Ada gerçekleri kabullenilmeden çözüm olmaz...

Hüseyin Macit YUSUF

Kıbrıs’ta müzakereler yeniden başladı. Kıbrıs sorununa çözüm bulmak amacıyla yürütülen kapsamlı müzakereler çerçevesinde KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu ile Rum Yönetimi Başkanı Dimitris Hristo-fiyasko geçtiğimiz hafta bir araya geldiler. Yapılan açıklamaya göre taraflar bu ilk görüşmede, mülkiyet konusunu ele aldılar. Müzakerelere şimdilik haftada bir görüşme yapılarak devam edilecek.
Çeşitli merkezlerden yapılan açıklamalarda müzakerelerin yeniden başlaması konusunda memnuniyet belirtilirken tarafların sorunun çözümüne oldukça yaklaştıklarının da altı çizildi.
BM ve AB yetkililerinin bu doğrultuda kamuoyunu yanıltıcı açıklamalarını yadırgamamak elde değildir. Gerek BM ve gerekse de AB, Kıbrıs sorununun taraflarca çözülmesinin çok güç olduğunu bilmelerine rağmen nedense ada gerçeklerini ve adada olan biteni kabullenmek  istememektedir. Sorunun çözülmesinin anahtarı aslında bu önemli merkezlerin adada olan bitenle ilgili doğru teşhisi koymalarından geçmektedir. Mesela Rum tarafının 1963’te adayı Yunanistan’a bağlamak, Enosis’i gerçekleştirmek üzere Kıbrıs Türklerine saldırdıkları, soykırıma giriştikleri, Kıbrıs Cumhuriyetini yıkarak Kıbrıs Türklerinin haklarını gasp ettikleri ve geçen süreçte bu Cumhuriyeti bir Rum Cumhuriyetine dönüştürdükleri kabul edilmelidir. Mesela AB, Kıbrıs Cumhuriyeti’ni değil, hükümranlığı sadece adanın güneyinde geçerli olan Rum Cumhuriyeti’ni üye yaptığı gerçeğini kabullenmelidir. Mesela Anlaşmalara göre iki garantör Anavatanın, yani Türkiye ve Yunanistan’ın, üyesi olmadıkları hiçbir Kuruluşa Kıbrıs’ın üye yapılamayacağı ilkesini göz ardı ederek Rumları üye yaptıklarını artık sadece kapalı kapılar ardında değil açıkça dillendirebilmelidir. BM de 4 Mart 1964 tarihinde aldığı 186 nolu karar dahil olmak üzere günümüze kadar aldığı tüm Güvenlik Konseyi kararlarının yanlış zemine oturtulduğunu, adada iki eşit halkın varlığını ve bu halkların self-determinasyon hakları, kendi geleceklerini belirleme haklarının olduğunu artık kabullenmelidir. Emperyalistlerin yönlendirdiği ve yönettiği AB ve BM’nin bu gerçeklere gözlerini açması mümkün müdür? Ne yazık ki değildir. Bu gerçeklerle yüzleşmek emperyalizmin ve onların adadaki ve çeşitli merkezlerdeki uşaklarının işine gelmemektedir.
Bu bağlamda BM Genel Sekreteri Ban ki-Moon’un müzakerelerin yeniden başlaması nedeniyle gönderdiği mesajı içeriğinden, vurgu yaptığı noktalardan dolayı, yadırgadığımı belirtmek istiyorum. Ban’ın mesajında, tarafların, Mart ayında, görüşmelere ara verilmeden önce önemli ilerleme sağladıklarını belirterek, varılan yakınlaşmalardan dolayı cesaretlenmiş olduğunu ifade etmesi kepazeliktir. Ban hangi ilerlemeden ve hangi yakınlaşmadan bahsetmektedir?Birkaç ay önce adaya yaptığı ziyarette, Rum tarafının uzlaşmazlığı yüzünden, tarafların ortak bir açıklama dahi yapamamış olmaları ‘ilerleme ve yakınlaşma’mıdır?
Ban, mesajında iki liderin görüşmelere BM parametreleri, Güvenlik Konseyi kararları ve 23 Mayıs ile 1 Temmuz 2008 anlaşmaları temelinde devam edecek olmalarından da cesaretlendiğini kaydetmiştir. Ban; 2. Cumhurbaşkanı Talat’ın Kıbrıs Türkünün iradesinin tersine ve muhalefetine rağmen yaptığı anlaşmaların geçersiz olduğunu bilmiyor mu? Kıbrıs Türkünün bu nedenle Talat’ı Cumhurbaşkanlığından ve görüşmecilikten al aşağı ettiğini bilmemekte midir? Kıbrıs Türkünün yeni seçtiği Cumhurbaşkanı Eroğlu’nun iki devlete dayalı çözüm ve içinde egemen KKTC’nin olmayacağı bir anlaşmayı kabul etmeyeceği için bu makama getirildiğini bilmiyor mudur? Ban, bu gerçekleri bal gibi biliyordur. Ancak ne var ki emperyalist merkezlerden aldığı emirlere de uymak zorundadır.Bu nedenle Kıbrıs Türkünün iradesi ile çelişen mesajları göndermekte ve bizlere adeta hakaret etmektedir.
AB’nin de BM ’den farkı yoktur. AB’nin Kıbrıs sorununa bakış açısı üyeleri Kıbrıs Rum kesimini koruma ve kollama üzerine kurulmuştur. Müzakerelerin başlaması ile ilgili AB adına  yapılan açıklamada çözüm için Kıbrıs’ta açık bir fırsat penceresini olduğu vurgularken Ban ki Moon’la adeta söz birliği edercesine Kıbrıs Türkleriyle Rumların seçimler öncesi (KKTC’deki Cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesi) kritik konularda aşama kaydettikleri belirtildi. Açıklamada, AB’nin kendi  kriterleri temelinde adada çözüm için gerekli her türlü yardıma hazır olduğu da belirtildi.
Velhasıl emperyalizmin bu en önemli iki kurumu ve emperyalist güçler Kıbrıs gerçeklerini içlerine sindirmeden bu kafada gittikleri müddetçe anlaşma olması mümkün değildir. 50 yıla yakındır sürdürülen müzakerelerden bu nedenle sonuç alınamamıştır. Bir elli yıl daha; 500 yıl daha da geçse yine de alınamayacaktır.

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Günün Karikatürü
Yeniçağ karikatur / Emre Ulaş