"Açmazın" sorumlusu, sorunlu kim?

A+A-
Altemur KILIÇ

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Ulusa Seslenişinde,  “Türkiye’nin üniter yapısı üzerinde spekülasyona izin vermeyeceklerini, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışı içinde süreci yürüteceklerini” açıkladı.
Genelkurmay Başkanı İlker Başbuğ’un mesajından hemen sonra da  “Türkiye’nin üniter yapısı üzerinde spekülasyona izin vermeyeceklerini, tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet anlayışı içinde süreci yürüteceklerini” söylemişti. Orgeneral Başbuğ, Dumlupınar’da, şehitlikte, omuz omuza çarpışıp, toprağa birlikte düşenlerin mezarları başında, “İşte biz buyuz!” dedi! Gerçek olan da bu! Cumhurbaşkanı, Başbakan, Genelkurmay Başkanı bu gerçekte şimdi birleşiyorlar... Öyleyse, açılımla gelen sert tartışmaların, bölünmenin,  “ayrışma”  ihtimallerinin sorumlusu, sorunlusu kim, kimler? Ta başından olunması gereken noktaya gelinecekti ve aynı “çerçevede” buluşulacaktı da neden bu kadar kavga ettik?
Eğer bu anlaşma, baştan yapılmış, teyit edilmiş, tek çerçeve çizilmiş olsaydı, en büyük sorunumuz hususunda bütün kesimleri ve muhalefeti kapsayacak “milli birlik” temin edilir, -düşmanlara- bölücülere tek sesle meydan okunmuş olurdu! Ama Başbakan, en başta söylemesi gerekenleri en sonunda -kendisine olan güveni tükettikten sonra- ve sıkıya gelince söylüyor.
Hükümet, başından beri başlattığını ilan ettiği süreçte “Nereye kadar?” sorusunu karşılayacak bir çerçeve çizmedi... CHP ve MHP, Atatürkçüler, içeriğini bilmedikleri, anlamadıkları açılım çerçevesinin içine girmek, hamulesinin, rotasının ne olduğu ve kimler tarafından çizildiği belli olmayan bir gemiye binip “suça” ortak olmak istemediler..
Muhalefete, kamuoyuna güven vermeyen başka hususlar da var! Mesela, “açılım” nasıl ve kimin inisiyatifiyle başladı? Karayılan’dan, APO’dan gelen mesajlarla... “Bu fırsatı kaçırmayalım” diye! Ne kadar inkâr edilirse edilsin, ne kadar “demokratik milli projedir” denirse densin, Hükümetin açıklama yapmadan önce, APO’nun yol haritasını beklediği ve açılımın içeriğini buna göre açıklayacağı belli idi! Hem Erdoğan, APO’nun “yol haritasıyla” uyuşmayacak bir  “açılımın” başından battal, tatbik kabiliyeti olmayan, abesle iştigal olacağını, bilmez mi?  O ve koordinatör bunca gün havanda su dövdüler. Anlayanlara, alçak namert dediler... Erdoğan bunları söyleyeceğine, açılımın “Yol Haritasını”  muhalefete anlatsa, onları ikna etse ve desteklerini alsaydı daha münasip olmaz mıydı? Bütün bu kavgalar olur muydu? Şimdi işin bam teli veya fay, hattı İktidara ve Erdoğan’a ve amacı hususunda güvensizliktir! “Güven” kolay kazanılmaz ve hele Devletin tepesine “güvensizlik” kolay giderilemez! Başbakan Erdoğan, Ulusa ne kadar seslenirse seslensin!

Ya yandaşlar
Bir şey daha var; medyadaki, akademyadaki yandaşları açılımı günlerdir Anayasada Türklük-üniter-ulus devlet konularında değişiklik olarak anlatır, yorumlarken Erdoğan, muhalefeti alçaklık ve ihanetle suçladı, ama bu yazılanları hiç yalanlamadı, aksine zımnen kabullenmiş oldu!
Evet, hiç olmazsa çizilen ve üzerinde anlaşılmış görünen genel çerçeve içinde, açılımım tam içeriği, şimdi açıklansa! Özellikle, bölücüleri memnun etmek için DTP/ APO muhatap kabul edilecekler mi? Eyalet sisteminin, federasyonun yolu açılacak mı. (Yandaşlar neden olmasın diyesiler.) Anayasa değişikliği ile “TÜRKLÜK” kavramı yok edilecek  Kürtçe Eğitimden, sonra muhakkak arkadan gelecek  “Çerkezce, Lazca vb. eğitim” diye Türkiye’nin “dillerle” bölünmesine mi gidilecek? Yoksa daha doğrusu, Kürt kardeşlerimize, her vasıtayla, radyo ve TV ’den Türkçe öğretilmesi, “tek dil- tek millet”i sağlamaz ve bizi “tek bayrak- tek devlet”  altında birleştirmez mi? “Kürtleri kendi dillerinde konuşmaktan men ettik” deneceğine, onlara neden Türkçe öğretmedik diye sormak gerek! Ama bu daha fazla yapılmış olsaydı “asimilasyon” diyeceklerdi. Acaba Sayın Koordinatör Prof. Beşir Atalay, bu konuları da araştırıyor mu? Yoksa Gül’ün “Norşin”, Erdoğan’ın “Potamya” demesiyle ve dağlardan “Ne mutlu Türküm diyene” nakaratının silinmesiyle mi, Türkiye’de “Birlik” sağlanacak?
 En önemli soru: “Açılımda” genel af var mı, hem alt yapı hazırlanmadan ve APO ya da af var mı?... Artık gerçek olan “cinlerin”  tepemize çıktığı şu bağlamda “Başbakan” Erdoğan’ın “ulusa seslenişinde” sözde katıldığı “çerçevenin” içeriğini de açıklaması vacip oldu... İşin, ABD’nin “Dead line”ı (Türkçesi, “ölüm çizgisi”) son kesim tarihinin beklenmesine tahammülü yok! Yoksa o  “çerçeve” boş olarak elde kalır. “Sesleniş”, “ulusla eğlenmiş” olur! Cinler tepemizde!

 

SON DAKİKA
APO demiş ki;  “Meşhur Altemur Kılıç, kırk yıl Florida’da yaşadı. Hatta Milli Birlik Komitesi’nin tüm elemanları Amerika’da eğitilmişlerdir.”
Zırva tevil götürmez, cevap vermeye de değmez ama, hemen açıklayayım: Ben Amerika’da New York’ta öğrenci, BM de görevli, sonra Washington’da Büyük Elçilik Basın Müşaviri, New York’ta Orta Elçi olarak fasılalarla, yıllarca bulundum. Florida’da kırk yıl değil, torunlarımın yanında kaldım... Eşim tedavi gördü, ben eğitim filan görmedim... APO nun istihbaratı buysa!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları