır dikkatlerini çeker. İçeri girdiklerinde yaşlı bir kadının, “Açız! Açız!” diye ağlaşan torunlarını susturabilmek için suyun içine çakıl taşları koyup kaynattığını görürler. Bu acıklı manzara karşısında Hz. Ömer’le Abbas gece karanlığında hemen beytülmale koşarlar. Ve Halife Ömer bir çuval un alır sırtına, Abbas da bir teneke yağ omuzlar, kan ter içinde yaşlı kadının çadırına gelip alelacele bir tutmaç pişirerek yetimlerin karınlarını doyururlar. Yaşlı kadına da kısa zamanda kendisine maaş bağlanacağı müjdesini vererek çadırdan ayrılırlar.
Kısaca özetlemeye çalıştığımız bu hikâye de gösteriyor ki başta devlet başkanı olmak üzere herkesin açlıkla mücadeleye omuz vermesi gerekir. Ama ne yazık ki kapitalist düzen toplumun şuuraltına duyarsızlığı, nemelazımcılığı ve altta kalanın canı çıksın anlayışını yerleştirdiği için artık kimse başkasının aç mı susuz mu olduğuna bakmıyor. Devir tüketim devri... Herkes tüketme yarışında... Yemiyoruz, tüketiyoruz... Hazıra dağ dayanacak mı göreceğiz...

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş