Adalet üstüne

A+A-
Agah Oktay GÜNER

Silivri’de Ergenekon Davası’na bakan mahkemenin karar celsesinden önce, duruşmaya sanık yakınları dâhil hiç kimse alınmayacaktır, yolundaki açıklaması bir taş gibi yüreğime çöktü. 1980 sonrası “MHP ve Ülkücü Kuruluşlar” davasında yaşadığım zamana gittim. Silivri mahkemesinin bu kararının ne kadar yıkıcı olduğunu yaşayanlar bilir. Bunun savunması; “mahkemenin düzeni ancak böyle temin edildi!” olamaz. Devlet her şartta düzeni sağlar. O zaman tutukluluğum sonunda vardığım tespitlerden birisini ifade edeyim. Avukat ve hâkimler stajları sırasında en az üç gün olsun tutukluluğu yaşamalıdır. Hürriyetsizliğin ne demek olduğunu o zaman çok daha iyi anlar hale gelirler.
Kur’an-ı Kerim’de: “Allah, her hususta adalet ve insaf gösterenleri sever” buyruluyor. Adalet ve insaf. Bizi yargılayan mahkeme eşiniz ve çocuklarınız salona gelemez gibi saçma bir hüküm vermedi. Ancak duruşma salonuna girmek bir dertti. Bize 5-8 metre mesafedeki yakınlarımıza bakmamız, salondaki askerler tarafından devamlı süngü tehdidiyle yasaklandı. Bunları yaşadık. Savcımız, hukuktan nasipsizliğin zulüm heykeliydi. Mahkeme başkanı savcıya nispetle hukuka saygılı bir hâkimdi. Savcının çıkmaz sokağa soktuğu davayı hukukun içine çekmeye çalışsa da gayretleri boşunaydı. Çünkü iddianamenin bir bölümü Marksist felsefe sözlüğünden olduğu gibi tercüme edilmişti. Savunmamda bütün bu rezillikleri savcının ışıktan nasipsiz alnına çivi gibi çaktım. Neye yarar. Arkadaşlarımla tutukluluğun çilesini hepimiz çektik. 8,5 yıl kamuda hizmet alamadık, pasaportsuz yaşadık.
Eflatun; “Adaletsizliği ifa eden, çekenden daha sefildir” diyor. Devletin sarsılmayan temelinde en güçlü taş adalettir. Adaletsizlik ve zulüm sade ona uğrayanı perişan etmekle kalmaz bütün toplumu tehdit eder. Bir sel gibi, bir yangın gibi adaletsizliğin zulmü her yeri kaplar, işgal eder. Büyük devlet adamı ve büyük sûfi Gandi: “Haksızlığa yönelip bütün insanların senin peşinden gelmeleri yerine, adaletli davranıp tek başına kalman daha iyidir” diyor. Sade demekle kalmıyor bu dediğini devlet hayatına da uyguluyor. Kâinata hükmeden Yaradan’ın kanunları adaletsizliği asla affetmez. İlahi sistemde adalet gecikse de bir gün mutlaka hedefini bulur. Şiddeti, gecikme ölçüsündedir. İlahi adaletin kesin delili; herkesin hiçbir ayrım olmadan mutlak ölümüdür. Evet, herkes ölür. Adalet ve cesaret beraber yürür. Zalimlerin emrinde olan hukukçuların adalet dağıtmaları mümkün değildir. Onlar efendilerinin nimetiyle beslenen ev köpekleri gibidir. Havlamaları bile efendilerinin işaretine bağlıdır. Tarih boyunca iktidara baş eğmemiş nice yiğit, yürekli hukukçu vardır. Bunlar devirlerinin süsü ve iftiharıdır. Adaleti çiğneyenler, emirle saptıranlar olduğu gibi dimdik duranlar da vardır. Tek parti döneminin 1944 davalarında onuruna gölge düşmeyen tek kurumu Askeri Yargıtay’dır. 1980’den sonra açılan davalarda da yine Askeri Yargıtay “tarafsız, objektif” tutumuyla öz cevherini koruduğunu göstermiştir.
“Bir devletin devamı ve bekası ancak adaletle mümkün olur” diyen Hz.Ali adeta dünya tarihini özetlemiştir. Adalet evet yine adalet... Toplumun gelişmesini sağlayan “güven duygusu” adalet ortamında gelişir. Ülke yönetmesini gerçekten bilenler; özel çıkarları ve parti görüşlerini aşar, devletin anayasa ve diğer temel kanunlarını esas bilir. Devlet adamları sevilmeye değil, adil olmaya önem vermelidir. Devlet adamı adaleti namusu gibi aziz bilmelidir. Kinden uzak durmalıdır.
Bu bayram acılı ve hüzünlüdür. Suriye sınırından gelen kurşunların şehit ettiği canlarımız, Ermenilerin vurduğu çobanımız, Somali’de kaybettiğimiz komiserimiz, PKK’nın kaçırdığı, öldürdüğü insanlarımızın acısı kurşun gibi bağrımıza çökmüştür. Bunlar yetmezmiş gibi “Silivri Mahkemeleri” ...
Evet, bugün her şeye rağmen milletimize mutlu bayram diliyorum. Milletçe Yaradan’a sığınıp adaletin gerçek olduğu, hukuka güvenin yeniden kurulduğu, insanlarımızın eşit fırsatları paylaşarak, uyum içinde yaşayacakları hür bir toplum olmamız için dua edelim. Hiç şüphesiz gayreti elden bırakmadan!..

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları