Adana'daki "O aile"

A+A-
Altemur KILIÇ

1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle Adana’da düzenlenen miting, atılan sloganlar ve asılan bayraklarla terör örgütü PKK’nın gövde gösterisine, Apo’ya  “sadakat”  show’una dönüştü! Bu yeni bir şey değil: DTP’nin her toplantısında PKK bayrakları ve Apo sloganları dalgalanır!
DTP/PKK’nın bu gösterisine karşı, Adana’da bir Türk ailesinin karşı gösterisi vardı: Dört kişilik aile, evlerinin balkonuna Türk bayrağı asmışlar ve göstericilere Türk bayrakları sallamışlar! PKK/DTP’lilerin mukabelesi,  “Yuh”  çekmek oldu! Yani Türk bayraklarına  “Yuh”!
Ben Adana’daki kahraman aileyi alkışlıyorum!

DTP nedir?

Geçenlerde DTP Batman Milletvekili Ayla Akatata, Apo’ya “sayın” demekten de öte biat etti ve Apo “yolunun”  “çözümün” yolu olduğunu açıkça söyledi... DTP’nin Apo’nun PKK’nın partisi olduğundan kimsenin şüphesi olabilir mi? Acı ama komik olan bu partinin milletvekilleri olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil edilmeleri! Kim kimi kandırıyor? Herhalde DTP’liler gafil değiller, ne yaptıklarını, ne istediklerini biliyorlar! Ama affolunmaz gaflet bu sözde milletvekillerini, TBMM de muhakkak tek ayaküstünde, sureta, ant içtiklerini bile bile onları orada tutanlarda!
Adana mitinginin hemen ertesi günü PKK’nın yeni alçakça saldırısı, gene 4 şehit ve arkasından cenazeleri ve  “Kanları yerde kalmayacak”  sözleri!
Devir-teslim töreninde Orgeneral Başbuğ ve Orgeneral Koşaner çok doğru sözleri arasında, gene doğru bir tespitte bulundular: TSK teröristlerin hakkından gelmeye, yani  “yılanın kuyruğunu” ezmeye kadirdir! Ama yılanların  “başları”, sadece Kuzey Irak’ta değil, içimizde ve dışımızda, başka taraflardadır! Kısacası PKK, gafletimizden yararlanıyor, cesaret alıyor!
Ve Başbuğ Paşa çok haklı; bilumum düşmanların maksadı Türkiye’de kanlı bir Kürt-Türk kavgası çıkarmak ve sorunu uluslararası platforma çekmek! Adana’dakı o ailenin karşı gösterisi anlamlıdır: Türk milleti artık bağrına yerleşmiş bölücülerin azgınlıklarına karşı sessiz kalamaz.
Abdullah Öcalan’a ‘sayın’ diye hitap eden DTP Diyarbakır Milletvekili Selahattin Demirtaş, ’Türkiyeli’ kavramına vurgu yapmış ve  “Türkiye’de barışı, Çerkez, Kürt, Arap ve Türk halklarının getireceğini”  söylemiş. Yani  “üniter” değil “çok halklı devlet”  istiyorlar, Atatürk’ün “Ne Mutlu Türk’üm diyene” anlayışını reddediyorlar. Demirtaş, “Sayın Öcalan’ın barış çağrıları dikkate alınmıyor”  diyor! O, Apo’nun, Türk ulus-devletine ve üniter yapısına, ilk kurşunları sıkan ve Türklerle Kürtler arasına nifak sokan, eşkıya başı olduğunu unutacağımızı mı sanıyorlar? “Barış” nerde? PKK tarafından katledilen şehitlerimiz ve dört yeni şehidimiz pahasına mı?

Ve Yayla da

2006’da İzmir’de bir toplantıda  “Bu adam”  dediği Mustafa Kemal’e sataşan Profesör Atilla Yayla, bir generalimizin  “Bizim diğerlerinden bir farkımız, onların oyu varsa, bizim silahımız var”  demesine tutulmuş, Silahlı Kuvvetler’in durumu hakkında uzun felsefe yapmış. Onun ve benzerlerinin de  “kalemleri”  varsa, ordunun da silahları var! TSK, o kalemler sayesinde zafer kazanmadı. TC, devrimler, demokrasi oyları sayesinde gerçekleşmedi; bunlara karşı ve evet  “silahların gölgesi”  altında yapıldı... Uzun lafa ne hacet: bugün de, TC’yi  “koruyacak”  olan yüzde 47 oy demokrasisi ve Yaylaların kalemleri değildir!

  • Yorumlar 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları